Eklenme Tarihi : 30.09.2018
Okunma Sayısı : 1563Yorum Sayısı : 6
Etiketler
Sami Biber
Sami  Biber
tarafından eklendi
30.09.2018
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Kel Fatma Aslen Nereli?


Bizim  ülkemizde  sanırım  en  çok  sorulan  sorulardan  birisidir ''  Hemşerim  memleket  nere?''

Benim  için  cevabı  oldukça  zor  bir  sorudur bu.  Çünkü  baba  tarafından  Kars-  Kağızman'lıyım  ama  Kağızman'ı  hiç  bilmem. Anne  tarafından  Trabzon-  Sürmene'liyim  ama  bırakın  Sürmene'yi  Karadeniz  sahillerinde Kandıra'dan  ilerisini  bilmem. Doğum  yerim  Ankara  olmakla  birlikte Ankara'yı  da  hiç  bilmem  dersem  yalan  olmaz. Velhasılıkelam  benim  bir  memleketim  yok  ya  da  tüm  Türkiye  benim  memleketim.

İşin  doğrusu  yakın  zamana  kadar  kendimi  bu  konuda  tek  sanıyordum.  Değilmişim  meğerse. Hani öyle  pek de  övünülecek  bir  durum  değil ama  hayvanlar  aleminden  bir  canlının  bencileyin  memleketinin  neresi  olduğu  bir  türlü tespit  edilemiyormuş. 

Memleketi  tespit  edilemeyen  bu  hayvancağız ülkemizde  genel  olarak  hindi  diye  tanınmakla  beraber  bazı  yörelerde  culuk  da  deniliyor  kendisine.  Bu  arada  '' Kel Fatma '' namıyla  da  meşhurdur.

Evet,  Hırıstiyan  alemi  ve  Noel  denince  akla  gelen  ilk  canlı  olan  bu  kümes  hayvanı  ülkemizde  aşağı yukarı  her  yerde  yetişmekle  beraber  '' Hindi ''  deyince  aklımıza  Kandıra  gelir  genel olarak.

İyi  hoş  da  memleketimizde  en  çok  Kandıra'da  üretttiğimiz  bu  hayvana  neden  Hindi  demişiz? 

Bunu  aslında  bizim  millet  olarak  kendi  yetiştirdiğimiz  veya  ürettiklerimizi  yabancı  adlarla  anma  merakımıza  yorabiliriz.  Mesela mis  gibi  Bolvadin  kirazı  piyasada ''  Napolyon Kirazı ''  diye  satılır. Oysa  Napolyon  belki de  hayatında  kiraz  yememiştir. Bizim  cânım  Finike  portakalları piyasada  ya  Washington  ya  da  Yafa  portakalı  diye  satılır. Amasyamızın  ya  da  Isparta'mızın  elmaları  bakmışsın  Golden  ya  da  Starking olmuş. Dünyaya  biz  Türklerin  tanıttığı  pideyi  bugün  pizza olarak  yabancı  markalarla  yiyoruz. Yahu  Taşköprü'müzün  sarımsağını  bile Garliç  diye  kakalıyorlar  bize...Vesaire...

Bizim  atalar  her  nedense  Hindiyi  pek benimsememişler.  ''Bu  hayvan  Türk  olamaz. Hiç  Türk'e  benzer  tipi  yok.  Olsa  olsa  Hindistan'dan  gelmiştir  ''  diye  düşünmüşler  ve  bu  masum  hayvana  ''Hindi''  demişler.   

 Bir  rivayete  göre  de Hindi  ''  Şimdi''  kelimesinin  Ege  şivesindeki  söylenişinden  kaynaklanıyormuş.  Egeli  çocuklar  '' Kabaramazsın  Kel  Fatma,  anan  gözel  sen  çirkin''  diye  kızdırdıkları  bu  hayvanın  kabarmasını  beklerken  ''  Aha  hindi (  yani  şimdi)  kabaracak ''  diye  diye  hayvanın  adı  ''Hindi ''  kalmış.

İyi de  Hintlilerin  bir  kısmı  da  bu  hayvana  '' Tarki''  diyorlarmış.  Yani  Türk...

Hatta  Hindi,  Hindistan'ı  ikiye  bölmüş.  Bir  kısım  Hintliler  ''Tarki''  derken  bir  kısmı  da '' Piru ''  diyorlarmış.  Yani  Peru...Hindinin  anavatanının  Peru  olduğunu  düşünüyorlarmış.

Şimdi  biliyorum  ''İngilizcede  Hindi  Turkey,  yani  Türkiye  olarak  yazılıyor ''  diyeceksiniz.  Evet doğrudur  ama daha  oraya  gelmemize  çok  var.

Evet,  biz  Hindi  diyoruz,  Hintliler   Tarki  derken  araya  Fransızlar  girmiş  ve  onlar  da Hindi'ye  'Poulet d’Inde' yani 'Hindistan Tavuğu'  demişler. 

Fransız   ''  Hindistan  Tavuğu ''  der  de  İngiliz  durur  mu?''  İngiliz de  ''  Halt  etmişsin  sen  ey  Fransız! ''  dedikten  sonra  bu  hayvanın  adını  söylemiş:  Turkey Cock ( Yani  '' Türk  Horozu '' )

İngilizler  uzun  bir süre  Turkey  Cock  dedikten  sonra  '' Çock'' u  atmışlar sadece  ''Turkey ''  kalmış.

Ama  durun  daha  bitmedi.

Hollandalılar  da  bu    hayvanın  Hintli  olduğunu  düşünüşler  ve  ona  ''  Kerela  Tavuğu ''  demişler. (  Kerela  Hindistan'ın  Güneyinde  bir  yerleşim yeriymiş.) 

Ancak  Hollandalılara  da  Malezyalılar  itiraz  etmiş  ve  ''  Ne  münasebet  kardeşim !  Bu  hayvan  sizin  ırkınızdan  geliyor''  dedikten  sonra  adını  da  söylemişler:  ''  Ayam  Blander'' (  yani  Hollanda  Tavuğu ) 

Kamboçya,  Malezya'ya  itiraz  etmiş.  ''  Hayır,  ne Hintli,  ne  Hollandalı.  Bu  hayvan  bal gibi  Fransız''  diyerek  olaya  müdahil  olmuş  ve  onun  adı  ''Moan  barang'' dır. Yani  '' Fransız  Tavuğu ''  Demiş. 

Görüldüğü  gibi  Hindi  sadece  İngilizlerin  nazarında  erkek (  Horoz )  diğer  devletlerin  nazarında  hep  tavuk...

Ruslar  bu hayvana  bakıp  bakıp  ''  Lan  oolum  bunun  neresi  Türk? Bu  bal  gibi  de  Hintli''  demişler  ve  adını  ''İndeyka''  koymuşlar.  Buna  karşılık  Yunanlılar  biz  Türklerin  ''  Lan  bu  Hintli ''  dememize rağmen  sırf  bize  gıcıklık  olsun  diye  ''  Yok  vire...Bu  hayvan  aynen  sise  benzer.  O  bakımdan  da  bis  ona  Tourkia deris ''  diyerek  Türk  düşmanlıklarını bir  kez  daha  ortaya  koymuşlar. 

Peki  bütün  bu  karışıklığın  asıl  sebebi  nedir?

İnanmayacak  ve  ''  Sami  Hoca  yine  uyduruyor''  diyeceksiniz  ama  asla  değil. Bu  karışıklığın  altında  da  aslında Vatikan,  ABD,  ve  Yahudi  parmağı  var.  Yeminle...

Yıl  1492.  

Kristof  Kolomb  denen  kefere Amerika  Kıtasını  keşfeder. (  Aslında  Amerika'yı  keşfeden  o  değildir  ya  neyse..Biz,  senelerdir  bize  anlatıldığı  gibi  anlatalım.) 

Amerikayı  keşfeder  ama  burayı  Hindistan  zanneder. Hatta  ölürken  bile  keşfettiği  yerin  Hindistan  olmadığını  söyleyenlere  inanmamıştır. 

Her  neyse...  Bulduğu  yerin  Hindistan  olduğunu  nasıl  kanıtlayacak?  Tabii  ki  oradan  getireceği  bir  kaç  materyalle.  İşte bu  materyallerin  başında  Kızılderilier  gelir.  Kolomb,  Hintli  zannettiği bir  kaç  Kızılderiliyi getirir.  Ancak  sadece  Kızılderililer  değil  elbette.  Bol  miktarda  hindi de  getirir. Lakin  sponsoru  olan  İspanya  Kralı  Ferdinant  ve  Kraliçe  İzabella  bu  gelen  hediyeleri  beğenmezler. ''  Al bunları  götür  ''  derler.  

Kızılderilileri  tahminen  köle  pazarlarında  satan  Kolomb  Hindileri  ne  yapacağını  düşünürken  aklına  parlak bir  fikir  gelir:  Onları  papaya  hediye  etmek. Zaten  papa  da  Kolomb  ile  tanışmak  ve  gezisi  hakkında bilgi  almak  istemektedir. Zira  Colomb -  Daha  sonraları  Galile'nin  yaptığını  yapıp  da- '' Evrenin  merkezi  dünya  değildir. Ya  incil  yanılıyor  ya  da  siz  yalan  söylüyorsunuz'' derse ve  bunu  da  ispat  ederse  Hırıstiyanlık  yerle  yeksan  olur.

Derken  Kolomb,  dünyanın  gelmiş  geçmiş en  sapık  papalarından  biri  olan( Bu  papaların neredeyse  hepsi  sapıktır  ama  Borgia  ailesi  bir  başka  sapıktır ) Rodrigo  Borgia'nın  huzuruna  çıkar hindileriyle.  Yanında  ayrıca  ABD ye  de  birlikte  gittikleri  Torres  adında  Yahudi  bir  tercüman  vardır.

Papa  hindiyi  göstererek  Latince  sorar?  Bu  nedir?

Kolomb  Latince  bilmediği  için  soruyu  Torres  cevaplandırır: ''  Tuki''

Papa  anlamamıştır?  

''  Tuki  de  ne ?''

Torres  yine  cevap  verir : ''  Tavus  Kuşu '' (  O  da  hindiyi  bir  çeşit  tavus  kuşu  sanmaktadır. ) 

Zenginlerin  şatolarında hatta  Vatikan  Sarayında  bile  bol  miktarda  tavus  kuşu  olduğundan  papa  ''  Hayır  bu  tuki,  yani  tavus  kuşu  değil  ama ona  Tuki'ye  yakın  bir  isim  verebiliriz''  der  ve  hindiye  latince ismini  koyar : Turcia 

İşte  o  gün  bu  gün  biz  ne  kadar  ''  Yok  ooolum  o  Hint  kökenlidir.  O  yüzden de  adı  hindidir'' desek  de  Avrupa'da  ve  Amerika'da  ''Türkiye ''  anlamına  gelen  değişik  söyleniş  şekilleriyle  anılır  hindi.  En  yaygın  şekliyde  de  ''Turkey''  olarak...

Peki  hindinin  memleketi  nere?

Kuzey  Amerika,  Türkiye,  Batı  Afrika  ve  Hindistan'ın  güneyi...  Yani  hindinin  tek  bir  memleketi  yok.  Bu  dört  memleket  de  hindinin  ana vatanıdır. Çünkü  hindiler  hep  birbirlerine  benzer  görünseler  de  değişik  değişik  bir  sürü  türleri  vardır. 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Kel Fatma Aslen Nereli? başlıklı yazı Sami Biber tarafından 30.09.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Biber sorumluluğundadır. Sami Biber hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.