Başlığıma bakıp da gülmeyin ya hu, bana göre toplumun kanayan yarası ki derhal konuya bodoslama dalıyorum. 


   Etrafıma bakıyorum, daha düne kadar kardeşlerimle birlikte matematik dersi anlattığım kız iki ay evvelince nişanlanmış ve yakında düğünleri varmış. Anlamıyorum ne acelesi vardı. Önce git yarım bıraktığın liseyi bitir de elin ekmek tutsun değil mi? Yarın bir gün kocandan şiddet gördüğünde haklarını bilecek kadar bilgin olsun. Eve parayı o getiriyor diye ona boyun bükmek zorunda kalma ya da ne bileyim iyi kötü bir meslek edinmek için çeşitli kurslara katıl. Üret, sadece üremekle bitmiyor  bu iş! 


   Sonra efendim, malumunuz üzerine büyük çoğunluğun aşina olabileceği bir durumdur ki; facebook'da isteme-söz-nişan-kına-nikah-düğün .. gibi özel günlerin fotoları yüklenir. Maksat biraz  mutluluğunu paylaşmak olsa da, buna karşıyım ben! Senin mutluluğunu paylaşmak isteyen arkadaşın telefon eder, mesaj çeker, katılımda bulunur, yanında olduğunu gösterir, gelmişse zaten fotoğrafını çektirir. Bunları yapmıyorsa daha ne demeye eklersin resimleri. Kime yani havan? Bak ben şöyle yakışıklı böyle paralı adam buldum demek mi! Hani kızdığım nokta şu aslında, bunu erkeklerin değil de bayanların yapıyor oluşu :)  Hiçbir erkek kalkıpta resim eklemez, hiç ekleyenine denk gelmedim henüz. Sanırım eşlerini kıskandıklarından olsuna bağlamak istiyorum yine de olumlu düşünerekten. Kendi hemcinslerime kızıyorum aslında yoksa kim nasıl evleniyorsa evlensin  isterse kaçarak gitsin bana ne :) 



 Birde  bu genelde ve çoğunlukla köy gibi küçük yerleşim alanlarında, varoş kesimde ve komşuluk ilişkilerinin yaygın olduğu mahallelerde olur ki, bir kız çocuğu ilkokul eğitimini tamamlamışsa 15'inde lise bitirdiyse 17'sinde artık evlenilecek kız gözüyle bakılır ve ona göre davranılması istenir. Ellerinde kiminin oyalanması için tülbent, kiminde danteller... vs. Kitap okuyup kendini bir nebze geliştirmeye çalışacağı yerde bu aktiviteler ona daha bir dolu gösterilir maalesef. Yapmasın demiyorum, ama kitabını da ihmal etmesin hani. Kız çocukarını okumaktan geri alıyorlar, çünkü bilinçli bir kadın olursa erkeğe itaat edemez korkusu vardır.  Ailelerin cehaleti. Ama bazı kızlarımız da var ki hakikatten direnirler, karşı çıkarlar bu duruma ve aşiret kurallarını, törelerinin vereceği cezaları gözardı ederek: "Yoluma devam edeceğim! Ben okuyacağım, annem gibi olmayacağım!" der ve canla başla zor da olsa emellerine kavuşur. Nitekim kısmetinde ne varsa onu yaşar aklının da ışığıyla. 


Nice anneler bilirim ki; ayaküstü hal hatır sormaya gelmez. Başlar kızını methetmeye, şöyle de yemek yapar, böyle de temizlik, on parmağında on marifet gibi gibi ... Ondan sonra da dert yanma faslı.. "Geldi 23 yaşına gelen görücüleri de istemiyor, işte evde kalacak, başıma ekşiyecek, çeyizindeki dantelin modası geçiyor,  yaş ilerlerse beğenmesi de zor olur." Ya hu dur bir soluklan, bir dokun bin ah işit böylesi, aman evlerden ırak dikkat :)  - Erkek kardeşine mi al demeye getiriyor acep nedir yahut bana evde kaldın imâsı da yapmaya çalışmış olabilir :) - 


Bizim deyimlerimizde bir acayip zaten.. "Turşusunu kurmak" mesela "Evde kalmış kız kurusu" ya da "Tuzlayayım da kokma" diye uzayan... 


Allah'tan bizim sülale hep geç evleniyor ya da hiç evlenmeyen de var. O konuda rahatım ben, oohh kimse başıma kakamaz :) Önce siz sıradan bir geçin bana daha var diyorum çekiliyorum bir kenara.  Diğer türlü olsa, bu baskıyla asıl ya davulcuya ya zurnacıya varır insan. 


Görücü usûlüne karşı değilim, ama çağdaş bir şekilde olduğu sürece. Yoksa oğlanın anası beğenecek, hadi oğlum ben beğendim bu kızı şimdi söz olsun yarın bir gün de nişan- nikah derken oldu bize gelin diyecekse yemişim öyle evliliği :)) 


İşin özü, bırakın herkes kendince aklı uyanı seçsin.. Birisini parası var, durumu iyi diye  ailenin zoruyla seçeceksen o evlilikte mutluluğu sonsuz yaşamak bana hayal gibi geliyor. Evliliğe karşı değilim bu arada, düzenli bir aile hayatı için şart aslında.  Ailelerin görüşü de önemli fakat 35 yaşındaki genç bir delikanlıya da kartlaşmış dersek o kişinin evlilik düşüncelerini hepten  öldürürsünüz. Bu yaş bayan için toplum tarafından daha bir dışlanıyor tabii. 


Hayatınız boyunca her şeyin hakkınızda hayırlısını ve gönlünüzce olmasını dileyin öncelikle. Baskılara da boyun eğmeyin sakın! Bu sizin hayatınız ve sizden başka bir tane daha yok. Şu üç çocuk beş çocuk yok efendim kürtaj cinayettir  yasal olamaz gibi sözlere hiç girmiyorum, dediğim gibi bu sizin hayatınız ve her koyun kendi bacağından asılır. Baskılara direnin der, son noktamı koyarım. :) 

*

*

*

Sevinçli 

  


Not yazacaktım da vazcaydım :)


( Evde Mi Kaldım - Mahalle Baskısı- başlıklı yazı Sevinç A. K. tarafından 5.06.2012 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu