Kimi anlatsam sizlere;
Kimi söylesem?
Anlatılır anlatılmasına da…
Yalnızlığı giyinir kerpiç evler,
Mülayim bir hava solurum sokaklarda.
Buhar olur isyanlarım o vakit!
Mahsun sitemler kulağıma çalına dursun;
Kefaretimle serbest kalırım nefretin meclisinde.
Bir darılıp, bir barışır yine sevgililer,
Kimi gözyaşını akıtır şehrin çanağına,
Kimi hüzün revirlerinde bir müptela!
Sendelemeden düştü aşk,
Derisi soyulmuş bir ceylan,
Şimdi dizleri yara bere.

// //

Sandım ki;
Hegemonyası tükenen fedoal krallıklar üzerine,
Meşru bir krallık kurmaktayız biz!
İmbatlar telaşsız vuruyor bu defa kıyılarıma,
Ütopyalarım emziğiyle öksüz kalan bir bebe!
Tatbikatta iklim sarı saçlı kızla,
Isındırıyor kendini insanlara git gide…
İbadet ediyor güvercinler kanatlarıyla,
Zalim avcının tüfeğinden de acı ayrılık!
Bir sarhoş masasında meze yüreğim,
Dalgın heyecanlar köprüsünde,
Düşlerimi kuşatmış yediverenler…
Ahkam kesmedi aşk, kızaran yanaklarıma,
Ağlayamadım…

// //

Akdeniz’in suları kadar cilveli,
Doğurgan nefesimde iklim hazan mavisi!
Monşer kılığında örselenmiş hisleri,
Acılarım eksilir ayrılık kümbetlerinde.
Oysa makberdi göğün rastlantısı,
Zifir eksiltirdi kalabalıklar.
Zerdali misali soyunurduk kabuğumuzdan,
Salon arası yalnızlıklar eşelerdi düşlerimizi.
Korku bedenindeyken,
Nefesine sokulurken acıtan çıban yaraları…
Virgülü olmayan heceler ısıtırdı yüreğini.
Fındık kabuğuna benzerdi aşk…
Koruyamadığı tanesineydi tüm özlemi!
Çiğnenirdi ağızlarda o çok sevdiği,
Yollara dağıtırdı acıtan kabuklarını…
Yersiz soygunlarım kadar aksi,
Amaçsız ve çokça tiryaki…
Yakılmalı bu sevda!

// //

Anarşist eylemlerimde ele başı özlemin,
Takvası matemli yas havası tadında.
Fecrin kızıllığı irkilir bedenimde,
Siluetin geceye binlerce alemdir yakın!
Kezzapla örselenmiş yamalı gençliğim,
Gün ağarması, sensizliğime en somut delil.
İtilafta şimdi yarınım ve yokluğun,
Kudüs ya da Mekke sevdası,
Kimi zaman divane tekfurlar misali…
Uçurtmalarla salarım yüreğinin şavkını!
Tarçınlarını toplarım ayaz kışlardan,
Saçaklanan dallarına düşer yakamozlarım.
Rüşvet koyar kalbime sevdanın asil rengi,
Menfur bir operasyon suçüstü yakalar ikimizi.
Her dizede eksiliyor şarkının ederi,
Dik kafalı ve hantal olmaksa kaderi,
Yaz üşüdüğü an,
Düşer yüreğinden aşkın sefilliği…

// //

Çimdikler seni de göğsümü saran o telaş,
Serüvenin yalnızlaşır yutkunamadığında.
Gölgen sıkılanır git gide karanlığa,
Mor menekşe toprağına küskünleşir,
Hidayet ecnebi kokar zamanın buğusunda.
Duman duman özlemin ciğerlerimde,
Gözlerim on dokuzuncu mevsim şimdi…
Issız hafızama tek tek atılır,
Teninin ayrılık çentikleri.,
Yosun gözlerin kadar uzak,
Bu başka bir dilde aşk…

// //

Umut dehlizlerinde paçavra bir soygun,
Arsız ikindi yağmuruyum iklimine küskün.
Payitahtın engin denizlere ulaştığında,
Çocuk haylazlığımı alırsın koynuna.
Esnetir yine gecenin çengelli gözleri,
Sensiz gelirsin bensizliğin arenasına.
Kekik kokusu yankılanır ormanlarında,
Yalnızlıkla demlenirsin hayatın burcunda.
Yıldızların kernettiği bir düş arası,
Tahta sandukaların kulak dolgunluğu..
Senin sesinle konuşuyor bu şiir,
Ve yalnızca öyküme kalabalık ediyor bu yürek!
Ezeli ebediyet sende eksilmişliğim,
Say ki;tükenmeyen bir umman…

…………………………………….

Hiçlikte bir varlıktır,
Yokluğunda sana susamam gibi…


‘’İçimde düşünen çok kelime var…’’


KmlFrk (toprak)

04:45

Balıkesir


( Sağanak Yağışlarında Kertilir Çocuk Düşlerim başlıklı yazı Toprak tarafından 27.03.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu