Hal ve gidiş!

 

Gönlümün tenha, kafam dolu efkâr karmakarışık

Biri bana der gibidir bilmeceyi çöz gibi

Canım ruhum birbiriyle, ne küskün ne barışık

Yandığımı sanıyorum, tenim soğuk buz gibi

 

Şimşek gibi gelip geçer günde ki bu hâl nedir?

Bir kuşku bir endişe var canda ki bu hâl nedir?

Bu nasıl şey anlamadım tende ki bu hâl nedir?

Üfledikçe tutuşuyor mangalda ki köz gibi

 

Fark etmeden akşam olmuş güneş dönmüş batıya

Mihmanlık devam ediyor yine kaldım yatıya

Aynalardan dikiz ettim, kar birikmiş çatıya

Değişik bir suret gördüm buruşuk bir yüz gibi

 

Ömür denen sermayeyi çarçur ettikten sonra

Şaşırırsın onca fırsat kaçıp gittikten sonra

Kafa mı kalır insanda her şey bittikten sonra

Kaval, kaval yaşarsın da, çalınırsın saz gibi!

 

Uyan artık gafletinden kendini böyle salma

Tek yapacak bir işin var sakın ona geç kalma

Hazır ola geçmen gerek tövbe et meyus olma!

Bu başına gelen her şey bence biraz az gibi!

 

Yan yatardın ey Mikdadi şimdi tüter dumanın

Tekrar başa dönmek gibi yoktur böyle gümanın

Kendine gel uçundan tut akıp giden zamanın

Kıymetini bilmez isen yolunursun kaz gibi!

 

Ozan Mikdadi

 

( Hal Ve Gidiş! başlıklı yazı Mikdadi tarafından 19.12.2015 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu