Eklenme Tarihi : 15.06.2019
Okunma Sayısı : 85
Yorum Sayısı : 0
Etiketler
kul mehmet
kul mehmet
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
17.07.1487 : Şah İsmail doğdu. 1501-24 arasında İran'a hükmeden Safevi hanedanının kurucusu, İran'ı Sünnilik'ten Şiiliğe geçirdi.

17.07.1867 : Marx'ın "Das Kapital" adlı eserinin ilk cildi yayımlandı.

17.07.1907 : Resim sanatında Kübizm akımı doğdu.

17.07.1947 : Büyük Doğu dergisi yazı işleri müdürü Necip Fazıl Kısakürek 6 ay hapis cezasına mahkum oldu.

Sözlerimden Bir Demet Devam Ediyor...


Sözlerimden Bir Demet Devam Ediyor
 
birdemet çiçek ile ilgili görsel sonucu
 
  Bakan gözlerin çoğunda eksik bir şey var göremediği için, insanlığı diken sanarak dikenleri alıp hem kendi hem de diğer insanların gönül’e ördüğünden dolayı idrak edemediği içindir çırpınması, yalana gerek yok göremedim demesi yeterlidir!
 
  Bir çay demle sen koksun, uzun zamandır yanımda yoksun, haydi gel de gönlüm neşene doysun.
 
 Gerçek olan adaleti bilmeyenler, yalanlarıyla son viraj olan ölüme, yani sondan önceki viraja girerken hayatın içindeki gerçeği ve söylemiş olduğu her şeyin yalan olduğu hakikatiyle yüzleşerek şoku yaşayacak Şok! Şok! Şok! Artık geriye dönüşte yok…


  Bir roman bir şiir olup gönüllere yazılacağımıza, saklanarak kaçmanın yaşamanın ne gereği var?
 
  Bir ömür boyu kış uykusuna yatmaya ne gerek var? Gülücüklerimizle uyanmak gönülleri güldürerek gülmek var iken, neden hala kış uykusuna uyanmamak üzere yatıyoruz?
 
  Eze eze öğrenemeyeceğiz hiç bir şeyi! Birbirimizi severek gülmeyi öğreneceğiz, ezerek yok ederek bir şey öğrenilmez, kaybedilir ancak!
 
  İnciterek kırarak bir kazanç sağlayamayız, ancak kırarak kuruturuz, ellerimizde kuru odundan dal parçasından başka bir şey geçmez, kuru dal ve odunda ancak yakılır, vesselam.
 
  Sanki mutsuzluk savaşındaki piyonlarız, mutsuzluğu yıkan mutluluğu getiren şampiyonlar olabiliriz, bizi piyon gibi kullananları yıkarak izin vermeyerek…
 
  Her şeyin bir izi kalır yeryüzünde, rüzgârla yağan karla gelen sel ile silinse de, aşkın dudaklarda bıraktığı tat silinmez, bir ömür boyu dudakta gönülde kalır. Hasret gönülde derin yaralar açsa da bu tadın güzelliğiyle hasrette sabırla çekilir.
 
  İnsanlar gerçekten birbirini sevmiş olsaydı ne Mecnun çölde Leyla’sını arardı ne Ferhat Şirin için dağları delerken eli boş kalmaz birbirlerine kavuşurlardı! Gerisini de ilerisini de anlatmaya gerek yok…
 
  Ne çölde kalan Mecnunu Leyla’sı için feryadı duyuldu, ne Şirin için dağları delen Ferhat’ın ne kazmanın vuruşuyla feryat eden dağların Şirin şirin diyerek, bağrının yarılması feryadı duyuldu. Eğer Mecnunun çöldeki feryadı perişanlığı ve Ferhat’ın ve dağların delinirken feryadını duysalardı Mecnun gibi kurur, dağlar gibi parça parça parçalanırlardı. İnsan bu böyle duygusuz ve hissiz körlenmiş olunca her türlü zulmü kendinden başkasına, reva görüyor!
 
  Yalan, dilde çıkınca, akıldaki hakikati yanlış şekillendiren bir kafa karışıklığı fikir bulantısı ve görme hissetme kaybına neden olacak bir hitabet, doğruyu yanlış yapan bir söylem şeklidir.

Mehmet Aluç
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Sözlerimden Bir Demet Devam Ediyor... başlıklı yazı kul mehmet tarafından 15.06.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )