Yazman Öğretmen - Dızman Öğretmen -uzman Öğretmen----4.bölüm---

İLK SINAV- İLK HEYECAN FASLI
Bu bölümde yazdıklarım ben emekli olduktan sonra olanlardır. Her ne kadar araştırma yaparak yazmış olsam da eksikler ve yanlışlıklar olabilir. Eğer varsa okuyan öğretmen arkadaşlar müdahale etsinler lütfen.
***********
Daha önce de belirttiğim gibi 2004 Yılında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, düşündü taşındı ve dedi ki : ‘’ Yahu bir öğretmen, 50 sene de öğretmenlik yapsa, bu süre içinde ağzıyla kuş da tutsa, emekli olduğunda ‘’ Öğretmen ‘’ olarak emekli oluyor. Olmaz böyle şey. Yazıktır günahtır.’’
Tabii ki müsteşarlar, danışmanlar ‘’Tüh ulan, nasıl oldu da bizim aklımıza gelmedi bu.’’ diye hayıflandılar. Öte taraftan da merak ediyorlardı.
Sonrasında şöyle bir muhabbet gelişti.
-Bir öğretmen, öğretmen değil ne ne olarak emekli olmalı sayın bakanım?’’
-Mesela Uzman Öğretmen olabilir. Başöğretmen olabilir.
-Yani sayın bakanım bundan böyle bazı öğretmenler emekli olduklarında onlara herhangi biri ‘’ Ne iş yapıyorsunuz?’’ diye sorduğunda ‘’ Emekli Uzman Öğretmenim’’ yahut ‘’ Emekli Başöğretmenim.’’ Mi diyecekler?
-Aynen öyle. Sevgili öğretmenlerimiz en azından bu kadarını hakkediyorlar değil mi?
-Peki sayın bakanım, her öğretmen mi uzman ya da başöğretmen olacak?
-Ulan oğlum, güya yardımcılarım olacaksınız. Bir fikri de siz üretin. Olur mu öyle şey? Her öğretmen uzman ya da başöğretmen olursa bu yapacağımız uygulamanın bir kıymet-i harbiyesi mi olur?
-O zaman nasıl olcak sayın bakanım?
-Mintaksla yavrum Mintaksla... Pardon araya reklam girdi. Arkadaşlar ! Tabii ki bunun bir yöntemi, yolu, yordamı olacak. Öyle şeyini sallayan uzman ya da başöğretmen olamayacak tabii ki?
-Neyini sallayan sayın bakanım?
-Elini diyelim kapatalım konuyu. Bakın arkadaşlar! Ben diyorum ki: Her şeyden önce meslekte 7 yılını doldurmayan öğretmen uzman da olmasın başöğretmen de...Onlar sade öğretmen olsunlar.
-Ötekiler de kıymalı, peynirli, patatesli olsunlar değil mi sayın bakanım?
-Sapıtma sayın müsteşarımın yardımcısı. Yani sınır yedi yıl. Daha sonra bu unvanları alacak olan öğretmenlere puan verelim.
-Puan mı şampuan mı anlamadım sayın bakanım?
-Yahu adamı sinir etmeyin. Puan.. yani not vereceğiz.
-Yani sınav mı yapacağız?
-Hay aklınla bin yaşa müsteşarım. Sınav aklımda yoktu. Onu da ekleyeyim. Ben şöyle düşünmüştüm: Bir değerlendirme yapalım. Bu değerlendirmede öğretmenin meslekteki kıdemi % 10 Eğitim ( Hizmet içi eğitim, lisans üstü eğitim ) %20 Etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) % 10 sicil ( İş başarımı) %10 etkili olurken sınavdan alacağı puan da %50 oranında etkili olsun.
-Olsun sayın bakanım. Değerli öğretmenlerimize can feda olsun.
*****
Derken Efendim 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millilli Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin sonuna bir kaç madde eklendi. Bu maddelere göre Öğretmenlikte 7 yılını doldurmuş olan tüm öğretmenler Uzman öğretmen olmak için bir sınava girme hakkına kavuştular. Bu sınavda en az az 60 puan alanlar uzman öğretmen olabileceklerdi. Uzmanlar içinden de kıdemi ve diğer puanları iyi olanlar ile yüksek lisans veya doktora yapmış öğretmenler başöğretmen olacaklardı.
Her elini sallayanın uzman ya da başöğretmen olmasının önünü kesmek için de tedbirler alınmıştı. Buna göre Bakanlık
diyordu ki: Bizim uzman öğretmen ihtiyacımız(kontenjanımız) sınava girmeye hak kazanmış olan öğretmen sayısının %20’sidir. Başöğretmenlik kontenjanımız da %10’dur.
Derken efendim 13.08.2005 Tarihinde bu olayın yönetmeliği yayımlandı.
Yönetmeliğe göre sınavda 60 Puan alanlar başarılı sayılacak, başarılı sayılanlar içinde kriterlere uygun ve kontenjan sayısı kadarı uzman ya da başöğretmen olacaktı.
Yani efendim ‘’ 60 Puan aldım, ya da 90 puan aldım, artık uzman öğretmenlik ya da başöğretmenlik çantada keklik.’’ diye bir şey yoktu.
27 Kasım 2005’de ilk sınav yapıldı.
Lakin sınav sonuçları daha açıklanmadan, üç yıllık eğitim enstitüsü mezunları ‘’ Bizim başımız kel mi? Biz niçin sınava alınmıyoruz? ‘’ Diyerek dava açtılar ve bu dava sonucu yüksek mahkeme ‘’ Üç yıllık yüksek öğrenim görmüş olanların başlarının kel olmadığına karar verilmiştir.’’ Diye hüküm verince 30 Nisan 2006’da yeniden Uzman Öğretmenlik sınavı açıldı.
Ancak ortada ilginç bir durum vardı: Türkiye genelinde yedi yılı aşkın süredir öğretmenlik yapanların sayısı 600.000 civarında olmasına rağmen sınava sadece 152.652 Kişi baş vurdu.
Daha da ilginci: Sınava baş vuranlardan 8.737 öğretmenin sınavı geçersiz sayıldı.
Neden geçersiz sayıldı bilmiyorum ama tahminim sınavda kopya çektiler. ( Bu arada antiparantez belirteyim: Tüm meslekler içinde en sağlam kopyacılar bizim öğretmenlerdir. Bu konuda bir anımı ayrıca anlatacağım.) Kalan 143. 915 adaydan 106.536’sı 60 ve daha yukarı puan aldıkları için başarılı sayıldı. Yani 37.379 Öğretmen 60 Puanın altında kaldılar.
Ancak demiştik ya sınavda başarılı olmak yetmiyordu. Başka kriterler de vardı. O sebeple sınavda başarılı olan 106. 536 Öğretmenin hepsine birden ‘’ Aferin arkadaşlar. Uzman oldunuz.’’ Denmedi. Ne dendi peki? ‘’ Yüksek Lisans yapmış olup bu sınavdan muaf olanlar da dahil 92.383 Öğretmen Uzman öğretmen 418 öğretmen de( yine sınavdan muaf olan doktora yapmış öğretmenler dahil )Başöğretmen olmuştur. Böylece kontenjanımız lebaleb dolmuştur. Vatana Millete Hayırlı olsun.’’ Dendi.
‘’ Yahu 93 Bin Öğretmen öğretmenlik mesleğinde 7 yılını doldurmuş öğretmen sayısının % 20’si değil. Hele 418 Başöğretmen meslekte 13 Yılını doldurmuş öğretmen sayısının % 10’u değil. Kendi yönetmeliğinizi çiğniyorsunuz.’’ İtirazlarına kulak asan olmadı.
2006-2007 Öğretim yılı için uzman öğretmenler, uzman olmayanlara göre 118Tl daha fazla maaş aldılar. Başöğretmenler ise 157 Tl... ( 24 Kasım 2006 Tarihi itibariyle çeyrek altın 48.20Tl olduğuna göre hesabı siz yapın gayrı... Yani iyi paraydı aslında.)
Sonra?
Sonra uzman ya da başöğretmenlik şartları tutanlar başladılar mevcut uzman ya da baş öğretmenlerin emekli olmasını veya ölmesini beklemeye. Lakin neredeyse hiç birinin ölmeye de emekli olmaya da niyeti yoktu. 8 Yıllık ya da 13-14 Yıllık öğretmenler neredeyse 30-35 yıllık öğretmenlere ‘’ Hocam ya niçin bir türlü emekli olmuyorsun?’’ Ya da ‘’ Yahu öl be hocam.’’ Diyecek hale gelmişlerdi ( Bu kısmı espri olarak alın lütfen.)
Mevcutlar emekli olmadığından ya da ölmediğinden, bakanlık bir iki ölen ya da emekli olanın yerine yeni bir sınav yapmadı. Oysa bu sınavı her sene yapacaktı güya...
Hüseyin Çelik gitti Nimet Çubukçu geldi.
Nimet Çubukçu gitti Ömer Dinçer geldi.
Ömer Dinçer gitti Nabi Avcı geldi.
Nabi Avcı gitti İsmet Yılmaz geldi.
İsmet Yılmaz gitti Ziya Selçuk geldi.
Ziya Selçuk gitti Mahmut Özer geldi.
2006 senesinin üzerinden 16 yıl ve 6 Milli Eğitim Bakanı geldi geçti ( Pardon sonuncusu henüz geçmedi ) 2022 yılına kadar Uzman öğretmenlik ve Başöğretmenlik sınavı bir daha yapılmadı ta ki 19 Kasım 2022’ye kadar.
Peki 19 Kasım 2022’de ne oldu?
O da gelecek bölüme kalsın.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Yazman Öğretmen - Dızman Öğretmen -uzman Öğretmen----4.bölüm--- başlıklı yazı Sami Biber tarafından 28.11.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.