Eklenme Tarihi : 26.06.2019
Okunma Sayısı : 161
Yorum Sayısı : 0
Etiketler
ismailmalaty
ismailmalaty
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Son Yazıları
Site İstatistikleri
24.07.1923 : Türkiye'nin bugünkü sınırlarını çizen ve Ankara'nın Türkiye'nin meşru hükümeti olarak uluslar arası alanda tanınmasını sağlayan Lozan Barış Antlaşması imzalandı.

24.07.1950 : Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırıldığı 24 Temmuz'u Basın Bayramı ilan etti.

24.07.1952 : Merzifon ve Akşehir'de sel: 77 ev yıkıldı, 500 büyükbaş hayvan öldü, tarım alanları sular altında kaldı.

24.07.1959 : Irak'ta 1000 kadar Kerkük Türkmeni'nin katledildiği açıklandı.

Alexander
                                                                 ALEXANDER                                
          Rusya'nın Tuva Bölgesinde Alexander adında bir köylü vardı. İri yarı, gür saçlı, yumuşak sesli, mavi gözlü ve Türk kökenli Alexander, ormanda yalnız başına dolaşmayı ve yüksek sesle şarkı söylemeyi çok severdi. Ailesini ormancılıkla geçindirirdi. Bir hafta boyunca kestiği ağaçları traktörüyle kasabaya götürür satardı.
          Yine bir sonbahar günü "Ya kısmet." dedi ve sabahın ilk ışıklarıyla eline baltasını aldı, ormana girdi. Yarım saat yürüdükten sonra gözüne bir kestane ağacını kestirdi. Güçlü kollarıyla salladı baltayı ağaca. On-on beş darbede serdi yere. Nasırlı elinin arkasıyla alnının terini sildi, ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye devam etti.
            İrice bir ağacın altından geçerken üstüne bir boz ayı atladı ve altına aldı. Bu arada elindeki balta elinden fırladı. Alexsander neye uğradığını şaşırdı. Kurtulmaya çalıştı ama bir sonuç alamadı. Boz ayı üzerine abandıkça abandı. Adeta nefessiz kalan adam bu güce karşı koyamadı. Kendisini ayının inisiyatifine bıraktı. Boz ayı, hareketsiz hale getirdiği Alexander'ın kazağının arkasından ağzıyla tutarak onu sürüklemeye başladı. Alexsander artık sonunun geldiğini, boz ayının kendisini yavrularına yiyecek olarak götürdüğünün düşünmeye başladı. 
           Boz ayı yaklaşık yüz metre sonra Alexsander'ın savunmasız bedenini inine götürdü. Karanlık bir kaya kovuğunun bir rutubetli bir köşesine onu bıraktı. Alexsander sırt üstü yattı ve parçalanacağı anı beklemeye başladı. Boz ayının ilk darbesiyle kırılan çatlayan bel kemiğinin acısını hissetmeye başladı. O gün ona hiç dokunan olmadı. Ertesi sabah ayının dışarı çıktığını gördü. Uzaklaşması için bir süre bekledi, kaçmak için doğrulmaya çalıştı fakat yerinden kalkamadı. "Bu benim sonum ." dedi ve kendi kendine ağlamaya başladı.                       Birkaç saat sonra iki boz ayı geldi. İkinci gelen boz ayı yanına yaklaştı ve Alxsander'ı koklamaya başladı. Tam boynuna güçlü dişlerini saplamak üzereyken diğer ayı pençesini indirdi. Bir süre iki ayı boğuşmaya başladı. Canı yanan ikinci gelen boz ayı ilginç sesler çıkararak dışarı çıktı.  
             Boz ayı yine bir gün dışarı çıktığında ine iki tane av köpeği girdi. Sırayla Alexsander'ı kokladılar. acı acı havlamaya başladılar. Köpeklerin sesini duyan üç avcı meraktan mağaraya girdiler. Ellerindeki fenerle Alxsander'ın yara bere içindeki yüzünü gördüler. İlk gördüklerinde mumya sandılar. Yanına yaklaştıklarında yaşıyor olduğunu fark ettiler. Günlerdir aç ve susuz kalan adam, güçlükle de olsa kendini tanıtabildi. Avcılar Alexsander'ı büyük bir özenle.dışarı dışarı çıkardılar. Tam bu sırada boz ayı yanlarına geldi. Tam avcılardan birinin üstüne atlamak üzereyken iki av köpeği ayının üstüne atladılar. Avcılar havaya ateş edince boz ayı korkudan hemen orayı terk etti. 
             Avcılar Alexsander'ı hastaneye götürdüler. İlk müdahele yapılınca Alexsander biraz kendine geldi. Avcılardan birini önce sesinden tanıdı, gözlerinin içine bakınca iyice tanıdı. O adam, otuz yedi yıl önceki asker arkadaşıydı. Birbirlerine sarıldılar ve geçmişten anlattılar.
                                                                                                                 İSMAİL MALATYA
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Alexander başlıklı yazı ismailmalaty tarafından 26.06.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )