Kadının Ayak Basması Yassah Hemşerim—2. Bölüm-

Bu bölümde Aynoroz’a kadınların girmesinin neden yasak olduğu hakkında bilgiler vereceğim ama öncelikle geçen bölümde yaptığım bir iki hatayı düzelteyim:
1- ‘’Aynaroz Adası’’ demiştim. Doğrusu ‘’Aynoroz Yarımadası’’ olacaktı. Yani hem adını yanlış yazmışım hem de ada demişim oysa burası bir yarımada.
2- ‘’ Bugün bile 400- 500 Kişi yaşıyor.’’ Demiştim oysa bugün yarımadada 2500 kişi yaşıyormuş.
3- ‘’ Aynoroz’a gitmek isterseniz.’’ Demiştim. Hıristiyan olmayanların adaya gitmeleri yasak. Hıristiyanlar ise 100 kişilik gruplar halinde ( belirli saatlerde) adayı ziyaret ediyorlar ama bu yüz kişilik grubun %90’ı Ortodoks, %10’u Ortodoks olmayan Hıristiyan oluyor. Yani öncelik Ortodoks Hıristiyanlarda. Katolik, Protestan, Anglikan vs. mezheplerin ziyaretine %10 kontenjan tanınıyor.
Evet... Yunanistan’a bağlı olmakla birlikte tamamen ayrı bir manastır devleti hüviyetindedir Aynoroz. Öyle ki Avrupa Birliği bile Aynoroz’da Yunanistan devletinin yargı sistemi dışındaki bir yargı sistemini kabul etmiş.
Daha önce de belirttiğim gibi Aynoroz’da 20 adet manastır bulunmakta ama yarımadanın kendisi zaten bir manastır olarak kabul edilmektedir. O yüzden de yarımadanın tamamı kutsal sayılıyor.
Aynoroz yarımadası, bu 20 manastırın her birinin baş rahibinin oluşturduğu 20 kişilik bir heyet tarafından yönetilmektedir.
Yarımada sakinleri rahipler, inzivaya çekilmiş keşişler ve işçilerden oluşmaktaymış. Evet... Günümüzde adada artık küçük çapta hayvancılık ve zeytin üretimi yapılmaktaymış.
Yarımada’ya bizler her ne kadar Aynoroz veya Aynaroz ( Aynasız ) desek de ( Ki Aynasız anlamına gelen Aynaroz en uygunudur aslında zira buradaki keşişlerin aynayla işleri olmaz. ) gerçek adı ‘’ Hagian Oros’’ tur yani ‘’ Kutsal Dağ’’
Evet..40 Km uzunluk, 10 Km genişlikteki bu yarımadanın güneyindeki Athos Dağı Ortodoks Hıristiyanlarca ( Diğerleri için de aslında ) Kutsal bir dağdır.
Peki Aynoroz neden bir bütün olarak Hıristiyan Dünyası için kutsaldır ve niçin bu yarımadaya kadınların ve dişi varlıkların girmesi yasaktır? ( Hatta kadınların bırakın yarımadaya ayak basmasını, 500 metre yakınına yaklaşması bile yasaktır. )
Efendim, çok kısa özetleyecek olursak olay tam manasıyla ‘’delinin biri kuyuya bir taş atmış, bin akıllı çıkarmaya çalışmış’’ durumudur.
Hıristiyan inanışına göre Hz. İsa Kudüs’te çarmıha gerilip öldürüldükten sonra Annesi Meryem, yanında havarilerden Yuhanna olmak üzere bizim Efes’e ( Yani İzmir’deki Selçuk ilçesine) gelir. Burayı sever ve yerleşir. Hatta burada ölür. O sebeple de Selçuk Meryem Ana Evi Hıristiyan Dünyası için kutsal bir hac yeridir.
Ancak aynı Meryem anamız bir ara yine havarilerden Petrus, Taddeus ve Yuhanna’yı yanına alıp İmparator Neron’un huzuruna çıkar ve onu Hıristiyanlığa davet ederler. Lakin Neron aynen benim gibi asabi bir adam. Fena halde öfkelenir, Petrus ve Taddeus’u öldürür. Hz. Meryem ve Yuhanna kaçarlar. Neron onları takip ettirse de toprak yarılır ve Meryem anamız ile Aziz Yuhanna’yı saklar zalim takipçilerinden.
Bundan sonra Meryem anamız ‘’ Biraz da Yunan gavurunu Hıristiyan yapayım’’ diye düşünmüş olacak ki Yunanistan’a geçer. Burada bir süre irşad ve tebliğ görevinde bulunduktan sonra sıkılır. ‘’ Şöyle biraz da Kıbrıs’ı ziyaret edeyim’’ der ve atlar bir gemiye. Ancak gemi yolda bir fırtınaya yakalanır ve tüm yolcular ölürler. Sadece Meryem anamız tek başına Aynoroz yarımadasına çıkabilir.
Meryem Anamız bir bakar ki burası inin cinin top oynadığı ıssız ama harika bir yerdir. Oğlu İsa’ya dua eder. Der ki : Ey bizzat kendi doğurduğum tanrım ve aynı zamanda biricik evladım! Ben bu yeri çok beğendim. Bi zahmet burayı benim üzerime yapar mısın?’’
Evladı İsa, annesinin huzuruna varır edeplice: ‘’ Bu yarımada senin köpeğin olsun anacığım elbette yaparım. Ama buraya ne ad vereceğiz. Yani tapu kayıtlarına hangi adla geçireyim?’’ Diye sorar.
Hz. Meryem ‘’ Bak şurada güneyde 2040 Metre yükseklikte bir dağ var. Ona ‘’ Kutsal Dağ’’ de. Ne de olsa tanrı doğuran bir kadın geldi buraya. Dağ otomatikman kutsal değil mi? Hah işte ondan sonra buranın adı da Kutsal dağ olsun. Haa unutmadan. Tabii Araplar gibi ‘’ Cebel-i Kuds ya da Türkler gibi ‘’ Kutsal Dağ’’ dersen bu Yunan gavuru anlamaz o bakımdan onların anlayacağı şekilde ‘’ Hagion Oros ‘’ De. İleride Türkler nasılsa Aynoroz diyecekler buraya’’ Der.
Derken efendim Hz. Meryem bir süre de bu hiç kimsenin ayak basmadığı yarımadada ama özellikle de Athos Dağında inzivaya çekilerek ibadet eder. ( Sonra tekrar Efes’e döner ve Efes’te ölür. )
İşte bu yarımadaya kadın ayağının basmasının yasak olmasının birinci sebebi bu hikayedir. Taa Hrıstiyanlığın ilk dönemlerinde artık kim uydurmuşsa uydurmuş böyle bir hikaye, o gün bu gündür bu hikayeye inanılıyor
Tüm kadınları temsilen bakire Meryem ayak basmıştır yarımadaya. O halde başka bir kadın ayak basamaz.
Bugün bile ‘’Tanrının Annesinin Bahçesi ‘’ olarak bilinen bir toprak parçasında, hiç biri tanrı doğurmamış olan kadınların ne işi vardır?
Diğer taraftan Meryem, bakire olarak yaşamış, bakire olarak ölmüştür. Adaya ayak basacak kadınların bakire mi değil mi oldukları nereden bilinecektir? O halde ‘’ Kadınlara yasak’’ dersin olur biter...
Evet.. Sebeplerden biri budur. Diğer sebebe gelince.
Yahu gelsem mi gelmesem mi tereddütteyim.
Neyse.. Söyleyeyim :
Burada inzivaya çekilmiş olan keşişler nefislerini ayaklarının altına almış dindar insanlardır. Bu sebeple de dünya zevklerinden tamamen soyutlamışlardır kendilerini. Bu bağlamda evlenmek, bir kadınla cinsî münasebette bulunmak ve hatta mum ışığında söyle arkadaşça romantik bir yemek yemek hatta bir kadını hayal etmeyi bile yasaklamışlardır kendilerine.
Of yaaa. Anlayın işte. Adaya bir kadın ayak basarsa azmaktan korkuyorlar gariplerim. Yani seksen yaşında bir nine bile adaya ayak bassa bizim ‘’Arabesk ‘’ filminde olduğu gibi ‘’ Karııı’’ Diye ayağa fırlamaktan, ‘’ Gösterelim anam!’’ Demekten ve sonrasında oluşacak muzır işlerden korkuyorlar.
Bilmem anlatabildim mi?
Şimdi diyeceksiniz ki ‘’ Hocam ! Kadını anladık. Peki köpek, eşek, at ve daha bir sürü hayvanın dişisi de Aynoroz’a giremiyor dediniz. Hayvanların kabahati ne?’’
Sebep aynı. Dişi bir eşeğin veya köpeğin de kendini dine ve Tanrıya adamış olan bir keşişi baştan çıkarıp yatağa atması kuvvetle muhtemel. O sebeple dişi olan hiç bir varlık bu yarımadaya giremiyor. Aslında Ördeğe ve hatta timsaha bile tecavüz edilen bir dünyada adamlar çok da haksız sayılmazlar. Bir timsah bile insanda cinsel çağrışımlar yapabiliyorsa, erkek denen insan sıfatındaki bir varlık bir su damacanasına bile tecavüz edilebiliyorsa paytak paytak yürüyen bir ördek insanı nasıl baştan çıkarır kim bilir.
Evet... Yazımı bir soru ile bitiriyorum.
Aynoroz yarımadasına kadınların ve dişi olan hayvanların girmesinin yasak olması Hıristiyan Dünyasında hiç bir zaman ‘’ Hıristiyanlık kadınları aşağılıyor.’’ Olarak yorumlanmamış ve böyle bir uygulamaya herhangi bir tepki ortaya konmamıştır. Peki Türkiye’de böyle bir ada olsaydı ve bizim Diyanet İşleri Başkanlığımız - Devlet yöneticilerinin de desteği ile – ve dahi dini sebeplerle bu adaya kadınların ayak basmasını yasaklamış olsaydı ne olurdu?
BİTTİ.
Okuyan herkese selam ve saygılarımla.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Kadının Ayak Basması Yassah Hemşerim—2. Bölüm- başlıklı yazı Sami Biber tarafından 23.07.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.