Eklenme Tarihi : 24.06.2019
Okunma Sayısı : 119
Yorum Sayısı : 1
Etiketler
ozgur998
ozgur998
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
17.07.1487 : Şah İsmail doğdu. 1501-24 arasında İran'a hükmeden Safevi hanedanının kurucusu, İran'ı Sünnilik'ten Şiiliğe geçirdi.

17.07.1867 : Marx'ın "Das Kapital" adlı eserinin ilk cildi yayımlandı.

17.07.1907 : Resim sanatında Kübizm akımı doğdu.

17.07.1947 : Büyük Doğu dergisi yazı işleri müdürü Necip Fazıl Kısakürek 6 ay hapis cezasına mahkum oldu.

  • Masal

  •  

    Çok masal dinledim

    Küçüktüm

    Yedi cüceler ile ormanda gezdim.

    Biraz büyüdüm

    Masallar da büyüdü

    “Oku da adam ol, baban gibi”.

    Masal tamam, adam oldum da, o da belki

    “Neden?” sorusu  takıldı aklıma,

    Masallar büyümeseydi benimle keşke

    Yalan kalsalardı

    Yalanlara masal dendiğini görmeseydim de

    Masal dinlemenin tadı masal gibi kalsaydı dilimde

     

     

  • Delikanlı

  •  

    Be hey insanoğlu

    Kendine dokundurmadan

    Başkasına nasıl dokunursun,

    Hele hele

    Başkasına dokunulmasından

    Kendine pay nasıl çıkarırsın,

    Amacın ne ola ki

    Sana dokunulmasın mı istersin

     

    Adam ol adam

    Aptal sanma başkalarını,

    Önce kendine dokun

    Sonra da de ki:

    “Hadi şimdi herkes kendine dokunsun”

    Ben de o zaman diyeyim sana

    “Delikanlı”

    Yoksa “Çakma delikanlı”

     

     

     

     

     

     

  • Çekilmezim

  • Çekilmez haldeyim

    “Son defalar” takıldı aklıma, kemiriyor

    “İlk defalar” ın tılsımı nereme kaçtı ki,

    Dedim ya çekilmezim

    Sabırlar olsun çekenlerime

     

    Kendimi dövesim geliyor, bazı bazı

    Vazgeçiyorum,

    Düşünmezliğimde değilim ki

     

    Bazen boşveresim geliyor da

    Boşu nereme vereceğimi bilemiyorum

    Hani, yaramazlık yapamasın

     

    Yaşlandım galiba ben

    Ama

    Yaşım kadar,

    Yaşlanmadı dünyam

     Hadi çık işin içinden

    Dedim ya,

    Çekilmezliğimdeyim zamanımın

     

  • Anam

  • Nenem, anam, hemşirem, karım, kızım

    Kadının adı yok derler ya,

    Bok yemişler

    Hepsi canımın adları

     

    Sizsiniz,

    Varlığımın nedeni

    Yaşamımın sebebi

    Vatanımın direği

     

    Sizi dövdük

    Size sövdük

    Sizi kara bezler ile Tanrı’dan sakladık

    Size cennet sunuldu

    Biz kıskandık

    İki büyük kasımız var diye

    Dünyada cehennemi yaşattık

     

    Senin karnına sıpa koyup eşşekliği yakıştırdık

    Senin sırtına sopayı hak görüp, erkek olduk

    Seni çifte koşup, öküzlüğümüzü okşadık

     

    Oysa sen

    Odun taşıdın sırtında, üşümesin oğlum dedin

    Uyumadın gecelerce, hastayken meleğim oldun

    Askere yolladın beni, yaşamadın ben dönene dek

    Şehit oldum, benimle öldün, yine de yalnız bırakmadın

    Mermiyi sardın ruhuna, ıslanmasın istedin

    Yavrun ölürken, başka yavrular ölmesin diye

     

    Sen anam,

    Benim için yaşayan

    Meleğim, cennetim

    Senin yüzüne nasıl bakayım,

    Yine de başımı okşuyorsun

    Sana cennet olmaz ise dünya

    Ben nice gebereyim

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Demokrasi

  •  

    Hatıralarımı karıştırdım dün gece

    Yağmur var çisil çisil, içim bir ferah, uzandım geçmişe

    Mahallemiz vardı küçükken, sevimli, şen, şakrak

    Misket oynamaya bayılırdık, mahallenin yaramaz veletleriydik

    Ama çok severdik birbirimizi, kıyamazdık ütülene misket oyununda

    Bir amcamız vardı, adı Demokrasi

    Her gün oyun başlamadan önce, misketleri dağıtacak olanımızı seçtirirdi bize

    Ütmeyi sevmezdik, her gün misketleri toplardık kırmızı-beyaz torbamıza

    Ertesi günü, seçilen içimizden biri tekrar dağıtırdı misketleri

    Ve oyun hep yeniden başlardı, üzülmeden, ağlamadan

    Gürültü de ederdik hani, ama herkes izlemeye gelirdi bizi

    Bir curcuna, bir heyecan ver yansın

     

    Bir gün Demokrasi amcamız hastalandı, evinden çıkamadı

    Öyle üzüldük ki, sandık ki oyunlarımız artık bitti

    Muhtar amca vardı, adını hatırlamıyorum, istemiyorum da

    Dedi ki bize, bundan sonra artık bu arkadaşınız misketleri hep dağıtıp-toplayacak

    Ve hep bizim evin önünde oynayacaksınız ve gürültü de etmeyeceksiniz

    Aldı bizi bir şaşkınlık, ne yaptık ki biz

    Demokrasi amcamı gördüm hasta hali gözü yaşlı

    Oynayamaz olmuştuk artık

    Ne neşe kalmıştı mahallede ne de gürültü

    Sessiz, ölü gibi sokaklar

    Arkadaşımı gördüm sonra

    Elinde misketler sokakta, dağıtacak kimse yok, oyun da yok

    Yanından geçtim usulca

    Mırıldandı bana

    “Aslında Demokrasi amcamı ben de özledim”

    Hadi Demokrasi amca çık evinden artık

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Asistanıma

  •  

    Selam sana küçüğüm,

    Yeni geldin biliyorum ürkeksin.

    Sana  çömez denecek, bozulma olur mu

    Bu sempatik bir payedir

    Küçüğe sevginin ifadesidir

    Valla yalan değil

     

    Bazen kızacaklar sana, hani fırça derler ya o

    Bazen haksız yere deyip kahrolacaksın

    Fazla kafana takma olur mu,

    Çünkü hayatta seni anlamayan

    Senin de anlamadığın çok insan olacak

     

    Biliyorum nöbette çok yoruldun

    Benim de ayaklarım sızlardı, maymun gibi olurdum

    Ter kokar, saçım yağlanır

    Yediğim tostlar götümden çıkmamak için inat ederdi

     

    Çalış küçüğüm, çalış ki öğrenesin

    Kimbilir kimlerin hayatı senin kurtarmanı bekliyor

    Öğren ki kendine saygın artsın

    Kendine güven ki ATATÜRK’e layık ol

     

    Ben senin abinim küçüğüm

    Dövsem de, sevsem de

    Bil ki sen benim gönlümün çiçeğisin,

    Kurutmam seni

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Kalın sağlıcakla

  •  

    Çocukluğumda sokak diye bir şey vardı

    Hani o parmaklarım kanayana kadar misket oynadığım

    Hani okuldan gelipte arkadaşlarımla

    Kaldırıma koyup çantalarımızı, oyuna daldığımız

    Yaa, çok özledim onu

     

    Geçen gün sarhoş kafayla tünerken kaldırımda

    Gözlerim takılıverdi iki taşın arasına sıkışmış kalmış bir miskete

    Ruhum daraldı sanki,

    Aldım onu taşların arasından

    Evirdim çevirdim elimde

    Sonra sıktım var gücümle

    Unutamadım senin sıcaklığını, dostluğunu dercesine.

    İçimde bir hüzün

    O kıllı kocaman ellerim

    Küçüldü, küçüldü içimde

    Taa ki, ben misketle oyuna başlayana dek

    Küçük Uğur olupta

     

    Sonra ayakkabılarıma ilişti gözüm

    Hiç boyamam ya, küçükken de öyleydim

    Çamurlu gezerdim hep.

    Hatırlarımda, annem “bıktım senin ayakkabı eskitmenden derdi”

    Babacığım da üç kuruş maaş alırdı zaten

    Şimdi baktım da beş yıldır ayakkabı almıyorum, eskimiyor ki

    Yürüdüğümmü var yollarda, çocukluğumdaki gibi zıpır zıpır

     

    Ya, hatırlamıyorum şu “kafe” lafını ilk ne zaman kullandım

    Yoktu ki, nereden çıktı bu laf

    Ne güzeldi oysa kızları sıkıştırmak, öpmek

    Hava kararınca azıcık, okulun arkasındaki çalılıkta,

    Ah ah, nerede o korku heyecan şimdi,” aman babam duyar”

     

    Perşembeler yok mu o perşembeler

    Düğün bayram olurdu içimde çarşamba akşamları

    Sabah olacak, annem kalk oğlum diyecek

    Sonra ver elini Perşembe pazarı.

    Neler neler var orada; gönlümün incileri

    Bir cennet sanki, bir sürü insan, bir sürü ses

    “Gel vatandaş gel incirin iyisi burda”

    “Hadi olum şundan bi kilo gatıve gari”

    “Aman oğlum çok pahalı dedin”

     

    Üşüdüm sonra, kaldırdım başımı baktım,

    Yanımdan bir sürü insan geçiyor da

    “Bana ne” diyor içimdeki küçük;

    Ne birisi Ayşa teyzem

    Penceresineden bir tas su uzatan bana,

    Ne Ahmet amcam, geçerken hep başımı okşayan

    Ne de burası benim mahallem, otursam da içinde

     

    Yok be anam yok

    Haydi bana eyvallah

    Ben gidiyorum mahalleme,

    Ben büyümemişim daha, istemiyorum da

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Sivri

  •  

    Bulamadıysan eğer, Karşı çıkacak bir şey Hele bir de korku yüzünden Yaşanmışlığın bir yalan olur   Gözüm hep sivriye takıldı Dilim hep sivriyi söyledi Kalemim hep sivriyi yazdı. Biliyorum, birgün Kıçıma batacak bu sivri, O zaman ben de derim ki; “Demokrasiden oldu demokrasiden” Hani şu, bir varmış bir yokmuş olan demokrasiden

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Deli

  •  

    Aslında hep başka bir yanlıştır

    Yanlışa doğru dedirten,

    Keşke bilseydik doğruyu

    Yani aslında en doğruyu

     

    Bana göre doğruyu

    Yanlış diye bildiğim doğrunla düzeltmeye çalışırsan,

    Ben de sana göre doğruyu

    Yanlış diye bildiğin doğrumla düzeltmeye çalışırsam

    Dana kuyruksuz kalmaz mı ?

     

    Dananın kuyruğu kopmasın diye,

    İnsanoğlu demokrasi diye bir terazi bulmuş;

    Hani bazen ayarını kendimize yonttuğumuz,

    Binbir bahanelerin arkasına gizlenerek.

    Yalan yatsıya kadar da yanmaz aslında

    Kendi kendimize yaktıysak içimizde,

    Ve yakar ateşi benliğimizi.

    Ayarsız demokrasi

    Merhametsiz sevgiye benzer

    Yalancı gözyaşları başa bela olur

     

    Deli misiniz ?

    O zaman sevin merhametle

    Sevdiyseniz eğer,

    Hadi kalın muhabbetle

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Eyy Tıbbiyelim

  •  

     

    Eyy Tıbbiyelim,

     

    Unutmak hakkın mı

     

    Türk kadını için

     

    “Hiçbir anında tesettürü seçmedi” diyen,

     

    Hasan Ali Yücel'in deyimiyle, “Sapına kadar devrimci”

     

    “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlayan andın mimarı

     

    O koca Dr. Reşit Galip’i

     

     

    Eyy Tıbbiyelim,

     

    Unutmak hakkın mı

     

    Mustafa Kemal'in yanında Samsun'a çıkan,

     

    Tifus hastalığının düşmanı Dr. Refik Saydam’ı

     

    Diplomat ve umum müfettişi Dr. İbrahim Ethem Öngören’i

     

     

    Eyy Tıbbiyelim,

     

    Unutmak hakkın mı

     

    Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucusu,

     

    Atatürk tarafından kendisine

     

    Çocukların Türk mitolojisindeki koruyucusu olan "Umay"’ın adı

     

    Kendisine soyadı olarak verilen,

     

    Dr. Mehmet Fuat Umay’ı

     

    Eyy Tıbbiyelim,

    Unutmak hakkın mı

    Aydınların köylü ile teması için yanıp tutuşan,

    Türk Ocaklarının kurucusu

    Köycü hekimleri.

    Türkcülük Davasının sanığı, anti-emperyalist Dr. Hasan Ferit Cansever’i  

    Emet Müdafa-i Vatan Cemiyeti’nin kurucusu Dr.Fazıl Doğan’ı

     

    Eyy Tıbbiyelim,

    Unutmak hakkın mı

    Sarıkamışta tifusla

    Erzurum ve Trabzon’da kolera ile savaşan,

    Türkiye Verem Savaş Derneği’nin kurucusu

    Dr. Tevfik Sağlam’ı

     

    Eyy Tıbbiyelim,

    Unutmak hakkın mı?

    Tıp öğrencisi iken siyasetle ilgilendiği için sürüldüğü Şam'da

    Atatürk ile tanışıp, onunla

     

    Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kuran,

     

    Dr. Mustafa Cantekin’i

     

    Eyy Tıbbiyelim,

    Unutmak hakkın mı

    Atatürk'ün komşular ile iyi ilişkilere dayalı,

     

    Anti-emperyalist  dış politikasının

     

    Dış ilişkiler bakanı

     

    Dr. Tevfik Rüştü Aras’ı

     

    Eyy Tıbbiyelim,

    Unutmak hakkın mı

    Türk Dili Devrimi’nin yılmaz savaşçısı

     

    Dr. Mehmet Ali Ağakay’ı

     

    Fransız’lara Antep’i dar eden  Dr. Ömer Asım Aksoy’u

     

     

    Eyy Tıbbiyelim

     

    Dur Şimdi,

     

    Sorarım sana

     

    Unutmak Hakkın mı

     

    Daha 18 yaşındayken Sivas Kongre’sinde Atatürk’e,

     

    “Mandayı kabul edersen seni de lanetleriz” diyen

     

    Mangal yürekli devrimci Dr. Hikmet Boran’ı

     

     

    Eyy Tıbbiyelim

    Dur ve düşün

    Onları unutmak hakkın mı,

    Onların istediği tıbbiyelimisin

    Mangal yürekli, devrimci atalarımızın ruhları rahat mı

     

    Haydi Tıbbiyelim

    Sen bu vatan için doğdun,

    Çünkü Atatürk

    Kendini sadece sana emanet etti

    Sitedeki
    Yazarın
    Önceki YazıSonraki Yazı
    Önceki YazıSonraki Yazı
    ( Gönül1 başlıklı yazı ozgur998 tarafından 24.06.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )