Kadının Ayak Basması Yassah Hemşerim—1. Bölüm-


‘’ HARAM, HELAL VER ALLAH’IM. KADI KULUN YER ALLAH’IM’’ Bu repliği gençler bilmezler tabii ki ama benim gibi artık fosilleşmeye yüz tutmuş yaşlıların hatırlayacağını düşünüyorum.

Aslında gençlerin de bilmesi lazım. Zira günümüzde hâlâ maalesef zevkle ve kahkahalar atarak izlediğimiz bir tiyatro oyunundan ya da sinema filminden bir repliktir.

Evet... Oynun adı ‘’ Aynaroz Kadısı ‘’ Yazarı: Musahipzâde Celal.

Bu oyun, Türk sinemasının ilk ve unutulmaz yönetmenlerinden Muhsin Ertuğrul tarafından - sahnelerinin çoğu Yunanistan’da çekilerek- beyaz perdeye aktarılmış ve ilk kez 1 Eylül 1938’de Beyoğlu’ndaki sinemalarda gösterime girmiş.

‘’Aynaroz Kadısı’’ adlı bu eserin konusu ne peki?

Aslında günümüzde hâlâ var olan din ve hukuk adamlarına sataşma... Ancak bir farkla: Bu eserde sadece üçkağıtçı(!) dalavereci(!) kadın-kız budalası (!) para ve menfaat için yemeyeceği halt olmayan(!) Müslüman din ve hukuk adamlarına değil aynı zamanda Ortodoks-Hıristiyan din adamlarına da çatılmış. Yani onların papazlarının da bizimkilerden farkı yok(!)

Pardon... Konu demiştim:

Konu özetle şu:

1430 Yılından 1912 Yılına kadar Osmanlı Devleti’nin Selanik Sancağına bağlı olan Aynaroz adasında bir manastırda Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşayan Afroditi adlı bir Rum kızına 15.000 Duka altını miras kalır. Bunu öğrenen iki kişi de bu altınların peşine düşer. : Aynaroz Adasının kadısı Divrikî ( yani Divriği’li ) Yakup Efendi ve Aynaroz Manastırı Baş Rahibi Gregorius.

Derken Efendim Kadı Yakup Efendi, Afroditi’yi manastırdan kaçırır. Bunun üzerine Baş Rahip Gregorius, kadıyı Şeyhülislam Kehkeşânizâde Lemî Molla’ya şikayet eder. Ama kimi kimi şikayet etmiştir ki? Zira Kadı Yakup Efendi, Şeyhülislam Lemi Molla’nın bacanağıdır. Hatta Şeyhülislam’ın torpiliyle Aynaroz adasına kadı olarak tayin edilmiştir.

Mahkemede tabii ki Kadı Yakup Efendi, bacanağı olan Lemî Molla’ya rüşveti yağdırır adeta ve mahkeme başrahibin aleyhine sonuçlanır.

Tabii ki koskoca bir tiyatro oyunun tamamı bu hikayeden ibaret değildir. Başka karakterler ve onların da rolleri vardır oyunda...

Oyuna göre Aynaroz Adası vur patlasın çal oynasın işlerin yapıldığı oldukça eğlenceli bir adadır.

Yahu daha nasıl izah edeyim ki. Bu filmin müziklerini Batı Tarzı Türk Müziğinin duayenlerinden Cemal Reşit Rey yapmış.Yani filme bir hayli önem verilmiş. Aynaroz adasının ise bizim Bodrum’dan ya da daha yakından bir yer söyleyecek olursak Bozcaada’dan farkı yok eğlenceli bir yer olması açısından iş bu filme göre...

Peki işin aslı böyle mi?

Kesinlikle hayır. ‘’Aynaroz Kadısı’’ adlı eser baştan sona palavradır. Palavra olmasına palavradır ama maalesef bizim milletin bu filmi ya da tiyatroyu seyretmiş olanları bu eserde anlatılanları Aynaroz adasının tarihi gerçekleri olarak bellemişlerdir.

1-Her şeyden önce Aynaroz adasının hiç bir zaman bir kadısı olmamıştır. Çünkü Bizans döneminde de Osmanlı döneminde de ziyadesiyle imtiyazlı bir adadır. Bir nevi dokunulmazlığı, kendine has bir özerkliği vardır.

Olur ki papazlar arasında bir sorun çıkarsa işte böyle bir durumda Osmanlı Devleti olaya müdahale eder ve papazları barıştırmak işi de Bostancıbaşının işidir. Papazlar da zaten tamamen münzevi bir hayat yaşayan insanlar oldukları için aralarında hır gür olmaz. Ham zaten hepi topu 400- 500 kişi yaşar bu adada...Yani özetle Aynaroz hiç bir zaman kadı ile yönetilmemiştir. Aynaroz Kadısı diye bir şey tarihte hiç olmamıştır.

2- Ayanaroz Adasında bir manastır ve bu manastırda bir kız??? Bu da mümkün değil. Çünkü bu adada yaşayanlar yumurtayı bile dışarıdan alıyorlar. ‘’ Ne alaka ?’’ Dediniz değil mi? Haklısınız. Açıklayayım: Bu adaya dişi olan herhangi bir varlığın girmesi yasaktır. ( kedi hariç ) Bu kapsam içinde tavuk da var tabii ki. Bir bayan varlık olduğu için ada tavuklara da yasak. Tavuk olmayınca kendileri yumurtlayacak değiller ya. Yumurta başka adalardan geliyor.

Şimdi de ‘’ Kedinin ne ayrıcalığı var ki ona yasak değil?’’ Diye merak ettiniz değil mi? Ah siz yok musunuz siz ‘’ Dişi olan varlıklara neden yasak olduğunu merak etmiyorsunuz da kedilere neden yasak olmadığını merak ediyorsunuz.

Efendim kediler fareleri yiyor da ondan erkek olsun bayan olsun pisilere dokunmuyorlar.

Şimdi yine sordunuz ‘’ Fare ne alaka?’’

Fare nerede ürer? Pisliğin olduğu yerde. Bu adada yaşayan ve tamamı ya papaz ya da çok dindar olup kendilerini dine adamış olan münzevi Ortodoks Hıristiyanlar ruhen olmasa da bedenen pis insanlar. Heriflerin suyla sabunla işleri olmuyor fazla. Varsa yoksa ibadet- zikir filan. Dünya işi olarak hiç bir şey yapmıyorlar. Üretim filan yok. Başka adaların halkı bunlara yiyecek içecek temin etmezse açlıktan ölürler. Böyle bir yerde fare olmasın da ne olsun?

3- Bugün bile sayıları 400-500’ü geçmeyen bu adanın halkı yani keşişler ve kendilerini inzivaya çekmiş dindar Hıristiyanların ‘’Aynaroz Kadısı ‘’ adlı tiyatro eserinde belirtildiğinin tam tersine parayla pulla hiç bir alakaları yok. Yani o noktada maalesef bu Hıristiyan dindarlarına da çok fena bir iftira atılmış.

Bu insanlar öylesine dünya nimetlerinden soyutlanmış bir hayat yaşıyorlar ki mesela 17. Yüzyılda bu adayı ziyaret eden Evliya Çelebi onlar için ‘’ Açlıktan sürünecek vaziyette derileri kemiklerine yapışmış insanlar.’’ Diye bahsediyor.

Bugün üzerinde 20-21 Manastır bulunan bu adaya yukarıda da belirttiğim gibi kadınların ve hatta kedi hariç dişi herhangi bir hayvanın girmesine izin verilmiyor.

Ama bu kadar değil yasaklar.

Mesela ‘’ Çok muhterem insanları ve oldukça kutsal bir adayı ziyaret edeceğim. Şöyle güzel bir sinekkaydı tıraş olayım da bu insanlara saygıda kusur etmeyelim.’’ Dediniz farzedelim ki. Sakın demeyin. Çünkü adaya sakalsız erkeklerin girmesi de yasak. Mesela Cübbeli Ahmet Hoca rahatlıkla ziyaret edebilir ama sakalsız bir Cübbesiz Sami Hoca’ya yasak. ( Bu yasağı son senelerde esnetmişler biraz.)

Mesela 500 kişilik bir grup oluşturdunuz ve hep birlikte Aynaroz Adasına çıkıp ziyaret etmek istiyorsunuz. Yok öyle nane. Öncelikle Fener Rum Patrikhanesinden izin almanız gerekiyor. Patrik Barthalemeos veya vekilleri ‘’Sakınca yok.’’ derse ancak öyle ziyaret edebilirsiniz. Tabii ki Yunan Hükumetinin de izin vermesi lazım.

Ancak iş bununla da bitmiyor. Adaya yüz kişiden fazla yabancının aynı anda ayak basmasına izin verilmiyor.

Yüz kişi ayak basıp ziyaretini tamamladıktan sonra diğer yüz kişilik gruba izin veriliyor.

Hıristiyan aleminin tamamının ama özellikle de Ortodoksların çok kutsal bir mekan olarak büyük saygı duydukları Aynaroz Adasına kadınların ayak basması niçin yasak peki?

Onu da gelecek bölümde anlatalım.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Kadının Ayak Basması Yassah Hemşerim—1. Bölüm- başlıklı yazı Sami Biber tarafından 22.07.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.