Eve kapağı zor atmıştım, kafamı toparlamaya çalışıyorken iyice dağılmıştım. Korku dağlarımı bekliyor, ve yükselmeme, hangi işe el atacağıma da engelini çakıyordu, hayat olanca şimşeklerini üzerime ne zaman hangi periyotun da yağdıracaktı, hangi tozkoparan rüzgarında savrulacaktım, rahmet yağmurlarım beni bulacak mıydı? 
 
Benimki bir teslimiyet miydi, bunca çevre baskısına yenik düşmem miydi? Askerliğimin gelmesi bir çıkış kapım olabilir miydi? Yine başlamıştım içimi bir kurt gibi bin bölük kemirmeye. Sorularım bir yılan kıvrımında birbirlerinden öç alır gibi kördüğüm olmuş iç savaşımla beni baş başa bırakmışlardı, hemde kimseciklere anlatamadığım, ah gönlümün feveranları ah, çeke çeke loşluğunu bitiremediğim!
 
Aklıma Güzin geldi, kendimi sıfırdan anlatmak isteyip de bir türlü cesaret edemediğim. Onunla yakınlaşmam sadece dostane bir biçimde bunu defalarca vurgulaması, ona sevgili yakınlığım olmasını çoktan silip atmıştı.
 
O sevdiğinden neden bu denli nefret ediyordu, sevgisinin bittiğini söylese de, bitmemiş! Gözleri hala sözlüsüne örümcek ağına takılır gibi bağlı kaldığını imasında adeta yemin ediyordu. Peki neydi bu rahatsızlığı, onun psikolojisini alt üst eden? Neden ailesi kızlarının sorunlarıyla ilgilenmiyor? En iyisi kalk ve spora diyen iç sesime kulak vermeliydim, Güzin kesin oradadır veya resepsiyona mesaj bırakmış-dırı tekrarlayan!
 
Tahmin ettiğim gibi, kız spordaydı,  ve iyi ki de buradaydı, selamlaştık, yanağımdan öperek - Hoş geldin Ergün nasılsın, sana ihtiyacım var dediğinde - Hayırdır, nedir seni böyle sıkan, elbette anlat canım ne demek deyip spor salonunun kafeteryasına geçtik, birer şekersiz çay alarak, söze - Ay daral gelip afakanlar bastı yüreğimi, çatlayacak gibiydim, iyi ki varsın iyi ki dostsun, diyerek, uzun saçlarını arkaya atarak başlamıştı ki!
 
Sevecen gözlerle bakıp tebessüm ettim, spor salonuna girdiğimde seni gördüğümde aklımdan ilk geçen cümlem ''Güzin iyi ki varsın olmuştu'' Şefkatle bana canım deyişi duyulmaya değerdi, samimi ve içten!
 
Bana tekrardan - Nereden başlasam deyip ellerimi elinin içerisine alıp, lütfen tekrar söz ver, dost muyuz, eğer öyleysen! Ben hep öyleyim. Yanımda ol, sadece dost, sevgili değil!
 
Gözlerinin içeresine derin bakarak, sana nasıl bakıyorum, sen söyle, bakışların yalansız riyasız olduğunu özü sözü bir duygusal insanlar iyi bilirler, sende bende kuşkusuz öyleyiz dediğimde boynuma sarılarak -  Evet, evet dost bakışı bu dost diyerek sevincini gözlerinde ki ışıltıyla belli etmiş ve konuşmaya  mırın kırın etmeden başlamıştı. 
 
Lise son sınıfta yakışıklı ve çalışkan bir genç olan Çetin ile tanışmıştım, birbirimizi çok sevdiğimiz herkes tarafından biliniyor ve de  pek yakıştırılıyorduk, orta halli bir aileye mensup ama oldukça da fit klas giyinen bir gençti, alkole düşkünlüğünün haricinde ondan pek bir şikayetim olmamıştı. Bazen onun aşırıya kaçan sosyalliği beni kızdırsa da! Her buluşmamızda adını duymadığım, tanımadığım kız ve erkek isimlerinden bahsettiğinde, off çeker yetmedi mi tanımadığım arkadaşlarınla olan bu 
geyik muhabbetlerin, bizden konuşalım, ileri de hangi meslek dalıyla uğraşacağımız mesela!
 
Ne dersin dediğimde ise? Güzin ya, arada su koyveriyor ve harbiden de çekilmiyorsun demiyor muydu! Bazen arkadaşlarım beni uyarır, aman Güzin Çetine biraz dikkat et deseler de, onlara  kızıp kıskançlıklar yaratarak arkadaşlarımı diskalifiye ederdim. Meğer boşunaymış Ergün. Yani 5 yıllık beraberliğimiz akla hayale gelmeyecek bir vukuat ile sona, onun tarafından erdirilmişti.
 
Şaşkınlıkla ve soran gözlerimle - Nasıl demiştim, kız devam ederek
-Üniversiteden bazı arkadaşlarımın arkadaşları, uygunsuz birliktelikler peşindelermiş, dediğim gibi Çetin de bunlarla sık sık konuştuklarında! 

Bir erkek playboy ile biseksüel ilişkisi varmış duyduğumda şok oldum, yalan dediyse de kim inanır durumlar aleni ortada, beni uyaranlara zamanında kulak asmadım, ya as saydım, veya beni nişanlı ya da evliyken aldat saydı. Ama bildiğim bir şey var ki, akacak kan damarda durmuyor Ergün. 
 
Sende biliyorsun ki, kişinin normal hetoroseksüel olma durumu kadın ve erkek cinsel yaşamında birbirlerine ilgi duyma şeklidir. Demek ki Çetin cinsel kimliğini içinde saklayıp ayyuka yeni çıkaranlardan. Ya da cinselliğine heyecan katma çabasıydı belki de.
 
Geçmişte eş-cinselliğin akıl hastalığı olduğu kabul edilirmiş. Dünya ülkelerinde sıklıkla gündeme geldiğinde, insanların kendi kimlik kontrolünü yaptığı ergen çağlarında, desteklendiklerinin bilincine vakıf olup yollarını tarz olarak acaba diyorum etkilenip de mi değiştirmişler?
 
Lezbiyen tanıdığım lisede kızlar vardı, ama yakınlaşmayı aklımdan geçirip hiç düşünmedim. Demek iç güdüsel dürtü dedikleri olay bu. Kimliğini kim hangi yönüyle ve ne zaman bulacak, ebeveynlere düşen iş o kadar da kolay değil, çocuklarının zihinsel gelişiminde aileler büyük rol oynar.
 
Eşcinselliğin tarihi aslında çok, çok eskilere dayanıyormuş. Eşcinsel olanlar, 1400 lerde diri diri yakılıp cezalandırılırlarmış. Günümüzde ise son 20 yıl öncesinde Amerika, Avustralya ve Avrupa da kabul edilirlik oranı oldukça fazla. Eşcinsellikle hürafeler kaldırılsa da herkes tarafından kabul olunabilecek bir olgu olmayacağı da kesindir.
 


( Bir Playboyun Günlüğünden - 19. Bölüm başlıklı yazı GülsenTunçka tarafından 8.02.2015 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu