Hidayetin Sancağına Sıkı Sıkı Sarılmışken
Mahlası yorgun bir şiirden arda kalan
belki de perçemi o şiirin, dalgalı yalnızlığında dizelerin, dizginleyemediğim.
Sonrası elbette Allah’ın takdiri, tez
elden rahmetin yağacağı bir satır aralığı yazmaya düşkün yaşamaya dair de
güzelliklerin saklı tutulduğu.
Anlamsızlık belini bükemedi
anlamların adlandırıldığı yeknesak düzlemde bir boşluğa denk düşüp de üşümesini
sonlandıran bir kar tanesi gibi yine belleğin her aksanı bir akis ve her sancı
yeniden doğumun da müjdecisi.
Gölgelense de kimi zaman sadece
kayrasında gelip gitmelerin meali sözlerin kıyıma uğradığı lakin sözcüklerin de
kıyama durmadan güne elveda demediği.
Sükun yüklü evren… hayır, hayır,
şiirin huzurunda eğilen ve şimdi bayramın coşkusu inerken usul usul kayıtlara
mı geçmeli huzuru?
Lafügüzaf… Sözcükler pek bir cafcaflı
derken firar ediyor anlamlar adlandırmakla susmak arasında kavis bir de şerit
değiştiren ruhun otostop çektiği bir ulvi tını.
Hatmeden ömrü.
Hak eden sevgiyi.
Hak gören bir de.
Mazlumun Tanrısı değil sadece tüm kâinatın
başı gözü üstüne Rabbin ilahi sunumunda gök gözlü yürek alfabesi sorulardan
bağımsız tecelli eden haletiruhiyesi ile sabahın derin derin soluklanan her
heceyi de baş göz etmişken şiire.
Dalyan gibi imgeler aslında insana
bahşedilen ruhani bir tanımlama.
Kaybolan güneşi yeniden doğdurmak
adına hidayetin tecelli ettiği belki de üzünç başaklarında sarı tabelalar ne de
olsa huzurun işgali aslında mahremin de ihtiyaç duyduğu o sessizlik ve saygı
dolu bir gönülde süzülen her heceyi de saklı tutmak.
Gün özrünü ne zaman sundu ve ne zaman
sustu alarmı doğmamış güneşin surlara serdiği her imgeyi aslında şiir ve şair
görmezden gelemezken bir susku mu yoksa rahminde umudun bir de aşkın hicvinde
balonların uçuştuğu o bayram sabahı?
İlahi hatırı yüreğin.
İlahi çağrısı yüce Mevla’nın.
Katıksız sevip koşullanmak.
Kayıtsız şartsız da teslim olmak
Rabbine.
Ve fıtratın gizemi üfleyen bir gül
usulca seven bülbül ve işte nakşeden aşkın İlahi tınısında sözcükler kadar
yalın mı olsa keşke ömür?
Sükûtu dinmiyor ki umudun ve
sonlanmıyor neşesi ve coşkusu.
Sevginin lal olmuş satırlarda ivme
kazanıp da rahmet ve şakıyan bir güvercin postasını iletirken evrenin ve
rahmetin altın şakayıklarına ne de olsa çocuklar kadar şeniz ve huzurlu elbette
bayramın güzergâhında unuttuk husumeti; unuttuk nefreti ve kini.
Bahşedilen.
Bağışta bulunduğumuz belki de.
Kurbanlık hayvanların çağrısında
herkes eşit şekilde nasiplenmişken nimetinden dünyanın ve devasa yüreklerde
bozguna uğratılan şeytanın ve şerrin miadı dolmuşken.
Aşkın bayram hali.
Bayramın sevgi ve coşkuya önderlik
ettiği.
Ulvi bir hoşluk ve bağdaş kurup da
coşkuyu pay ettiğimiz…
Bayram namazı ile başlayan eşsiz bir
mevsim hepi topu dört gün lakin bir ömre bedel o dinginlik ve huzur.
İbadetin ifa edildiği; hidayetin
sancağına da sıkı sıkı sarılmışken.
Tüm İslam âleminin ve güzel
Türkiye’mizin de hükümranlığında sevgiyi ve saygıyı yüreklerden yüreklere
akıtırken.
Nasıl bir rahmet ki sonsuzluğun
çağrısını duyup da geldi tüm İslam âlemi ve aşkın ibadeti ile İlahi Aşkın
pervazında kimliğimizi yok sayıp insanlığımızla ve inancımızla el ele verip de
kutsanmış güzelliklere sahip çıkmanın da emsalsiz huzuruyla denk geldik işte
yazın sıcaklığını inancın sıcaklığı ile kucaklayıp kollarımızı açmışken
birbirimize.
Her anlamda güzel.
Her bağlamda anlamlı ve özel.
Her surede saklı o İlahi coşku ve her
hilalde bayrağımızın ve inancımızın huzurunda denk geldik işte böylesi müstesna
duygulara ve asla da sonlanmasın bu coşku ve inancın çağrısı.
Nice nice bayramlara, güzel ülkem ve
tüm İslam âlemi.
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.