Dostum...




Yankısı yok kimi zaman: yarası derinde…

Yamalı mevsim ve aşkın kıblesi…

Ve hüzün ve esaret yokuşu dik olsa ne ki öznenin?

Ödün vermeden yaşamanın verdiği huzura delalet

Kıymık batsa bile yüreğe

Tebessüm ehli sefasını sürmekse ömrün

Cafcaflı sözcüklerden örülü değil benim mabedim.

 

Huzurun meali içre dönük yüzü sevginin

Koyudan gözleri gecenin karadan bozma yarım adalar

Yarıladığım yolsa mahsuru yok, dostum

Elimi tuttuğun kadar mutluyum

Kandığım dünyaya değil hem özlemim

Varsa yoksa dostane bir tebessüm ve selamın

Ah, o sökükleri içten içe diktiği.

 

Tevazu yüklüsün madem

Matemin çürüdüğü inancın sükûneti içtiğim

İçerlediğim tek şey kalmadı geride

Allah dostu varlığın yeter bana

Havadisin de hası, dostum

Havsalamın almadığından öte

Yaşasın işte yaşasın

Umudun tekeri

Bir renge özlemse duyduğum

Nazlıdır yüreğim asla değil kibirli.

 

Gök ve bulut

Ve dostluk ve unut sadece unut

Dirayetinin kırıldığı günlerden fazlası saklı cebimde

Asalet ve metanet

Sicim gibi yaşlarım artık sadece huzurdan

Yüzü suyu hürmetine evrenin.


EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 3.01.2022 )
DOSTUM

Yankısı yok kimi zaman: yarası derinde…
Yamalı mevsim ve aşkın kıblesi…
Ve hüzün ve esaret yokuşu dik olsa ne ki öznenin?
Ödün vermeden yaşamanın verdiği huzura delalet
Kıymık batsa bile yüreğe
Tebessüm ehli sefasını sürmekse ömrün
Cafcaflı sözcüklerden örülü değil benim mabedim.

GİRİŞ

Yeni yılın ilk gününde, ilk eserimi bugün çok sevdiğim kardeşim değerli Yıldız Gülüm kardeşimin şiiri için klavyenin başına, Bismillah diyerek geçtim. Candan sevdiğim can kardeşimin eserlerini okurken haz aldığım bir eseri ile karşınızdayım.


“Güzel sanatlar içinde anlatılması, bir sınır içine alınması en zor olan her halde şiirdir. Başlangıçtan beri şiirin sayısız tanımı yapılmıştır. Bütün bunlarda, şiire ancak bir yönü ile yaklaşılmaktadır. Bunların hiçbiri, şiiri tam olarak kuşatamamıştır. Üstelik şiir sadece edebiyat alanının bir şekli değildir. Sözlerle olduğu gibi, seslerle, renklerle, şekillerle ve hareketlerle de şiir ortaya getirilebilir. Raksta, musikide, resimde, heykelde, mimarîde hep şiir ufuklarına yönelen hamleler hissedilir. Bu son söylediklerimiz, şu andaki konumuzun dışında yer alır. Biz burada, edebiyat, çerçevesi içindeki şiiri ele alacağız. O, rüyalarımızı süsleyen, şairleri uykusuz bırakan dilberi, gecelerin sonsuz parıltısını, karanlıkların edebî yıldızını, ebediyetin eşiğinde bekleyen ürpertiyi anacağız. Bunlara dikkat eden Ahmet Hamdi Tanpınar, bakınız şiiri nasıl anlatıyor: * (Prof. Dr.) İstanbul Aydın Üniversitesi, Şiirin Dünyası”

ŞİİR

Sarışın buğdayı rüyalarımızın,
Seni bağrımızda eker, biçeriz.
Acılar kardeşin teselli kızın,
Zengin parıltınla dolar gecemiz.

Sükûtun bahçesi tılsım ve pınar
Yıldızdan cümlesi karanlıkların;
İklimler dışında ezeli bahar,
Mevsimler içinde tükenmez yarın.
İçimizde sonsuz çalkanan deniz,
Gülümseyen yüzü kaderin bize,
Yıldızların altın bahçesindeyiz,
Ebediyetinle geldik diz dize

Yankısı yok kimi zaman: yarası derinde… Neyin yankısını sesli duyamayız sevmenin aşkla sevmenin yol almanın, Yamalı mevsim mevsimlerimiz sevmemizle bize sevdiklerimizle sevgimize karşılık bulamasak ta biz yırtılan yerleri, aşkın dikişiyle dikerek yamalı giyinsek te bunu gurur vesilesi yapmayız… Aşk sevmek böyle bir şey değildir zaten ve aşkın kıblesi hakkın kıblesidir gönlün kabesi, hak aşkıyla insanı sevmektir bu hakkın nazargahı kabeye varmaktır… Zaten bu dünya da sevmekten başka bitmez hazine var mıdır ki?

“ALLAH sevgisi gönülde başlar. Onun sevgisiyle sevilir cümle âlem. Onun sevgisiyle ağlayan göze ateş değmez. Onun sevgisiyle yeşerir gönüllerde bahçeler. Sevgi gönülde başlar. Düşmanını dahi sevmek ulvi gönüllerin işidir. Sevgi güvenle birleştiğinde sadakat olur. Teslimiyetle birleştiğinde merhamet olur. Merhametle birleştiğinde gönülde bir heyecan olur onun adı da aşk olur. Gönlüne bak, seviyorsan ALLAHI seversin onun emirlerini yasaklarını, bilirsin nedenini. Ağır gelir mi? Sevgiliden gelen yük olur mu? Mutlaka hikmet gözetirsin. Yüreğin titrer fenaya ulaşırsın. İşte anahtar aç kapıyı gir içeri. Kilitte sende anahtarda kapıda. Yeter ki sabırla, sevgiyle ve merhametle bak dünyaya. Alıntıdır”
Ah güzel kardeşim beni duygu hislerin hak aşkının merkezinde gezinmeme vesile oldun.

GELİŞME

Ve hüzün ve esaret yokuşu dik olsa ne ki öznenin?
Ödün vermeden yaşamanın verdiği huzura delalet
Kıymık batsa bile yüreğe
Tebessüm ehli sefasını sürmekse ömrün
Cafcaflı sözcüklerden örülü değil benim mabedim

Hüzün zaten bir esaret yokuşu dik değildir, dik olsa ne yazar çok olsa da özlemim, asla sevmekten ödün vermeden bu yolda vazgeçmeden sevmek varken, yaşamıma huzur veren sevmek iken, kıymık batsa da acı sözlerle yüreğime, süslemeli çıkar için birisini kandırmak için değildir bunları barındırmaz ki sevgi ile örülü gönül mabedim. Aslında bu sevmek Rabbimizi sevmekle başlar ve insanla devam eder. Aslında zordur sevmek herkes sevemez ki.

“Allah'ım seni seviyorum. DEMEK YETMEZ! Tövbe gerek, Dua gerek, Namaz gerek, Aşk gerek...”

Peygamberimiz gül kokulu bize ne söylemiş?

“Müslümanlara kardeşlik hukuku konusunda da dikkat edilmesi gereken hususların başında birbirini sevmek geldiğini belirten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v), "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (kâmil manada) iman etmiş olmazsınız." (Müslim-Ebu Davud) prensibini vurgulamıştır.”
Aman Allah’ım bu ne güzel bir dilek temenni, eksiğimiz cennete varmak için sevmek. Rabbimi rabbimizin sevin dediği insanı SEVMEK, Rabbimizi sevmeyeni sevmemek ile ayırmak şartıyla sevmek ve karşılığı cennet Allahu Ekber…

ANA BABA KONUSU

Ana konusu şiirle sevmek duygu ve hislerini söyleyerek biraz rahatlamak, insan gönlün merkezine yürümek. Baba konusuna gelince bu defa bende baba konusuna önem veren olmadığından es geçeyim.

Huzurun meali içre dönük yüzü sevginin
Koyudan gözleri gecenin karadan bozma yarım adalar
Yarıladığım yolsa mahsuru yok, dostum
Elimi tuttuğun kadar mutluyum
Kandığım dünyaya değil hem özlemim
Varsa yoksa dostane bir tebessüm ve selamın
Ah, o sökükleri içten içe diktiği.


Huzurun açıklaması içe dönük sevmekle, içten akan aşk pınarından su gibi berrak gönlün yüzüyle sevmektir bakmaktır sevmek, Koyudan gözlerle –kapkara- gecenin karanlığına eşlik ederken, karanın ( kara parçası)üstünde bozuk yarım adalar gibi, yerinden koparak ayrılarak sökülerek ayrıldığım yarıldığım yolsa, uzaklara gitsem de bu halimle, bunun sizden ayrılmanın mahsuru yok dostum, ben her an sizinleyim… Elimi tuttuğunuz kadar uzakta olsam da siz uzakta olsanız da dostum sizleri sevmekle mutluyum ben. Sevmek her zaman yakında olmaz, uzaktan da sevilir insan bunun bilincindeyim ben. Ben dünyanın geçici heveslerine malına önem vermem bunlar özlemem ben, insanı dostu bir seveni özlerim varsa yoksa dostane bir tebessümü dünyalara selamıyla değer. Bunu yaşarken beklerken gönlümdeki söküklerim sökülse de aşk ipliği ile dikerim, ya da, Varsa yoksa dostane bir tebessüm ve selamın Ah, o sökükleri yani içten kırgınlıkları üzüntüleri terk edilmişlikleri içten içe diktiği dostane bir tebessüm ve selamdır, harikasın kardeşim harika…

SONA DOĞRU




Tevazu yüklüsün madem
Matemin çürüdüğü inancın sükûneti içtiğim
İçerlediğim tek şey kalmadı geride
Allah dostu varlığın yeter bana
Havadisin de hası, dostum
Havsalamın almadığından öte
Yaşasın işte yaşasın
Umudun tekeri
Bir renge özlemse duyduğum
Nazlıdır yüreğim asla değil kibirli.

Ey gönlüm mademki tevazu yüklüsün, bil ki tevazu(Kardeşim şiirle kendine seslenirken) ile Matemin çürüdüğü, inancın sükûneti içtim ben, içerlediğim tek şey kalmadı geride. Ne muazzam hazinedir tevazu ve sükûnet bitmez bir hazinedir.

“Tevazu Yere koymak ve indirmek gibi manalara gelen tevazu kelimesi, Arapça v-z-a kökünden türeyip, kaldırma kelimesinin zıddıdır. Sözlükte, kibirli olmama, alçak gönüllülük ve gösterişsiz olma gibi anlamlara gelir. Sûfîye ıstılahında tevazu, kişinin nefsini Hakk Teâlâ’nın huzurunda kulluk mevkiine koyup, kalbinin zillet içinde bulundurmasıdır. Başka bir ifadeyle tevazu, sâlikin alçak gönüllülük ile şefkat kanatlarını halkın üzerine gerip, onlara yumuşak davranması ve yükünü taşımasıdır”

Ya İlahi, sen koru haramîden yollarda,
Sağda solda bağrırlar
“Bırakma sen çöllerde”,
Gönül dünya aşkında,
Haram sözler dillerde,
Ben bir âciz bendeyim,
Kemineyim(çok ufak kulum ben) kullarda,
Çok günahlar kazandım,
Az fırsatlı yıllarda,
Utançta koyma sen yahşi yaman içinde
Âmin binlerce kez âmin.

SON

Gök ve bulut
Ve dostluk ve unut sadece unut
Dirayetinin kırıldığı günlerden fazlası saklı cebimde
Asalet ve metanet
Sicim gibi yaşlarım artık sadece huzurdan
Yüzü suyu hürmetine evrenin.
Yıldız Gülüm Çamlısoy

Gök ve bulut ve(gök gibi geniş bulut gibi beyaz tertemiz gönülle) dostlukla ve unut sadece unut nefreti kini kendini beğenmeyi. Gücümün kırıldığı günlerden fazlası yani kırılganlıklarım terk edilmişlerim artık cebimde saklı, Asalet ve metanet yani dayanma sağlam duruş yürüyüş yanımda hak ve insan sevgisiyle tevazuuyla, sicim gibi gözyaşlarım aksa da huzurun verdiği sevinçten dolayıdır, yüzü suyu hürmetine Rabbimin yarattığı aşk sevmek insan ve tüm güzelliklerle dolu bize sunulan hazinelerin dolu olduğu evrenin, bu gözle bu aşkla sevilmesinin hürmetinedir evrenin bize verilmesinin, ömrün sevmekle devam etmesinin gönlümde sevmenin coşkusuyla dolu olmasındadır. Harikasın kardeşim harika.

ŞİİRDE AHENK BİÇİM

ÖLÇÜSÜ: Serbest bir ölçü ile gönlü aşk sevda sahilinde serbest gezdirerek yazılmıştır. Gönüllerin durağında durarak onlara bakarak yazılmıştır. Şiirde gönlün kelimelerin ses ve anlamsal bakımdan birbiriyle uyum içerisinde olduğunu görebiliyoruz.

ÖLÇÜ VEZİN

Hece şiiriyle yani bir kalıpla yazılmadığından ölçüsü yoktur lakin gönül ölçüsünün her santimetre karesi ile kaplı olduğu da bir gerçektir.
Gemiler geçer rüyalarımda
Allı pullu gemiler, damların üzerinden
Ben zavallı
Ben yıllardır denize hasret (Serbest bir şiir, 1940’lardan sonra Orhan Veli Kanık ile yaygınlaşmaya başlamıştır.)

KAFİYE

Serbest olduğunda dizelerin sonunda uyak yoktur, lakin gönüllere yapılmış yolculukla her bir durakta durma vardır. Uyağa bir örnek verirsek.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol

“Serbest şiirde bu şekil serbestliğinin yanı sıra içerik bakımından da bir serbestlik vardır. Hemen her konuda şiir serbest olarak yazılır. Konu sınırsızdır.

Serbest şiir, ismindeki "serbest" kelimesinin manası gibi "kuralsız" bir şiir değildir. Şiirdeki ses ve ahenk unsurları çok uyumlu bir şekilde sağlanmaktadır.”
“Nazım Hikmet bu konuda şunları söyler: "Şiir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini -bazen belirli bir tarihi merhaleye göre en uygun şeklini- en ustaca bulmuş olsun."

SERBEST ŞİİR ÖRNEKLERİ

Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım duyuyorum
Anlatamıyorum (Orhan Veli )

ŞİİRDE TEMA

Şiirde tema dediğimiz verilen ve sunulan mesajdır bu şiirdeki mesaj ana tema, gönlün bin bir rengine boyanarak insanı sevmekle süslenmiştir.

Şairin görevi, yeni bir duygu hâlini ortaya koyup yorumlamaktan çok ortak kabulü ve anlayışı en güzel ve en iyi ifade etmektir. Böylece şiir en güzelde herkesi birleştirir bunu bu şiirde görmek mümkündür Yıldız kardeşime teşekkürler ediyorum huzurunuzda selamlarımla.

ŞİİRDE SÖZ SANATI

TEŞBİH (BENZETME)

“Aralarında türlü yönlerden karşılaştırılarak benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden zayıf olanı, nitelikçe daha üstün olana (güçlü olana) benzetme sanatıdır. Ancak, sözcükler gerçek anlamda da kullanılabilir.
Bir benzetmede dört öğe bulunur:

Benzetilen: Başka bir şeye benzetilen varlıktır.
Kendisine benzetilen: Nitelikçe daha güçlü olan varlıktır.
Benzetme Yönü: Benzetmenin hangi yönden yapıldığını anlatır.



Yankısı yok kimi zaman: yarası derinde…
Yamalı mevsim ve aşkın kıblesi…
Ve hüzün ve esaret yokuşu dik olsa ne ki öznenin?
Ödün vermeden yaşamanın verdiği huzura delalet

YANKISI YOK KİMİ ZAMAN: Benzetilen sevmenin yankısı sesi yoktur kimi zaman sadece siz bilirsiniz ve karşınızdakine siz belli edersiniz.

KENDİSİNE BENZETİLEN: Ödün vermeden yaşamanın verdiği huzur bana SEVMEKLE olur.

BENZETME YÖNÜ: Sevmenin verdiği huzurun kendisinde verdiği huzurun coşkunun benzetme yönü.

TAM (AYRINTILI) BENZETME: Ödün vermeden yaşamanın verdiği huzura delalet (aracılık) burada aracılık yapan SEVGİDİR.

KİNAYE

Bir sözcüğün ya da sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde birlikte kullanılmasıdır. Asıl geçerli olan mecaz anlamdır.



Burada aşkın sevmenin bazen karşılık bulmasının önemli olmadığını sadece sevmekle huzurun bulunacağını en güzel benzetme örneği ile kardeşim bize anlatmış ya da ben böyle anladım karar sizlerin.


Mehmet Aluç


Kaynaklar: Edebiyat bilgileri.com, dilbilgisi net ve diğer edebiyat siteleri
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Dostum... başlıklı yazı GÜLÜMM tarafından 1.01.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler GÜLÜMM sorumluluğundadır. GÜLÜMM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2022 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.