Tarih Bilmezseniz Bu Tür Zokaları Devamlı Yutarsınız. Ya Da İtiraz Eders
TARİH  BİLMEZSENİZ  BU  TÜR  ZOKALARI DEVAMLI  YUTARSINIZ. YA  DA  İTİRAZ  EDERSİNİZ  AMA YAPTIĞINIZ  KÖR  DÖVÜŞÜNDEN  ÖTEYE GİTMEZ.

Uzun  bir  yazı  olacak  maalesef. Ama  böyle  bir  yazıyı  neresinden  bölersiniz  ki?


Yukarıdaki 1.  Resim  mutlaka  bazı  okuyucuları  irrite etmiş  hatta  ana  avrat  küfürler  başlamıştır.  Bazı  okuyucular  ise  ''  Biz  zaten  biliyorduk  onların  nasıl kafirler  olduğunu''  diyerek  ellerini  ovuşturmuşlardır.

Evet, böyle  bir  yazıyı  siyasete  bulaşmadan  nasıl  yazarım  bilemiyorum  ama  elimden  geldiği  kadar  siyasete  bulaştırmadan,  tarih  öğrenmenin  önemine  vurgu  yaparak  anlatmaya  çalışacağım. Ama  önce  yukarıdaki 1.  Resimden  değil  bir  başka  resimsiz  paylaşımdan  başlayacağım  işe:

Bir  arkadaşım  kendi  facebook  sayfasında  şöyle  bir  yazı  paylaşmış:  

''Osmanlı  Devletini  de  Mevlevi  Dervişlerinin kışkırtmaları sonucu  yeniçeriler  yıkmadı  mı?  Tarih  tekerrürden  ibarettir?

Durduk  yerde  böyle  bir  paylaşım  niçin  yapılır?  Gündem  olabilmek,  gündemde  kalabilmek, Bazı  salak  ve  geri  zekalı insanlara ''Aaaa  yahu.  Bakın  Osmanlı  Devletini  meğer  Mevlevi dervişlerin  kışkırtmaları  sonunda  yeniçeriler  yıkmış .  Bunu  hiç bilmiyorduk ''  dedirtebilmek,  böylece  kendisinden  ''  vay  beee  ne  kültürlü,  ne  bilgili,  derya  kuzusu mübarek  (  pardon derya )''  diye  bahsettirmek.  Yani  kısaca  ego  tatmini. Yeniçeriler,  Mevleviler,  Osmanlı  Devletinin  yıkılışı  ve  tekerrür  eden  tarih?  Alakaya  dikiz ))))

Evet  ego  tatmini  1826  da    ortadan  kaldırılmış  olan  yeniçeri  ocağına 1920  veya  1922  yılında Osmanlı  Devletini  yıktırır.  Siz  de  eğer  tarih  bilmiyorsanız  Agop'un  kazı  gibi  yutarsınız  bu  yazılanı. Hatta  altına  ''  Evet  doğrudur. Altına  imzamı  atarım ''  Bile yazarsınız.  Bu  arada  dünyanın  en  masum  tarikatı  olan  Mevlevileri  de  fena  şekilde üzer  büyük  bir  kul  hakkı yersiniz  ki Mevleviler  bırakın  birilerini  kışkırtmayı  tam  tersine Osmanlı  ordusunda gönüllü birlikleri  oluşturarak  I.  Dünya  Savaşının  her  cephesinde  kahramanca  savaşmış  ve pek  çok  şehit  vermişlerdir. (  Yukarıdaki 2.  ve 3. Resimde  onların  cepheye  gidişlerini  görüyorsunuz.)

Tarih  öyle  masallarla,  mişlerle,  muşlarla  yazılmıyor. Hele  de yumurta  üzerine  oturmuş  kuluçka  tavuğu  gibi  bir  yerlere  oturup, oturduğun  yerden  sallamakla  da olmuyor.  Belge  lazım  her  şeyden  önce. 

Lakin  görün  ki  bizim  memlekette  ''  Babam öyle  anlatmıştı,  Dedem  öyle  rivayet  etmişti ''  de  maalesef  tarihtir(!)

Gelelim 1.  Resme.

Eğer  siz  Tarih  bilmiyorsanız,  araştırma  gibi  bir  zahmete  girmek  de  size  göre  bir  iş  değilse  CHP  nin  18  Temmuz  1923  de  TBMM  de Hrıstiyanlık  dinine  geçmemiz  için  kanun  teklifi  verdiğine  inanırsınız. Veya  '' Hastir  lan  yobaz,  gerici,  Atatürk  düşmanı.  Kıçından  uyduruyorsun''  der  bir  sürü  küfür  de  edersiniz. Ama  yaptığınız  şey  bu  paylaşımı  yapanın  istediğidir  zaten '' Bak  gördünüz  mü verecek  cevabı  olmadığından aczinin  ifadesi  olarak  ancak küfrediyor''  Diyecektir  size. Ha,  bu  arada.. ''  Böyle  bir  şey  yapmışlarsa  en  doğrusunu  yapmışlar ''  diyen  dingiller de  çıkar  mutlaka...

Oysa  siz  az  bir  şey  araştırsanız  göreceksiniz  ki  CHP  9  Eylül  1923  de HF  Yani  Halk  Fırkası  olarak  kuruldu.  9 Eylül  1923  de  kurulmuş  bir parti  zamanda  geri  giderek 18  Temmuz  1923 de  mecliste  böyle  kanun  teklifi  vermiş  olamaz. 

Ayrıca  18  Temmuz 1923  de  henüz halifelik  kaldırılmamış.  ''Halifelik  kaldırılmamışken  hangi  geri zekalı  çıkıp  da  ''  Hrıstiyanlık  dinine  geçelim''  diye kanun  teklifi  hazırlar  ki?''  Diye  düşünebilirsiniz  eğer  azcık tarih  biliyorsanız. Lakin gelin  görün  ki  Halifelik  henüz  ortada  iken (  Halifelik  3  Mart  1924  de  kaldırılmıştır ) birileri ''  Hrıstiyanlık  dinine  geçelim''  Diyebilecek kadar  gerizekalı  olabilir  ve  bir  Allah'ın  kulu  da  çıkıp  ''  Yahu  kardeşim peki  Halife ne  olacak? Biz  Hrıstiyanlık  dinine  geçersek  o  kimi  temsil  edecek ?''  Diye  sormaz. 

Neyse... 

Peki  bu  söylentilerin  aslı  nedir?  Yani  en  ufak  da  olsa  böyle  bir  şey  hiç  gündeme  gelmemiş  midir?

Gelmesine  gelmiştir  ama  Mecliste  değil.  

Bakın  nasıl?( Anlatan  bizzat  Kazım  Karabekir )

"18 Temmuz 1923 günü Ankara İstasyonundaki binada Teşkilat-ı Esasiye'de( Anayasa )  yapılması düşünülen değişiklik müzakere ediliyordu. Bu ikinci müzakere günü imiş. Bana haber vermemişlerdi. Bugün ben tesadüfen hazır bulundum. [Yani  konunun  geçtiği  yer  Meclis  değil, Ankara  Tren  istasyonudur.( T.B.M.M Özel  Kalem  Müdürlüğü  o  tarihlerde  bu  binadadır. )  Konuşanlar  da  bir  partinin  grubu  değil kişilerdir.  Kişiler  kendi görüşlerini ortaya  koymuşlardır. Kaldı  ki  Bu  anlatımı  yapan Kazım Karabekir  de  - Bu  konuşmalara  rağmen- daha  sonra 9  Eylül  1923 de Kurulan  Halk Fırkasının  bir  kurucu  üyesi  olmuştur; sonradan ayrılıp Terakki Perver  Cumhuriyet  Fırkasının  kurucularından  biri  olsa  da... ]

........''Ben geldiğim sırada Tevfik Rüştü Bey (Aras) konuşuyor ve şöyle diyordu:

"Ben kanaatımı millet kürsüsünden de haykırırım.. Kimseden korkmam.. Teşkilat-ı Esasiyemizde dinimiz apaçık yazılmalıdır.." diyordu.

Ben söz aldım ve sordum:

“Teşkilatı Esasiyede dinimizin İslâm olduğu yazılıdır Tevfik Rüştü Bey. Hangi kanaatı haykıracaksın? Hıristiyanlığı mı?" 

Mahmut Esat Bey (Bozkurt) söz aldı ve sertçe cevap verdi:

"Evet hıristiyanlığı.. Çünkü İslâmlık terakkiye manidir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz. Ve bize de kimse ehemmiyet vermez.." dedi.

Ben de söz alarak dedim ki:

"İslamlığın terakkiye mani olduğu Avrupalıların uydurmasıdır. Bu meseleyi istediğiniz kadar münakaşa edebiliriz. Fakat münakaşaya tahammülü olmayan bir mesele varsa, din değiştirme gayretidir. Netice İslam kalırsak mahvolmayız, fakat din değiştirme oyunu ile bizi kolay mahvedebilirler..

 Hıristiyan Bizans'ı Müslüman Türk yıkmış ve yerine geçmiştir. Fransızlar 1855’te Müslüman Osmanlı İmparatorluğu ile ittifak yaparak Hristiyan Rus İmparatorluğuna karşı harp yaptılar. İçinden yeni sıyrıldığımız Dünya Savaşında Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan yine Müslüman-Türkle ittifak yaptılar ve Hrıstiyan İtilaf Devletlerine karşı birlikte savaştılar. Yüzümüze kimse bakmazmış ne demek?.."

Fethi Bey (Okyar) söz alarak bana gayet sert ve katı cevap verdi:

"Evet Karabekir.. Türkler İslâmlığı kabul ettiklerinden böyle kaldılar. Ve İslâm kaldıkça da bu halde kalmaya mahkûmdurlar. Bunun için İslâm kalmayacağız.." dedi.

Ben de aynı sertlikle şu cevabı verdim:

"Fethi Bey, bu yabancı fikri şiddetle reddederim. Geri kalmaklığımıza sebep bir değildir. Fütühatçılık, temsil kudreti gösterememek, Avrupanın ilim ve irfan cephesiyle temassızlık, idarede istibdat gibi mühim sebepler vardır. Aynı yanlışlıkları yapan Hıristiyan Devletlerinin de yıkılıp gittiğini bilmez değilsiniz. Bir zelzelenin hakiki sebebini araştırmayıp, onu gülünç bir sebebe bağlamak kadar, İslamlık terakkiye manidir fikrini de garip bulurum. Bu yabancı ve tehlikeli fikrin, aramızda da münakaşaya tahammül edemeyecek kadar taraftar bulmasından çok müteessir oldum. Fakat ben iddia ediyorum ki, Türk Milleti ne Hıristiyan olur, ne de dinsiz kalır. Hakikat budur.. Bir milletin asırlardan beri, en mukaddes duygularını bir hamlede atabileceğine inanışınız objektif bir görüş değil, hayâlinizdir. Böyle bir harekete cüret, memlekette kanlı bir istibdat ile başlar ve İstiklal Harbinin birliğini de birbirine katar. Nasıl bitebileceğini de söyleyebilirim: Düşmanlarından kanı pahasına istiklâlini kurtaran Türk Milleti, hürriyetini kendi evlatlarına boğdurmayacak.. Buna cüret edenlerin de hakkından gelecektir Fethi bey.."

Mustafa Kemal Paşa'ya hitaben de sözlerime şöyle devam ettim:

"Paşam, maddî cephemiz zaten zayıftır. Güvenebileceğimiz manevî cephemizi de düşmanlarımızın yaldızlı propagandasına kurban edersek, dayanabileceğimiz ne kalır? Bizi silah kuvvetiyle parçalayamayan düşmanlarımız görüyorum ki bizi fikir kuvvetiyle mahvedecekler. Buna müsaade edecek misiniz? Siz ki millete karşı bizi bu hale getiren belânın istibdat olduğunu, zaferden sonra milletin tamamiyle iradesine sahip olarak yürüyeceğini millet kürsüsünden dahi defalarca haykırdınız. Millet Meclisini tekbirler, sâlatlar arasında açtınız. İslamlığın en yüksek bir din olduğunu hutbelerle ilan ettiniz. Hepimiz aynı iman ve kanaatle aynı yolda yürüdük. Şimdi ne yüzle ve ne hakla bir kanlı maceraya atılacağız.." dedim.

TBMM Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa sözümü burada keserek dedi ki: "Müzakereler çok hararetlendi, burada kesiyorum."

 Atatürk bu tutumuyla, hem söz hürriyetine saygı gösterdiğini, hem de mukaddes İslâm dini üzerindeki münakaşalardan hoşlanmadığını açıklamak istemişti herhalde.

Kazım  Karabekir'in  bu  anlatımları  dışında  Türk  milletinin  Hrıstiyanlığa  geçmesi  konusunda  - Olmayan - CHP  nin  TBMM ne sunduğu bir kanun  teklifi  olmamıştır.  Kaldı  ki  Kazım  Karabekir'in  anlatımında  da  tamamen  objektiflik  var  mıdır  bilemiyoruz  zira  orada  yapılan  konuşmaların  bir  kaydı  yok. 

Evet.  Bu  kadar  basit  ve  kolaydır  yukarıdaki  resim  ve  o  resim altında  yazılanlara  cevap  vermek.  Lakin  dediğim  gibi  Tarih  okumak  lazım  her  şeyden  önce..Tarih  diyorum  ha...Masal  değil...

Not:  Bu  yaptığım  CHP  yi  savunmak  olarak  algılanmasın.  Ancak  ben bir  Tarih  öğretmeniyim.  Tarih  adına yalan  söylenilmesine,  yanlış  bilgi  verilmesine  tahammül  edemem. Onca  senelik  emeğime,  bana  tarihi  sevdiren  hocalarıma,  herşeyden  önemlisi  de sorumluluğuma  ihanet  edemem.   O  bakımdan  da  ''Amaaan  bana  ne  yahu.  CHP  ye  gol  atmaya  çalışmış  birileri.  Beni  ilgilendirmez ''  Diyemem.  Doğru  neyse  onu  yazmak boynumun  borcudur.  Her  kime  karşı  ya  da  her  kimin  yanında  olarak  yazılmış  olursa  olsun...

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Tarih Bilmezseniz Bu Tür Zokaları Devamlı Yutarsınız. Ya Da İtiraz Eders başlıklı yazı Sami Biber tarafından 12.11.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.