Ben Düşünürken Gönlümle...

Ben Düşünürken Gönlümle Bulabildiklerimin Güzelliğini Yaşarken Bir Öykü Tadında Anlatmak İstedim.



Yazıyorum düşünüyorum gönlümün peşinde yürüyerek. Dün de kendimi kaybetmişken bugün gönlümle insanı sevmekle kendimi bulmuşken yürüyorum düşünüyorum ve yazıyorum… Giyindiğim gönül merkezimdeki düşlerle yol alıyorum, varmak diyor varamıyorum diyorum varamıyorsan yaz diyor gülümseten kelime sözlerle. Kapısını tıkla ve kapısının önüne sözleri kelimeleri bırak ve gerisine karışma diyor gönlüm, bende dinliyorum bırakıyorum sözleri gülümseten kelimeleri kapıların önüne ve çekiliyorum kenara… Yazdıklarım bir serenat olmazsa da, serenat olmasını isterim. Üstat Ahmet Muhip Dranas gibi yazamazsam da, buyurun okuyalım.

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi,
Geldim işte mevsim gibi kapına.
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiy.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana,
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Senin için dallardan süzülen ıtır,
Senin için, yasemin, karanfil, zambak.

Bir kuş sesi gelir dudaklarından,
Gözlerin gönlümde açan nergisler,
Düşen bir öpüştür dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.
Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiy.
Ahmet Muhip Dranas
 
Hala günümüzde sevmelere sıra gelmemişken, yerini benlik çıkar ilişkisi almışken, bu sancıların içinde kıvranarak yazıyorum. Oysa sevmeler elimizi tutmak için beklerken, bizler yıkılamaz benliğimizle hayır derken onu üzerken ne kadar yıkıldığımızın farkına varamıyoruz. Sözcükler kelimeler o kadar yığılmış ki düşüncelerimde ayıklayarak yazmanın telaşında sevdayı yazmaya çalışıyorum, ne kadar başarılı olurum bunu düşünmeden yazıyorum. Ördüğüm duvarları yıkmanın yorgunluğu ruhum sarmışken, sevda ile tedavi ederek yıkmaya devam ediyorum. Ben duvarlarımı yıktıkça güneşin ışıkları içeriye doğru süzülüyor…

Havalar, güneşle yüzünü göstermemek için direniyor, ben ise dünde ha bire duvarlar örüyordum. Dün  kar beyaz bir yorganmışçasına örtüyor her yeri, beyaz olsun duyguların hislerin diye mesajını verirken, ölüm var dikkat et diyordu, giyinmeden beyaz kefeni içini doldur diyordu aşkla sevgiyle sevmekle. Baharı özlüyoruz, o sıcacık yaz günlerini özlüyoruz, açan çiçekleri özlüyordum, lakin içimde hala çiçeksiz kıştan mevsimleri yetiştirmekle uğraşırken ,baharın güzelliğini hissetmiyordum…

Ama kışın da yazında apayrı bir güzelliği vardı. Bunca içimdeki inada rağmen hala açan rengarenk çiçekler vardı, onlar açınca ısıtıveriyor içimizi, geç fark ettim. Günler soğuk olsa da o güzelim kış çiçekleriyle renklendirelim gününüzü fark ettim, soğuktan gönlümüzün sıcaklığıyla koruyarak.

İşte ben düşünürken gönlümle bulabildiklerimin güzelliğini yaşarken bir öykü tadında anlatmak istedim. Bulamadıklarıma/ bulamadıklarımıza gelince beraber arayalım dedim, geride bıraktığı izlenimleri, huzurun esintisini takip ederek birbirinden güzel gönül çiçeklerine ulaşalım dedim, ben söyledim, gönlünüzde gezdim, buyurun beraber gezelim dedim, buyur ettiniz sevindim gezdim, ben kenara çekildim buyurun seyredin dedim, selamlarımla.
Mehmet Aluç
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Ben Düşünürken Gönlümle... başlıklı yazı kul mehmet tarafından 11.10.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )