Eklenme Tarihi : 11.07.2018
Okunma Sayısı : 309
Yorum Sayısı : 2
Etiketler
mihrimah
mihrimah
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Günün Yazısı

Bu Yazı 12.07.2018 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Site İstatistikleri
Şeytanın Sultanlığı Yoktur!

ŞEYTANIN SULTANLIĞI YOKTUR!

          Allaha ulaşmayı dileyip Allah’a kul olanların üzerinde şeytanın bir sultanlığı yoktur. “AMA KALPTEN…!”

39/ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).                                                                                                                                                                                Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

          Bu ayet sahâbeden bahsetmektedir. Burada taguta kul olmaktan Allah'a ulaşmayı dileyerek kurtulup Allah'a kul olma noktası ifade edilmektedir. Bu nokta aynı zamanda kişinin takva sahibi olduğu yerdir.

15/HİCR-42: İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânun illâ menittebeake minel gâvîn(gâvîne).                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerinden) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.

          Şeytanın insanların hiçbirisi üzerinde bir yetkisi, bir sultanlığı yoktur. Kim şeytana tâbî olursa, şeytana taparsa, şeytanın büyü, hüddam, fal, astroloji gibi çeşitli dallardaki şeytanî kimliklerine tâbî olursa, onlar şeytana tâbî olanlardır. Şeytan onların üzerinde hükümranlık kurar ve hepsini de kendisiyle beraber sadece cehenneme ulaştırır.

          Bilmeniz lâzım ki; dünyanın son savaşı, şeytanın taraftarlarıyla Allah'ın taraftarları arasında olacaktır. Bu son savaştan sonra bir devre, sulh ve sukûn devresi olacaktır. Hak, bâtıla gâlip gelecektir. Şeytan ve taraftarları yenilecektir. O savaşta deccal öldürülecektir.

          Allah'ın dostları ve şeytanın dostları olmak üzere insanlar şu anda da iki gruptur. Dün de iki gruptular, yarın da iki grup olacaklar... Ve kıyâmetten sonra şeytan ve taraftarlarının hepsi mutlak olarak cehennemde olacaklardır.

16/NAHL-99: İnnehu leyse lehu sultânun alellezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne). Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab'lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.

          Birinci ve ikinci basamaklarda olaylar yaşanır ve değerlendirilir. Kişi henüz âmenû olmadığından şeytan, onun üzerindeki hakimiyetini bu basamaklarda sürdürür. Kişinin iç sesini taklit ederek, kendi düşüncelerini kişinin düşünceleriymiş gibi gösterir. Ve insanoğlu, doğruyu yapıyorum düşüncesiyle, farkına bile varmadan hataları ardarda işler.

         Sadece âmenû olanlar ve Rab'lerine tevekkül edenler için şeytanın yaptırım gücü yoktur.

3/ÂLİ İMRÂN-102: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).                                                                                                  Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin!

          Kişi, burada da Allah'a tevekkül etmiş bir âmenû oluşu (bihakkın takvanın, Hakk'ul yakîn takvasının sahibi oluşu) gerçekleştirmiştir.

         Âmenû olanlar 3. basamaktan 22. basamağa Allah tarafından ulaştırılacaklardır; Allah'ın garantisi vardır. Kişinin tevekkülü Allahütealâ'ya ulaştıktan sonra da artarak devam ederse, buradan sonra şeytanın yaptırım gücü etkili olamaz ve zikirlerini ve ibadetlerini artırıp her gün biraz daha Allah yolunda ilerler. Ben Allah'a ulaşmayı diledim. Allah sözünü tuttu, ruhumu Kendisine ulaştırdı. Ben fizik vücudumu Allah'a teslim etmeyi dilersem Allah mutlaka bunu da gerçekleştirir diyen kişinin tevekkülü daha üst seviye bir tevekküldür. Tevekkül müessesesi 22. basamaktan sonra başlar. Kişi Allah'a ve Resulüne îmân eder ve nefsini ve iradesini de Allah'a teslim etme tevekkül seviyesine ulaşabilirse onlar da gerçekleşecektir.

34/SEBE-21: Ve mâ kâne lehu aleyhim min sultânin illâ li na’leme men yû’minu bil âhireti mimmen huve minhâ fî şekk(şekkin), ve rabbuke alâ kulli şeyin hafîz(hafîzun).                  Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı (nüfuzu, tesiri) yoktu. Ahirete (hayatta iken ruhunu Allah'a ulaştırmaya) inanan kişi ile ondan (Allah'a ulaşmaktan) şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin her şeyi hıfzedendir.

          Hayattayken Allah'a ulaşmayı dileyenler, tek fırkayı oluşturan ve şirkten kurtulanlardır. Ve diğerleri ne yazık ki şirkte ve küfürde ve hüsranda olanlardır ve gidecekleri yer cehennemdir.

17/İSRÂ-65: İnne ibâdî leyse leke aleyhim sultân(sultânûn), ve kefâ bi rabbike vekîlâ(vekîlen).                                                                                                                                                                      Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter).

          İnsanların Rabbi, şeytanın da Rabbidir. İnsanların şeytana değil, Allah'a tevekkül etmesi emrolunmuştur.

          Şeytan, insanlara nefsin afetleriyle tesir edebilir. Şeytanın talebiyle (Allah'ın emirlerini yapmamak, yasak ettiği fiilleri işlemek) nefsin afetlerinin talebi aynıdır. İblis de bu talepleri biraz daha süsleyerek, nefsin afetlerini biraz daha azgın hale getirir ve sonuçta insanlar şeytanın talebini gerçekleştirir. Zaten nefsin afetleri şeytan ne istiyorsa onu yapmaya göre programlanmıştır; bu sebeple da bu bir yaptırım gücü değildir.

          İblisin, kıyâmet günü cehennemde bütün insanlara, cinlere ve şeytanlara söyledikleri İbrahim Suresinin 22. ayet-i kerimesinde anlatılmaktadır:

14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).                                                                                                                               Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

          Dikkat edilmelidir ki; şeytan, insanlara sadece teklif eder. Kendi rızası ve iradesiyle kimsenin adına bir şey yaptıramaz ama insanları, yalan söyleyerek kandırır. İnsanların nefsleri de aynı şeyleri yapmak istediği için, insanların büyük kısmı devamlı günah işler.

AKSİ TAKDİRDE SIRATIN ÜZERİNE OTURAN ŞEYTAN YOLDAN SAPTIRIR…!

7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).                                                                                                                          (İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

          İnsanların kurtuluş yolu Sıratı Mustakîm'dir. İblis, insanların Sıratı Mustakîmler'ine oturarak, onları oraya ulaşmaktan men etmek ister. Kıyâmete kadar gayesi budur. Bunu emaniyyeyi kullanarak yapmaktadır. Din öğretenleri, insanları bu hedefe ulaşmaktan men edecek bir noktaya ulaştırmıştır. Sıratı Mustakîm'e oturmaktan muradı budur. Onlara: "İnsan ruhunun ölmeden evvel Allah'a ulaşması mümkün değildir. Çünkü insana ruh hayat verir, ruh vücudunuzdan ayrılırsa ölürsünüz. Böyle bir şey hiçbir zaman mümkün değildir." demektedir. Ve bunun tabii neticesi olarak da onlar, buna (insan ruhunun ölmeden Allah'a ulaşmasına) karşı çıkmaktadırlar.

7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).                                      Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

          Allah'ın emrine rağmen iblis, Âdem Aleyhisselâm'a secde etmemiştir. Allahütealâ, kıyâmete kadar onu yaşatacağına söz vermiştir. İblis, Allahütealâ'ya o hain kafasından neler geçtiğini anlatmaktadır. Bu ayette iblisin insanları nasıl tuzağına düşürdüğü belirtilmiştir.

 

Allah razı olsun.

Burhan AKSU

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Şeytanın Sultanlığı Yoktur! başlıklı yazı mihrimah tarafından 11.07.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir. diyarbakır nakliyat
Marmara Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı