Kırmızı Bisiklet
Kırmızı Bisiklet
                                                             KIRMIZI BİSİKLET                              18/12/2019-Sancaktepe

         Gözlerim bir haftadır olduğu gibi, yine Can'ın bindiği, kornası dadi- dadi- dadi diyerek mahalleyi çınlatan, ışıl ışıl parlayan, gözleri kamaştıran yolun kenarındaki toprağa yılan gibi kıvrım kıvrım iz bırakan o canım kırmızı bisiklete takıldı. Sustum kaldım öylece, söyleyecek sözüm olmadığından değil gerekmediğinden. İnsan kaderine bir küserse konuşmaya ihtiyaç duymaz artık. Çocukluğunda sırt çevirdiği kaderinin yüzüne artık bakmaz, kaderi de ona artık gülmez. Gülmeyi bırak hafiften tebessüm bile etmez.
        Bir esinti otları karıştırıyor, Can bisikletinin pedalını daha hızlı çevirmeye başlıyordu. Harmanın yeşil çimlerinin üstünde adeta kayıyordu, yer yer direksiyonu bırakıyor, havasını atıyordu. Bana ise küçük siyah taşa oturup, onun bu muhteşem haline ellerimi göğsümün üzerinde birleştirerek bakmak düşüyordu. Can benim farkımda bile değildi. Arkamdan gelen kalın bir erkek sesiyle irkildim. 
        'Çocuk, bakar mısın?' ben oralı bile değilim. Öyle ya bir çocuk ben miyim?
        'Çocuk, sana diyorum taşın üstünde oturan çocuk.' Bana seslendiğini anladım. Geriye döndüğümde siyah lüks bir otomobilden bana 'gel' anlamında elini sallayan Can'ın babası Güray Amca'yı gördüm.
        'Gelir misin yanıma?' dedi. 
         Hayallerime açılan perdeyi kapattım ve koşarak yanına gittim. Bekledim.
         'Ne duruyorsun?' dedi.
         'Ne yapmamı istiyorsunuz?' diye sorusuna soruyla karşılık verdim.
         'Rica etsem arabanın bagajını açar mısın?' dedi. 
         'Bagajı mı açmamı istiyorsun? diye sordum.
        'Evet,' dedi gözlerini güneşe karşı kısarak 'durma, durma aç,' dedi.
         Oysa bagajı oturduğu yerden açabilirdi. Ne yapmaya çalışıyor acaba? diye aklımdan geçirmedim değil. Usul usul otomobilin arkasına gittim ve bagajı açtım. Kafasını açık olan camdan çıkardı, arkaya doğru 'Gördün mü? Gördün mü?' diye bağırdı.
           'Neyi gördüm mü Amca?' dedim. 
           'Neyi olacak canım, bisikleti gördün mü? Kırmızı bisikleti.' 
           'Evet gördüm.' dedim.
           'İndir aşağı onu, ne duruyorsun?' diye sesini hafif kızar gibi yükseltti.
           'İndireyim mi?' diye seslendim aynı tonda. 
           'Evet,' dedi ' indir de Can'ın yanına git. O bisiklet senin.' dedi.
           Duyduklarıma inanamadım 'Benim mi?' diye heyecanla sordum.
           Adam arabadan indi ve bir baba şefkatiyle yanaklarımı ellerinin arasına aldı. 'Yaklaşık bir haftadır bu taşın üstüne oturup kırmızı bisikletiyle dolaşan Can'a hayran hayran baktığını duydum. 
          'Doğru ama kim söyledi bunu amca?'
           Sağ elinin işaret parmağıyla iki katlı lüks evin balkonunu gösterdi. 'Bak şu balkonun penceresinden bakan benim eşim. Yani Can'ın annesi. Senin saatlerce Can'ı izlemenden çok etkilenmiş ve gece rüyasına girmiş. Ak sakallı bir dede 'O çocuğa da bir bisiklet al, çocuk kalbi cennet kapısını aralar,' demiş. İkinci, hatta üçüncü gece de aynı rüyayı görünce benimle paylaştı. Ben de alıp vereceğimi söyledim. Bak hatta evden çıktı buraya geliyor.' dedi. Bisikleti bana verdi.  Can'ın annesi gözlerimdeki ışıltıyı görmüş olsa gerek  'Bisikleti bırak da koş bana, sana bir sarılayım,' dedi. Hemen bisikleti bıraktım kollarını şefkatle iki yana açmış kadına doğru koştum. Öyle sıkı sardı ki beni, kalbinin atışını yüreğimin üstünde hissettim. Bağrına bastı ve etrafında dönmeye başladı. İkiz gölgelerimiz yemyeşil otların üzerinde dans etmeye başladı. Irmağın kenarından Can'ın hızla bize doğru geldiğini gördüm. 'Kırmızı bisikletin hayırlı olsun.' dedi Can'ın annesi. Babası duygu yüklü sesiyle 'Güle güle kullan yavrum,' diye ekledi.
        Annesini babasını duyan Can 'Hayırlı olsun. Eee ne duruyorsun bin de yarışalım. Bakalım beni geçebilecek misin?' dedi. 
        Bu güzel yürekli insanlara bisiklete hiç binmediğimi söyleyemedim, ağlayarak yolun arkasındaki bahçe duvarından atladım ve oradan uzaklaştım. Evimize girdim, yukarıki odaya geçerek hüngür hüngür ağladım. Neyse ki evde kimse yoktu. Kime anlatabilirdim sorunumu.  Akşam hava kararmak üzereyken Can, annesi ve babasıyla bizim eve geldi. Tabi kırmızı bisikleti de getirdi. 'Yarın ben sana bisiklet kullanmayı öğreteceğim,' dedi. Evin önünde annemin kuzine sobanın korlu ateşinde demlediği nefis çaylar içildi. Patlattığı köpük köpük mısırlar yendi. 
       Usta bir bisiklet sürücüsü olmam iki günümü aldı. Kırmızı Bisikleti'mi çok seviyorum. Tabi Can'ı ve güzel yürekli annesini ve babasını da. Bu arada akşama kadar bisiklet tepesinde olmadım. Derslerimi ihmal etmedim.
                                                                                                         İSMAİL MALATYA

     
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Kırmızı Bisiklet başlıklı yazı ismailmalaty tarafından 18.12.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )