Fitne Mi Yoksa Acı Gerçekler Mi?


İslam  dünyasında  ilk  karışıklıkların  daha  peygamberimiz  toprağa  verilmeden  başladığını  söylemek  sanırım itiraz  edilecek  bir  yargı  değildir.  Ancak  bu  konuya fazla  girmeyeceğim.  Zira  Hz.  Ebubekir olsun  Hz.  Ömer  olsun,  dönemlerinde  bu  karışıklıkları  başarılı bir  şekilde önlemişlerdir. Bunda  elbette  ki  onların  dönemlerinde  başlayan  fetihlerin  büyük  rolü  olmuş,  fetihlerle  birlikte  İslam  coğrafyası  genişlediği  gibi  İslam  dünyasında  bir  refah  dönemi  de  başlamıştır.

Hz. Ebubekir  ve  Hz.  Ömer  dönemlerinde  karışıklıkların önemli  ölçüde  bertaraf  edilmesinin  bir  diğer  sebebi de  şudur:

Hz.  Peygamber,  Hz.  Ali  haricinde  hiç  bir  Haşimi'yi  önemli  bir  göreve getirmediği  gibi  Hz.  Ebubekir  ve  Hz.  Ömer  de  akrabalarını devlet  işlerinden  özellikle  uzak tutmuşlardı.  Öyle  olunca  da  Peygamberimizden  önce var  olan  Haşimi- Emevi  rekabeti  bu  iki  halife  döneminde yatıştırılmıştı. 

Hz.  Osman  dönemine  geldiğimizde  ise  Peygamberimizin  bu  uygulaması  bir  tarafa  bırakılmış  görülüyordu.  Zira  İslam  devletinin  en  önemli  görevlerine  hep  Hz.  Osman'ın  akrabaları  olan  Emeviler  getirilmeye  başlanmıştı.

Mesela: Hz.  Osman,  daha  önce  Medine'den  sürülmüş  olan  amcası  Hakem'i  tekrar  Medine'ye  getirttiği  gibi  hem onun devlete  olan  tüm  borçlarını  silmiş,  hem  kendisine  100.000  dirhem para  vermiş  hem  de  Fedek  arazisini  amcasına  tahsis  etmişti.(  Fedek  Hurmalığı Hz.  Fatma'nın  ''  Babamın  mirasıdır ''  Diye  Hz.  Ebubekir'den  istediği  buna  karşılık  Hz.  Ebubekir'in ''  Peygamberler  miras  bırakmazlar ''  mealindeki  bir  hadisi  öne  sürerek   vermediği  bir  yerdir. )

Hz.  Osman bununla  da  yetinmemiş, Medine  çarşısının  gelirini  diğer  amcası Haris'e  verirken  kendi  damadı Abdullah  bin  Halid'e 400.000  Dirhem  para  vermiştir (  İbn Şebbe, Tarîhu Medineti'l-Münevvere,  Sa. 1090-1091; İbn Kuteybe, Kitabu'l-Meârif, Beyrut 1970, Sa. 84; İbn Âsem Futûh, I-IV, Beyrut 1986, I, 370. )

Bu  uygulamalar gerçek  miydi  yoksa  o  günlerden  taa  bu  günlere  gelen  uydurma  haberler  miydi  orasını  kesin  bilemesek  de  çeşitli  kaynaklarda  Hz.  Osman'ın  böylesine  yakınlarını  kayırıcı  bir  yol  izlediği  üzerine  rivayetler  bir  hayli  fazladır.

Evet,  rivayetler  bir  hayli  fazla  olduğu  gibi  kesin  olan  gerçekler  de  vardır.  Mesela  Hz.  Osman  döneminde  dört  önemi  bölgenin  valileri  hep  Emevi  soyundan  olanlardır.  Kendi  baş  danışmanı  da  öyle...

Mesela  Hz.  Osman  halife  olunca  Kufe  valisi  S'ad bin  Vakkası  azledip  yerine  anne bir  kardeşi  Velid  bin  Ukbe'yi  getirmiştir.

Mısır  Fatihi  Amr  İbn'ül  As'ı  Mısır  valiliğinden  alıp  yerine süt  kardeşi  Abdullah  bin S'ad bin  Ebu Serh'i  getirmiştir.

Basra  valisi  Ebu  Musa  el  Aş'ari'yi  azledip  yerine dayısının  oğlu Abdullah  bin  Amir'i  getirmiştir.

Kendi  danışmanlığına  ise  yakın  akrabası  olan  Mervan  bin  Hakem'i  getirmiştir.

Değiştirmediği  tek   önemli  valilik  vardır: Şam...  Onun  başında  ise  zaten  Emevi  soyundan  biri  olan  Muaviye  bulunmaktadır.

Peki  Peygamberimizin  ''  Benim  sahabelerim  yıldızlara  benzer,  hangisine  tutunursanız  selamete  erişirsiniz''  dediği  sahabelerin  en  büyüklerinden  olan  Hz.  Osman  böylesine  adam kayırıcı  olabilir  mi?   Mantık  ''Hayır''  diyor.  Hele  hele  de  peygamberimizin  çok  hürmet  gösterdiği, ( hatta  o  geldiğinde  ayağa  kalktığı  rivayet  edilir. ) edebi  ve  güzel  ahlakı  dolayısıyla ''  Zinnureyn''  (  İki  nur  sahibi = Hz.  Osman  Peygamberimizin  iki  kızıyla  ayrı  zamanlarda  evlenmiştir. ) dediği  biri  Kur'anda  apaçık ''Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür''  ayeti  varken ( Nisa  Suresi  58.  Ayet ) kendi  yakınlarını  bu  derece  kayırıcı  olabilir  mi?  Mantık  yine  ''  Hayır ''  dese  de  tarihi  kayıtlar  ve  kaynaklar  aksini  söylüyor.

O  zaman  ortaya  çıkan  sonuç  şu  iki  noktada  toplanıyor:  1- İçimizi  yaksa  da,  kabullenmek  çok  zor  olsa da  Hz.  Osman,  kendi  döneminde    yakınlarını  çok  fazla kollamış,  onlara  çok  büyük torpiller  yapmıştır  2-  Hz.  Osman  Kur'anın  hükmüne  uyarak  emaneti  hep  ehline  vermiştir.  Bu  ehil  insanların  hepsinin  Emevi  soyundan  olması  onun  hatası,  kabahati,  suçu  değil  kaderin  garip  bir  cilvesidir.

Peki  yukarıdaki  olaylar  Hz.  Osman  dönemine  ve  direkt  Hz.  Osman ile  ilgili  olaylar  değil  de   günümüzde  devleti,  hatta  bırakın  devleti  herhangi  bir  devlet  kurumunu  yöneten  birisi  ile  ilgili  olsaydı  hangi  şık  daha  akla  uygun  gelirdi  dersiniz? 

Hz.  Osman'ın  bile  yakınlarına  torpil  geçmeyen,  kendi  yakınlarına  devletin  önemli  görevlerini  peşkeş  çekmeyen  biri  olduğuna  insanları  inandırmak  zordan  da  öte  imkansızken, elimizdeki  tüm  belge  ve  bilgiler  en  hafif ifadeyle  '' Maalesef  yakınlarını  fazlasıyla  korumuş,  kollamış ''  derken  bugün  bir  ailenin neredeyse  tüm  fertlerinin devletin  en  önemli  görevlerinde  olmasını  ''Sadece  tesadüf'' olarak yorumlamak  ya  da  ''Ne  olmuş  yani?  Bu  göreve  en  çok  onlar  layık,  o  yüzden  de  o  görevlere  getirilmişler''  şeklinde bir  mantık  yürütmeye  hele  de  günümüz insanını  inandırmak  mümkün  müdür?  Hiç sanmıyorum. 

Şimdi...

Hz.  Ayşe,  Hz.  Talha,  Hz.  Zübeyr,  Hz.  Ali...Bunarın  her  birisi  Hz.  Osman'ı  icraatları  sebebiyle  eleştiriyordu  değil  mi?  Peki  bu  dört  büyük  Allah  ve  Peygamber sevdalısına ''  Fitnebazlar.  İslam  dünyasında  fitne çıkardılar  ''  Denilebilir  mi?  Elbette  hayır.  O  halde  günümüzde  de  ''  Yahu  kardeşim  ne  oluyor?  Bu  ülkede  şu  meşhur aileden  başka  bu  görevlere  layık  insan  yok  mu?''  Diye  soran  insanlara  da  ''  Siz  fitne  çıkarıyorsunuz''  demek  çok  büyük  bir  haksızlık  iken  bırakın  '' Fitne  çıkarıyorsunuz'' u,  resmen  ''  Hain ''  damgası  yapıştırılıyor. 

 Hz.  Osman,  yakınlarını  bu  kadar  kayırmışken  katlinde  en  büyük  pay  kimindi biliyor  musunuz?  Baş  danışmanı  Mervan  Bin  Hakem'in.  

Hz.  Osman'a  karşı  başlayan  bir  ayaklanma  Hz.  Ali'nin  arabuluculuğu  ile  tatlıya  bağlanmış,  isyancılar  Hz.  Osman'ın  sözlerinden  ikna  olmuşken  Mısır  Valisine -  altında  Hz.  Osman'ın  mührü  olan  -  bir  ferman  gönderen,  bu  fermanda  ise asilerin  tamamının  yok  edilmesini  isteyen  Mervan  bin  Hakemdir.( Ferman  isyancılar  tarafından  ele  geçilir,  o  saatten  sonra artık  isyancıları  hiç  bir  şey  durduramaz. )  Onun  bu akıl,  fikir dolu dahiyane (!)  danışmanlığının  sonucu  ise  Hz.  Osman'ın  feci şekilde katledilmesi  olmuştur.

Mezkur  aileden  birinin  eski  kocası  15  Temmuz  Şehitlerine  hakaret  eder.
Mezkur  aileden  biri  şaibeli  bir  şeyh  olan  Nazım  Kıbrısi  ile  diz  dize  oturur...
Mezkur  aileden  biri  Almanya'ya Federal  Sistem  (  Yani  Eyalet  Sistemi )  hakkında  bilgi  alış  verişi  için  gider
Mezkur  ailenin  babası  '' Fetö  tevbe  etsin,  yorgan  gitsin -  kavga  bitsin'' mealinde  açıklamalar  yapar.

Ve  tüm  bunlara  rağmen o  aileden  neredeyse  herkes çok  çok  önemli  ve  hassas görevlere  getirilirse  vatandaş  elbette  '' Neler  oluyor  yahu?''  diye  sorma  hakkına  sahiptir.  

Bu  olay  31  Aralık  2018  Milli  Piyango  büyük  ikramiyesinin  tam  bilete  çıkması,  o  tam  biletin  de  bir  inşaat şirketinin  yönetim  kurulu  başkanı  tarafından  satın alınmış  olması  ve kazanılan ikramiyenin ( 70.  Milyon  Tl )   tanıdık  bir  vakfa  bağışlanması   iddiası  gibi  basit  bir  olay  değil  ki...

Velhasılıkelam  insan  ''  Fitne  mi,  acı  gerçekler  mi?''  diye  sormadan  edemiyor. 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Fitne Mi Yoksa Acı Gerçekler Mi? başlıklı yazı Sami Biber tarafından 14.01.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.