Varsın Arafta Saklı Kalsın Çocukluğum...
Varsın Arafta Saklı Kalsın Çocukluğum...



İhtimamla ördüğüm bir renksin, buklesinde ömrün sadakat saklı dizelerin sahibi iken yüce Huda…

Aşkın da neşridir ömür ve nesri günün eş güdümlü şiirlerle ermekse en yüksek mertebeye elbet inancın izinde saklı büyüsü sevginin, aşka meyyal satırlar hazanı bahar kılan gün ışığında saklı yalnızlığın da vebali boynuna karanlığın.

Bir nebze de olsa mutluysam eğer ve huzurun arifesinde saklı hüznün adresi olsa ne ki şiirlerim ben ki kefil olduktan sonra iman gücümde yeşeren umudun yaşaran gözlerimin esaretinde olsa ne ki kalemim mademki emir büyük yerden…

Sonsuzluğun hissikablelvuku mertebesinde saklı insan ve ihsanı Rabbin tembihli iken babadan aşkın haresi ve özlemin hanesi gönül gözünde seken bir kuş misali, pır pır eden yüreğin meali elbet haznesin geniştir Mevla’nın…

Günümün değil ömrün güdümü.

Acını sefil kıldığı değil umudun gücü.

Sere serpe duygular aşkın münazarası iken yaşama sevinci ve sözcüklerin zarif dikenlerinde sönen bir balon olsa ne ki şiirin son dizesi.

Şimdimle örülü.

Dünün sürümü.

Yazıdan ibaret değil elbet hayat şiirlerse alametifarikası ömrün sonsuzluğa delalet o coşku o bitimsiz umut ve İlahi Aşkın ışıdığı ve aydınlattığı yolu daim kılsın yeter ki yüce Rabbim.

Az evvelimde rastladım bir dosta yarınımı emanet edeceğim kadar yürekten inandığım ve dua ettiğim kadar huzurdur aşkın mizacı ve hüzündür sağdıcı yaşamın katık ettiğim her gün her duygu ruhun da müptelası iken yaşamdan öte iki âlemde de huzur bulmanın endamı ve haşmeti evrenin varsın olsun Araf’ta saklı kalsın çocukluğum varsın ara namesi özlem olsun hayatın varsın şatafatlı yalnızlığımı bir anda son kılsın Rabbim: Allah’tandır niyazım ve nazımda saklıdır sözcüklerim kalemin varsın olsun yazdığı veda hutbesi aşka namzet bir mevsim içimde saklı diri hayaller gerçek kılmanın da diğer adı iken umut ve azim.

Asası varlığın.

Azat edilesi ruhun sürümü.

Aykırı olsam ne ki saadetimi saklı tutarken Tanrı.

Sınandığıma delalettir yaşadıklarım ve ziyan ettiğim ömrün de yoktur telafisi bu bağlamda basiretim bağlanmadan yaşadığım kadar yaşatırım sevgiyi ve umudu köküme sadık bir ağacım mademki sözcüklerimse yeşeren yapraklarım ve dallarıma asılı şiirlerim tüm ömrü şiir bellediğim şiir içtiğim şiiri soluduğum kadar solumda saklıdır aşk sağdıcım sezilerim ve tuttuğum yoldan da yoktur dönüşüm.

Andığım dünüm.

Bandığım kadar ömrümü sevgiye.

Sadakat yemini ettiğim kadar önümü aydınlık kılan inancın izinde.

Sözcüklerimse gizli bir servettir yüreğimi eşelediğim kadar tırnaklarımla kazıdım da ben ömrü.

Kayanın un ufak edildiği.

Her zerreme de eşlik ederken hayallerim.

Göğün uzamı ve yerçekimine yenik düşmeden uçmaya delalettir gördüğüm rüyalar en çok da hayal dünyamın eşiğinde bir ömür tüm hayallerimi gerçek kılandır Yaratan.

Acının eşiği ve algının gücü.

Ömrün resitali imgelerin tayin ettiği…

Soyut bir zeminde salındığım kadar alındığım kadar dostun düşmanın belli olmadığını bilsem de her gülen yüzü dost bildiğim ve işte baş koyduğum kadar Allah yolunda kasıtlı bir sevgidir yüreğin ikbali itibar ettiği ve tüten dumanda saklı iken umudun haznesi nasıl da geniştir ve işte enginliğin muhteviyatıdır yazdığım her kelam verdiğim her selam bir rızık ise aşım bir damla suda hayat bulduğum kadar haizi olduğum o tek zerrem nasıl da sonsuzluğa delalettir.

Renkler ölgün bu gün.

Solgun yüzüm.

Göğün çağırdığı bir ilhama yenik düştüğüm aslında ölümün arifesinde korkmak değil de benimkisi sadece yaşama sevincimin son bulma ihtimali ve işte İlahi Gücün eşiğinde koşmakla mükellef bir kısrak gibi ya da bir yılkı atı seyisi olsam ne ki hayallerim yeter ki at gözlüğü ile bakmayım asılı gerçeklere ve tüm ihtimallere anlam yüklemeden kaderin çizdiği yolda yenik düşmeyim ben yeter ki nefsime ve nefesim yettiği sürece seveceğim ve izinde inancın gizinde bilinmezin şerh düşülesi kaderin çağrısında boynum nasıl da kıldan incedir Allah katında.

Katıksız bir toz bulutu üstüme bulaşan.

Elim yüzüm kirli ve çamurda debelenirken hayallerim…

Ve işte fıtratım ve işte mizacım ve işte ellerimi de açmışken semaya beni çağıran içten için için çalkalanırken ruhum ve alnımın akıyla da yürürken o meçhul sona hali hazırda bir renk olası karanlığı dağıtan ve işte ellerimin kirini akıttığım kadar yağmurun eşliğinde doğan güne açan güneşe ve rahmetine nasıl da duacıyım evrenin.

Hüsran kılıklı bir gecenin bitiminde.

Hazan yüklü evrenin deviniminde.

Öznemle özlem yüklendiğim.

Aşkın meylettiği bir yolda İlahi Aşkı soluduğum kadar solsa çiçeklerim ne ki yeniden açmakla iştigal yeniden doğmak adına tek sığınağım iken yüce Rabbim ve umudun telaşında sevginin yazmasında yaşadığım kadar inancıma sahip çıkmanın verdiği huzur ile ölümden değil sevgisizlikten korkarım ve sarmalında onca duygunun içime çektiğimdir aşkın telvesi ve ruhumun beyazında salınan yaşama sevincim ve Rabbe dönük yüzümle yaş aldığım kadar yeşeren gönül bahçem…

 


Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Varsın Arafta Saklı Kalsın Çocukluğum... başlıklı yazı GÜLÜMM tarafından 18.11.2023 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler GÜLÜMM sorumluluğundadır. GÜLÜMM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.