Vakit Ayırarak Okumanızı İstirham Ederim
Vakit Ayırarak Okumanızı İstirham Ederim


Yüce Allah, Kehf Suresi’nde Zülkarneyn A.S. dan bahseder. Biz, ilmi olmayanlar, Kur’an mealinden ayetleri okuduğumuz zaman, Hz. Zülkarneyn adında bir kişinin var olduğunu,  zamanda yolculuk yaptığını, güneşin doğduğu ve battığı yerlere gittiğini, Yecüc – Mecüc kavmini bir setin arkasına hapsettiğini, bu kavmin kıyamete doğru o seti yıkarak dünyanın önemli bir kısmını istila edeceğini öğreniyoruz.  Bu kadarıyla yetinerek, Allah’ın o ayetlerde bize bildirdiklerini gerçek manasına yakın bir şekilde anlayamıyoruz. Oysaki bu sure bütün insanlığı ilgilendiren evrenin yaradılışı ve sırları, zaman yolculuğu, bu yolculuğun insanlığın kaderini nasıl etkilediği, ozmos, kozmos ve kıyamet hakkında önemli ipuçları veren bir suredir.
 
Ben Hz. Zülkarneyn ayetlerinin yorumlarını günümüz din adamlarımızdan dinlediğim gibi,  Kur’an’ı incelemiş,  Arapçaya vakıf eğitim gördükleri mesleklerinde uzmanlaşmış, araştırmacı bilim adamlarımızdan da dinledim. İki cenah arasında yorumlama açısından büyük farklar, hatta uçurumlar gördüm.  Diğer sureler için de durum aynıdır.
 
Bunun sebebi,  bugünkü din adamlarımızın Kur’an’ı anlayacak düzeyde bir eğitim almamalarıdır. Medreselerin kaldırılmasının, İslâm âlimlerinin asılmasının sebebi de ulaştıkları ilim ve bilimin ortadan kaldırılarak, Müslümanları cahilleştirmekti. Alfabenin Kur’an dili Arapçadan Latin alfabesine çevrilmesi de bu amacı taşıyordu.
 
İslâm coğrafyasında, özellikle Osmanlı medreselerinde "Ulum-ı âliye" denilen kelâm, belagat, mantık, lügat, nahiv, matematik, astronomi, felsefe, tarih, tıb ve coğrafya gibi ilimlerin yanında bir de Kur'an ilimleri, hadis ve fıkıh gibi ilimler okutulurdu.  Yüksek öğretim yapan ve âlimler yuvası diye de adlandırılan müesseselerdi. Kur’an ve hadisler, yukarıda saydığımız ilimler yardımıyla anlaşılmaya çalışılırdı.
 
Osmanlı parçalandıktan sonra müsebbipleri tarafından, ilk iş medreseler kapatıldı, Müslümanların Kur’an okuması, bulundurulması yasaklandı, âlimlerimiz öldürüldü, eserleri yakıldı. Camiler yakıldı, yıkıldı, ahır ve meyhane yapıldı. Ezan Türkçeye çevrildi, Allah demek bile suç sayıldı. Bir medeniyet çok kısa bir sürede yok edildi.  Âlimlerle ve ilimle, bilimle olan irtibatımız kesildi.
 
Şimdiki duruma baktığımızda hafızlarımızın ayetlerin manasını bilmediğine, sadece Kur’an ezberlemekle kifayet ettiklerine şahit oluyoruz.  Din adamlarımızın ihtisas sahibi olduğu bir eğitimi olmadığını görüyoruz.  Medreselerin faaliyette olduğu zamanlarda, buralarda eğitim görenler, o medresedeki eğitimini tamamladıktan sonra, başka medreselere uzak yakın demeden gidiyor,  daha farklı bilimler öğrenerek ilmini genişletiyor, âlim seviyesine ulaşarak kitaplar yazıyor ve insanlığa Kur’an ilminin ışığında hizmet ediyorlardı.
 
Batı, içimizdeki din düşmanlarını kullanarak bizi bu acınacak hâle düşürdükten sonra ne yaptı? Bize yasaklanan Kuran’ı ve âlimlerin ilmi eserlerini aldı,  üniversitelerinde Kur’an’ı incelemek üzere kürsüler kurdu, kendi âlimlerini yetiştirdi.  Yüksek teknolojiye ulaşıp,  evrenin önemli sırlarına sahip oldu. Müslümanlara da cahillik, yobazlık, bağnazlık kaldı. Üstelik “İşte sizi cahil bırakan şey dininizdir.” diyerek elimizden son iman kırıntılarını da almaya çalıştılar. Kendimize güvenimizi yok edip, aramıza fitne sokarak bizi birbirimize düşürdüler.  Adımızı teröriste çıkardılar. Yetmedi kendilerini medeni insanlar olarak lanse edip, güçlerine tapınmamızı istediler.
 
İlim Müslüman’ın elinde insanlığın yararına kullanılır, kâfirin eline geçince zulme dönüşür. Dünyadaki Müslüman coğrafyalarında çıkarılan savaşlara ve perişan hâllerine bakarak bunun doğruluğunu teyit edebilirsiniz.  Tam bir çıkmaza sürüklendik, debelenip duruyoruz ama yine de Müslümanlar kâfiri dost, din kardeşlerini düşman görmeye devam ediyor. Bundan büyük bir gaflet olabilir mi?
 
Yazımın burasında, “Efendim, İmam Hatip’ler, İlahiyat Fakülteleri var, oralarda yetişenler…  siyer, fıkıh…“ gibi bir cümle kurmaya başlayacaksanız vazgeçin. Mezunlarından bir tanesinin bile uzmanlaştığı bir bilim dalı yok. Kur’an’ı okumak, ezberlemek başka şey, O’nu gerçek manasını anlayarak hikmetini kavramak, onunla insanlığa ışık tutmak başka şey.  Keza Hadisleri anlamak ve manasını çözmek de aynı çerçevede değerlendirilmeli.  
 
Bilim adamlarımız üst düzeyde Kur’an ve onun dili Arapçayı öğrenmeli, din adamlarımız da, Matematik, Fen, Coğrafya, Tarih, Astroloji, Dil ve Edebiyat gibi bilim dallarında ihtisas yapmalıdır.
 
Saygılarımla.
Mücella Pakdemir
10.07.2019

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Vakit Ayırarak Okumanızı İstirham Ederim başlıklı yazı M.Pakdemir tarafından 10.07.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )