İngiltere’yi Dünyanın Başına Bela Eden Osmanlı Padişahı.----2.bölüm--
İNGİLTERE’Yİ DÜNYANIN BAŞINA BELA EDEN OSMANLI PADİŞAHI.----2.BÖLÜM--
1558’de İngiltere tahtına oturan ve bu tahtta kırk beş yıl hüküm süren I. Elizabeth’in, İngiliz halkı tarafından bu kadar çok sevilmesinin bir sebebi de onun bakire olarak olarak doğup bakire olarak öldüğüne inanılmasıydı. Aynen Meryem Ana gibi...
Evet... Elizabeth, yüzlerce erkekle kırıştırmış, yüzlercesiyle aşna fişne olmuştu ama ölünceye kadar hiç evlenmediği için onun adı etrafında ‘’ Bakire Elizabeth’’ efsaneleri uydurulmuştu ve bu efsaneler onu bir azize yapmıştı adeta.
İngiltere’yi dünyanın saygın devletlerinden bir haline getirmek için çok uğraşan Elizabeth, kraliçe olur olmaz İspanya Kralı Felipe ( II. Filip ) yani daha önce kız kardeşi Mary’nin kocası olan herif ona evlenme teklif etti. Ancak Elizabeth bu teklifi reddetti. Bunun iki sebebi vardı: 1- Koyu bir Katolik olan Felipe, Protestanlardan nefret ediyordu oysa Elizabeth Protestandı 2- Elizabeth bu tipsiz heriften zerre kadar hoşlanmıyor hele de onun kendisini İngiltere Kralı olarak görmesine fena halde gıcık oluyordu.
Felipe evlilik teklifinin reddedilmesine fena halde bozulmuştu ama ‘’ Ulan sen kim oluyorsun da benim evlilik teklifimi reddediyorsun?’’ Diye savaş açması da pek hoş karşılanmazdı. İçindeki intikam duygularını bir süre bastırdı ve İngiltere’ye dolayısıyla da o küstah Elizabeth’e haddini bildirmek için bir fırsatın doğmasını sabırla bekledi. Ayrıca şimdilik çok daha önemli işleri vardı ki bunların başında tahta geçer geçmez İspanya’da on sekiz bin Protestanı katletmek geliyordu. Ayrıca Orta ve Güney Amerika’nın yerli halkını yok edip bu topraklara yerleşmek gibi çok çok kutsal(!) bir amacı daha vardı. Bu arada adamın hakkını teslim edelim: 1571’de Osmanlı donanmasını İnebahtı’da yakan da bu II. Felipe idi. Yani öyle yabana atılacak biri değildi
Bu arada yıllar su gibi akıp gidiyordu ve Osmanlı Devletinde 1574’de II. Selim’in ölümü üzerine tahta geçmiş olan III. Murad da Avrupa’daki siyasi ve dini çekişmeleri yakından takip ediyordu. O da dedesi gibi Avrupa’daki bu çekişmelerden Osmanlı Devleti’nin bir kazanç sağlaması için Protestanları destekliyordu ve şu an itibariyle Protestanlığın en önemli savunucusu Elizabeth idi.
Elizabeth’in barışçı bir politika izlemesi ve - bazı sürtüşmelere rağmen- İspanya hariç Avrupa’daki bazı krallıklar ile ittifaklar, dostluk antlaşmaları yapması Felipe’nin gözlerini İngiltere’ye çevirmesine sebep oldu.
*****
Felipe’nin İngiltere hakkındaki menfur emellerinin gün yüzüne çıktığı 1588 yılındayız...
Osmanlı tahtındaki III. Murad 42 Yaşında. İngiltere tahtında oturan I. Elizabeth 55 yaşında...
İşte o sene I. Elizabeth, Felipe’ye karşı müttefik arayışına girdi zira dünyayı titreten Osmanlı’nın donanmasını yakmış bir kral, üzerine gelmekteydi. Osmanlıdan bile korkmayan bir Felipe, İngiltere’yi ezer mi ezerdi. Peki bu şerefsizi kim durdurabilirdi? Her şeye rağmen yine Osmanlı... Donanmasının yakılmasının üzerinden sadece altı ay geçtikten sonra daha güçlü bir donanma ile Ege Denizine açılıp elinden çıkan bir çok adayı tek tek geri alan Osmanlı...
I. Elizabeth, Padişah III. Murad’a mektup yazdı.
Bu mektubuyla birlikte padişaha bir çok hediyeler göndermişti ve mektubunda da özetle kendisinin Katolik değil Protestan olduğundan, Putperestliği yasaklayan Tanrı'ya inandığından, Katoliklerin Putperestlere; Protestanların ise Müslümanlara benzediğinden bahsetmişti. ‘’ Tanrı aşkına bize yardımcı olun.’’ Diyordu.
Padişah III. Murad bu mektuplara kayıtsız kalamadı ve o da Elizabeth’e mektup ve pek çok hediyeler gönderdi.
Velhasılıkelam o günün en güçlü devletinin hükümdarı ile gelecekte Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk olacak olan güçsüz bir krallığın kraliçesi arasında bir mektuplaşma trafiği başlamıştı ve bu mektuplaşma trafiği içinde samimiyet o kadar ilerledi ki III. Murad I. Elizabeth’e ‘’ Gel kelime-i şehadet getir de Müslüman ol’’ teklifinde dahi bulundu ama Elizabeth çok nazik bir şekilde bu teklifi reddetti. ( Herhalde günümüz aydın kesiminin dediği gibi ‘’Ayol dinin ne önemi var? Neticede hepimiz Adem Baba ile Havva Ananın evlatları değil miyiz?’’ Demiştir.)
Sonunda Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında bir ittifak antlaşması yapıldı. Bu antlaşma pek çok yönden 1535’de Kanuni’nin Fransa’ya tanımış olduğu kapitülasyonlara benziyordu. Hatta aynısı denilebilirdi. Dede Muhteşem Süleyman nasıl ki Fransa’yı himayesi altına alıp ona rüyasında bile göremeyeceği imtiyazlar ( ayrıcalıklar) sağladıysa torunu Murad da İngiltere’ye aynı imtiyazları sağlıyordu.
Evet... İngilizler kendileri için bir utanç kaynağı olan bu olayları hep unutmak isteseler de, inkar etmeye kalksalar da 15 Şubat 2018’de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın , İngiltere Anglikan Kilisesi Başpiskoposu Justin Welby'e hediye ettiği III. Murad’ın, Kraliçe I. Elizabeth’e gönderdiği mektubun kopyası her türlü inkarı yok eden bir belgedir.
Peki o mektupta III. Murad ne demiştir İngiltere Kraliçesi- Birleşik Devletlerin kurucusu I. Elizabeth’e?
Günümüz Türkçesiyle aynen şunları demiştir:
‘’İki ülke arasındaki dostluk ve Ahitname-i Hümâyûn gereğince dost ve düşmana karşı birlikte hareket edilecek. Ahitname şartlarına uyulduğu takdirde İngiliz tüccarlarına kimsenin zulüm etmek ihtimali olmaz. Eskiden Osmanlı Padişahları ile dostluk edenler nasıl saygı görüp himaye edilmişlerse size de o şekilde muamele edilecek. İspanya'da esir olan Müslümanların İngiltere tarafından kurtarılması sadakat ve bağlılığınızın göstergesidir. Elçinizle göndermiş olduğunuz mektubunuzda Osmanlı Donanması'na ilişkin söyledikleriniz hususunda hepsiyle ilgili malumum olmuştur. İlkbaharda büyük bir Donanma gönderilmesi kararlaştırıldı. Allahü Teâlâ Donanma'yı zafere ulaştırsın.’’
‘’ SADAKAT VE BAĞLILIĞINIZIN GÖSTERGESİDİR’’ Cümlesinin altını çizmeyi sakın unutmayın değerli okurlar.
Evet... III. Murad’ın bahsettiği donanma aynen mektupta belirtildiği gibi tam da Felipe, İngiltere’yi kuşatmaya geldiğinde İspanyolların karşısına dikilir ve İspanyol donanmasını perişan eder. Güç bela kıyılara yanaşan bir kaç İspanyol gemisini de İngilizler yakarak kendileri için çok büyük bir belayı bertaraf etmiş olurlar. Ancak maalesef bugün İngiltere Osmanlı yardımına hiç dokunmadan sadece I. Elizabeth’in dehasıyla İspanyol belasından ve dolayısıyla İngiltere’nin yok olmaktan kurtulmasından bahseder.
Peki yazımın başlığı neden ‘’İngiltere’yi Dünyanın Başına Bela Eden Osmanlı Padişahı?’’
Bunu mutlaka anlamışsınızdır ama kısaca özetleyeyim. Eğer III. Murad 1588’de İngiltere’nin yardımına koşmasaydı bugün İngiltere diye bir devlet olmayacaktı büyük ihtimalle.
Başka bir şey söylemeye gerek yok sanırım ama yanlış anlaşılmak da istemem. III. Murad’ın o yıllar için yaptığı şey yapılması gerekendi ve tabii ki İngiltere’ye kol kanat gererken onun gün gelip de dünyanın başına bela olacağını öngörmesi mümkün değildi...
SON
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( İngiltere’yi Dünyanın Başına Bela Eden Osmanlı Padişahı.----2.bölüm-- başlıklı yazı Sami Biber tarafından 14.09.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.