Eklenme Tarihi : 22.03.2019
Okunma Sayısı : 333
Yorum Sayısı : 10
Etiketler
Veysel Başer
Veysel Başer
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Günün Yazısı

Bu Yazı 23.03.2019 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Site İstatistikleri
16.07.1664 : Andreas Gryphius Alman barok edebiyatı şairi öldü... (d. 1616)

16.07.1782 : Wolfgang Amadeus Mozart'ın Saraydan Kız Kaçırma adlı operası ilk kez sahnelendi.

16.07.1920 : Gyula Benczúr, Macar ressam öldü (d. 1844)

16.07.1926 : İlk renkli sualtı çekimleri National Geographic dergisinde yayımlandı.

16.07.1902 : Orhan Şaik Gökyay, Edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair doğdu (ö. 1994)

16.07.622 : Hazreti Muhammed ve beraberindeki ilk Müslümanlar, hicretlerini tamamlayıp Medine'ye vardılar: ''Hicri Takvim''in başlangıcı.

Gerçek Bir Aşk Hikayesi

                            GERÇEK BİR AŞK HİKAYESİ

 

             Sayın Adem Efiloğlu’nun  "Bırak İstediğim Gibi Yüzeyim Gözlerinde" yazısını okuduğumda ve ayrıca anlatımda Züleyha adı da geçince gerçek bir aşk hikayesini  anımsadım. Bu aşk hikayesini kırk elli yıl önce bir dergide ya da gazete de okuduğumda oldukça etkilenmiştim. Hikayeyi, çok yerde de anlatıanca, yaşanan aşk belleğimdeki yerini devamlı mekan eyledi. On beş sene kadar önce aynı hikayenin kısa bir anlatımını da Dostoyevski’nin “İnsancıklar” romanında da rastladım.  

            Olay, 1580 li yılların başlarında  Rus Çarı, Kazak Atamanı  (komutanı)  Yermak’a, Rusya adına Sibirya’nın ele geçirilmesini emrediyor.  Yermak ve emrindeki Kazaklar çok gaddar insanlar. Önüne çıkan krallıkları yakıp yıkarak yerle bir ediyorlar.  Kadın ve kızlara tecavüz ediyor, sonra da öldürüyorlar. Sibirya ortalarında geldiklerinde, o dönemde en kuvvetli krallık olarak bilinen Cengiz Han torunlarından Küçüm Han’ın ordusuyla savaşa tutuşan  Yermak, ilk defa çetin bir cevizle karşılaşıyor.  Yaralansa da yeni  ateşli silahları sayesinde Küçüm Han’ın ordusunu da yeniyor.  Kral Küçüm Han’ı da esir ediyor.  Müthiş kızdığı Küçüm Han’a  en büyük acıyı tattırmak istiyor.  Neredeyse bir seneyi bulan arama sonrası Küçüm Han’ın aile efradını buluyor.  Küçüm Han’ın önünde her birini öldürerek onu acı çekmesini istiyor.  Getirilenlerin içinde Küçüm Han’ın büyük kızını görünce, yüreğine bir ateş düşüveriyor. Adının, Züleyha olduğunu öğrendiği kızın zümrüt yeşili gözlerine baktıkça , yüreğindeki ateş parlıyor ve katı yüreği yumuşatıyor.  Elinden tuttuğu Züleyha’yı, otağ çadırına götürüyor.  Olanları görenler, Yermak’ın, Zülayha’ya tecavüz ettikten sonra  Küçüm Han önünde öldüreceğini sanıyor.

          Çadıra girdiklerinde Yermak,  sanki yıllarca hasret kalmışçasına Züleyha’ya sarılıp. bağrına basıyor. Dillerini öğrendiği Züleyha’ya; “Şimdiye değin  istediğim kadına sahip oldum,”  diyor bir aşık uysallığıyla. “Sana böyle sahip olmak istemiyorum. Bana, bir sevgili olarak kendini vermeni istiyorum. Seni sevdim. Yeşil gözlerine hep bakmak istiyorum.”

         “Peki,” diyor Züleyha. “Ama bir şartım var.”

         “Bilmek istiyorum,” diyor Yermak.

   “Babam dahil, ailemin ve ulusumun bir ferdini dahi öldürmeyecek ve öldürtmeyeceksin.”

           “Söz veriyorum Züleyha,” diyor Yermak.

         “Ben de sevgilin olacağıma söz veriyorum,” diyor Züleyha.  “Sözünden dönersen eğer, uyurken hançeri göğsüne saplarım. Sözünden dönmediğin sürece, sana saplanacak hançerin önüne geçeceğim.”

         Yermak ve Züleyha, bu sözlerini ilk sevgili öpüşüyle onaylıyorlar.

         Aradan iki yıl geçiyor. Yermak ve Züleyha, gerçekten iki sevgili olarak mutlu ömür sürüyorlar.  Dağda, bayırda birlikte geziyorlar.

         Bir gece, serbest bırakılan  Küçüm Han ve adamları, otağ çadırını koruyan Kazak askerini sarhoş ettikten sonra hepsini kılıçtan geçiriyorlar. Otağ çadırına girdiklerinde Yermak ve Zülayha’yı sarılı vaziyette uyuyor buluyorlar. Uyanan  Zehiha, sevgilisinin öldürüleceğini anlayınca  hemen onun önüne gerilip;

         “Sevgilim Yermak’ın yerine beni öldür baba!” diyor.

    “Seni öldürünce o zaten ölmüş sayılır,” diyen Küçüm Han, adamlarına kızını öldürtüyor. Yermak, feryat ederek sevgili Züleyha’sının üzerine abanıyor. Tam iki gün boyunca ağlayıp öyle kalıyor. Züleyha’sız bir hayatın anlamsız olduğunu anlayıp, zırhını kuşanıyor. Çadırından çıkıp, ötedeki azgın akan nehre bırakıveriyor kendini. İki gün sonra nehrin suları Yermak’ı, bir kilometre ötede kıyıya vuruyor.

         Aşk, katı yürekleri bile eritiyor.  

 

Veysel Başer

            

  


Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıÖnceki Yazı
( Gerçek Bir Aşk Hikayesi başlıklı yazı Veysel Başer tarafından 22.03.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )