Eklenme Tarihi : 18.10.2021
Okunma Sayısı : 1089
Yorum Sayısı : 12
Etiketler
saklı bahçe
saklı bahçe
tarafından eklendi
Normal Üye
Paylaş
Özellik
Yıldızlı Yazı

Bu Yazı 19.10.2021 tarihinde
YILDIZLI YAZI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Radyo Benim
Site İstatistikleri

Sahibinden

Sahibinden
Ne gülü kırmızıdan ne bülbülü sesinden
Ne geceyi yıldızdan ne sabahı şemsinden
Ne doğduğun zamandan ne de son nefesinden
Aldığın her ne varsa yalnızca Sahibinden...

Yağmurlardan mı sandın nehirdeki hüneri
Kamerinden mi sandın gecedeki feneri
Doğada güzellikler yalnız O'nun eseri
Bildiğin her ne varsa yalnızca Sahibinden...

Ne Mecnun'u Leyla'dan ne Ferhat'ı Şirin'den
Ne aşkı neferden bil ne de gönül erinden
Marifet Mağfirete tabi olmak derinden
Olduğun her ne varsa yalnızca Sahibinden...

İlkbahardan mı sandın yeşeren toprakları
Sonbahardan mı sandın dökülen yaprakları
Tabiatta renkleri zamanda ahenkleri
Bulduğun her ne varsa yalnızca Sahibinden...

Şiir aşkı gönülden ilhamı sahibinden
Kelam O'nun deryası ikramı nasibinden...
        
              Aslıhan Savaş

EDİTÖR Tarafından Şiire Yapılan Yorum ( 21.10.2021 )
Mesaj
Bir Şiir” Sahibinden” Gülümsememle Tahlil ve Analiz
Bugün Aslıhan kardeşimizin şiirine azıcık gülümsememle tahlil için klavyenin başına geçmiş bulunmaktayım. Uzun zamandır takip eder okurum, bu şiiri ile şiiri zirveye taşımız diyebilirim ve hakkını da on numara olarak vermiş. Okuyunca sizde bana hak vereceksiniz.

Sahibinden


Ne gülü kırmızıdan ne bülbülü sesinden
Ne geceyi yıldızdan ne sabahı şemsinden
Ne doğduğun zamandan ne de son nefesinden
Aldığın her ne varsa yalnızca Sahibinden...

GİRİŞ

Kardeşim daha ilk mısradan sonra okuyunca bize “Allah’ın Rab olması, O’nun ilmi ve kudretinin sonsuz olduğunu gösterir. Çünkü kontrol ve gözetleme bilgi ve güç ile olur. Allah’ın Rab olması, O’nun bizimle ilgilendiğini, bize nimetler verdiğini bizi sevdiğini, duamıza cevap verdiğini ortaya koyar. Bundan dolayı Allah’a şükretmemiz gerektiği ortaya çıkar” derken Ne gülü kırmızıdan ne bülbülü sesinden, Ne geceyi yıldızdan ne sabahı şemsinden, Ne doğduğun zamandan ne de son nefesinden, Aldığın her ne varsa yalnızca Sahibinden, yani Alemlerin rabbindendir, yoksa güle bülbül âşık olmaz ne gece yıldız geceyi aydınlatır Alemlerin Rabbi olmazsa, ne sabahı güneşinden ne doğduğun zamandan aydınlatır, ne de aldığın ilk ve verdiğin son nefesin Alemlerin Rabbindendir, bu dünyada bunlarla aldığın her nefes sadece Alemlerin Rabbindendir, kendiliğinden meydana gelmez. Haklısın Aslıhan kardeşim. Kardeşim, Alemlerin Rabbinden başka kimsemiz yoktur, hayat veren her şeye odur ondan başka kimsemiz yok bu dünya da herkesi sevdiğimiz için herkese doğru söylemek zorundayız diyor doğru diyor.


“Tanrı’nın (Alemlerin Rabbinin) Varlığının Delili Olarak Güzellik Kanıtı

Düşünce tarihinde estetik bir değer olan güzelliğin metafizik alandaki yansı – masın da iki temel görüş vardır. Bunlardan birincisi, Tanrı’nın (Alemlerin Rabbinin) güzelliğinden, varlık ve niteliklerinden hareketle evrende görülen güzellik ve mükemmelliği açıklama ve bunun sonucunda da Tanrı’nın(Alemlerin Rabbinin) güzelliğini ortaya koyma; ikincisi ise, birinci konuyla ilişkili olarak Mutlak Güzel olan bir varlığın yarattığı evrendeki düzen, kusursuzluk, oran-orantı ve uyumun oluşturduğu güzellikten hareketle evrene bu uyum, oran-orantı, düzen ve kusursuzluktan oluşan güzelliği veren Tanrı’ya (kulun Alemlerin Rabbine) ulaş - madır. Dergi Park” Parantez içindekiler bana aittir.

GELİŞME

Yağmurlardan mı sandın nehirdeki hüneri
Kamerinden mi sandın gecedeki feneri
Doğada güzellikler yalnız O'nun eseri
Bildiğin her ne varsa yalnızca Sahibinden...

Yağmurdan mı sandın nehirdeki akan suyun hünerini akışını, aydan mı sandın gecede ki feneri aydınlığı, doğadaki güzellikler Alemlerin Rabbi C.C. O’ nun eseri iyi bilin, Bildiğin her ne varsa yalnızca sahibimiz olan Alemlerin Rabbindedir.


“Kur’ân-ı Kerîm’de hayat kelimesi hem kozmolojik-biyolojik hem de ahlâkî bir muhtevaya sahiptir. Çok sayıda ayet, hayatın metafizik prensibinden canlılığın başlangıcı ve tabii âlemdeki çeşitli görünümlerine kadar uzanan bir yelpazede birbirini tamamlayan açıklamalar ihtiva etmektedir. Bu açıklamaların hep birlikte vurguladığı itikadı ve ahlâkî mesaj, canlılığın kaynağının ilâhî yaratma fiili olduğu ve insanın öldükten sonra tekrar diriltileceğidir. Kur’an, tabii âlemdeki tezahürleriyle her türlü var olma ve canlanış olgusunun ölümden sonraki dirilişin bir kanıtı olduğunu vurgulayarak insanların bu olgular üzerinde düşünüp gözlem yapmalarını istemektedir.


Kur’an’da “hay” (diri) ve “Muhyi” (dirilten, can veren) şeklinde zikredilen isimleriyle (el-Bakara 2/255; er-Rum 30/50) Allah hayatın sebebidir. O ölüden diriyi çıkarır (Âl-i İmrân 3/27; el-En ‘âm 6/95; Yûnus 10/31; er-Rûm 30/19) ve ölüyü diriltir (er-Rûm 30/50; Fussılet 41/39); insan cansız iken Allah ona can vermiştir; sonra onu öldürmektedir, sonra yine diriltecektir; nihayet dönüş yine Allah’adır (el-Bakara 2/28; el-Hac 22/66; er-Rûm 30/40; el-Câsiye 45/26). Nitekim O, ölü toprağa gökten indirdiği su ile can verip diriltmektedir. İnsanlar da tıpkı bunun gibi yeniden diriltilecektir (el-Hac 22/66; Kāf 50/11). Esasen bütün canlılar sudan diri kılınmıştır (el-Enbiyâ 21/30). Toz toprak haline gelmiş kemiklere yeniden hayat verecek olan da O’dur (Yâsîn 36/78). Netice olarak ölümü ve hayatı insanlardan hangilerinin iyi işler yapacağını sınamak için yaratmıştır (el-Mülk 67/2). Bu ölüm gerçeği karşısında insan bilmelidir ki gerçek ve tükenmez hayat (hayevân) âhiret hayatıdır (el-Ankebût 29/64). Dünya hayatı ise geçici, oyalayıcı olup esasen bir imtihan sürecinden ibarettir (el-Bakara 2/85; Âl-i İmrân 3/14; en-Nisâ 4/74; el-En‘âm 6/32). Bu dünyada 1000 yıl yaşama temennisinin hiçbir anlamı yoktur ve azabı hak edenler uzun yaşayarak onu erteleyeceklerini sanmamalıdır (el-Bakara 2/96). Dolayısıyla insan niyazını, kurbanını, hayat ve ölümünü hiçbir ortağı bulunmayan âlemlerin rabbine adamalıdır (el-En‘âm 6/162; el-Câsiye 45/21).TDV Ansiklopedisi”

Kardeşimin de söylemi bu yolda devam etmektedir ben gönülden katılıyorum.

ANA BABA KONUSU

Şimdiye kadar Baba konusunu işleyen olmadığından ben es geçerek ana konusu olarak insana hayatı ve her şeyi verenin yaratanın Alemlerin Rabbi olduğu konusunda vurgu yapıyor.

Ne Mecnun'u Leyla'dan ne Ferhat'ı Şirin'den
Ne aşkı neferden bil ne de gönül erinden
Marifet Mağfirete tabi olmak derinden
Olduğun her ne varsa yalnızca Sahibinden...

Ne Mecnunu Leyla’dan ara ne Ferhat’ı şirinden ara aşkı veren Rabbimizin kudretinde mutlak gücünde verdiği aşkta ara diyerek, ne aşkı neferden yani aşıktan bil ne de gönül erinden bil, marifet ise mağfirete tabi olmalı insan derinden (Mağfiret: örtmek, gizlemek, birinin kusurunu ifşa etmeyip bağışlamak), olduğun ne varsa yalnızca Sahibinden yani Alemlerin Rabbinden sana verilendir emanettir bunları bil.

ALLAH SEVGİSİ

Kim çıkarır sabahleyin erkenden,
Dünyamıza ışık veren güneşi?
Gece vakti denizlere serpilen,
Ay doğuyor; kim yapıyor bu işi?

Kışın kuru sandığımız fidana,
Baharda kim yeşillikler giydirir?
Bülbül öter, yuva yapmış ormana,
Bu sedayı ona acep kim verir?

Vatan, millet ne demektir bilmeden,
O sevgiyi kalbinize kim verdi?
Babanızdan güzel bir şey isterken,
Gönlünüze kim koyuyor ümidi?

Akşamüstü karanlıklar içinden,
Milyonlarca yıldızı kim parlatır?
İşte bütün bu şeyleri düşünen
Yapan, eden, yaratan hep Allah'tır

İbrahim Alâattin GÖVSA

SONA BİR ADIM VE SON

İlkbahardan mı sandın yeşeren toprakları
Sonbahardan mı sandın dökülen yaprakları
Tabiatta renkleri zamanda ahenkleri
Bulduğun her ne varsa yalnızca Sahibinden...

Şiir aşkım gönülden ilhamı sahibinden
Kelam O'nun deryası ikramı nasibinden...

Aslıhan Savaş

Mevsimlerden ilkbahar dan mı sandın yeşeren bereket veren toprakları, son bahardan mı sandın dökülen yaprakları, tabiattaki renkleri zamanın ahenkleri, bulduğun ne varsa Yaratan Alemlerin Rabbinden sana verilendir. Vakti gelince “ol” diye yaratan Rabbindendir. Sırası geldikçe emrettiği ne varsa kusursuz yerine gelen, Alemlerin Rabbinin emriyle olandır sana verilendir. Şiir aşkımızdır kardeşim senin gibi, ilhamı Alemlerin Rabbi Allah’tan. Kelam Rabbimizin gönülle onun deryasıdır ki gezdirtir, ikramı ise sana verdiği kadarı nasibindendir bunu iyi biliriz kardeşim dediğin gibi.

Aşk vadisinde, hiçbir nişane, hiçbir iz yoksa üzülmemeli; çünkü, Hakk’ın lütfuyla bazen umutsuzluktan bile umutlar doğar. Ey gönül, sakın umutsuzluğa düşme! Allah’tan umudunu kesme ki, bazen can bahçesinde, söğüt ağacının dalı bile hurma verir. (Hz. Mevlâna Celaleddin Rumi)

Apaçık görmedikleri padişah (Allah), daima gizli olarak onlarla beraberdir. Hani akıl gibi… Sen onu göremezsin ama o da seninle beraberdir. Sen onu göremezsin ama o, seni sınamadadır, duruşunu, hareketini görür durur! Ne şaşılacak şeydir bu, böyleyken sen, aklı yaratanın seninle oluşunu caiz görmezsin! (Hz. Mevlâna Celaleddin Rumi)

O’nunla beraber olduğumuzu bilmek, O’nu bulmak, O’nu anlamak (ruhanî) yolculuğa bağlıdır. Bu, bilgiyle, düşünceyle elde edilemez. (Hz. Mevlâna Celaleddin Rumi)

ŞİİRDE AHENK RİTİM

*Bir şiirde ahenk, ses akışı, söyleyiş, ritim, ölçü ve her türlü ses benzerliğiyle sağlanır.
*Şiirde ritim, vezin ve kafiye ile sağlanır.
*Her dönemin kendine özgü bir ses ve ritim anlayışı olabilir.
*Şiiri düzyazıdan ayıran en büyük özellik ahenktir. Ahenk, uyum anlamına gelmektedir.
*Bir nazmı, şiir seviyesine yükselten en önemli belirleyici, ahenk unsurlarıdır.

ÖLÇÜ VEZİN

Ne gülü kırmızıdan / ne bülbülü sesinden 7+7
Ne geceyi yıldızdan / ne sabahı şemsinden 7+7
Ne doğduğun zamandan / ne de son nefesinden 7+7
Aldığın her ne varsa / yalnızca Sahibinden 7+7

7+7: 14 Heceli vezinle yazılmıştır.

Ölçü (Vezin)

Şiirde, hecelerin sayılarına ya da heceyi oluşturan seslerin uzunluk ve kısalıklarına göre bir düzen oluşturulur. İşte bu düzene ölçü denir.

Kafiye (Uyak)

Dizelerin sonundaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin veya seslerin benzerliğine kafiye (uyak) denir.

Ne gülü kırmızıdan ne bülbülü sesinden A
Ne geceyi yıldızdan ne sabahı şemsinden A
Ne doğduğun zamandan ne de son nefesinden A
Aldığın her ne varsa yalnızca Sahibinden... A

Yağmurlardan mı sandın nehirdeki hüneri B
Kamerinden mi sandın gecedeki feneri B
Doğada güzellikler yalnız O'nun eseri B
Bildiğin her ne varsa yalnızca Sahibinden... A

Ne Mecnun'u Leyla'dan ne Ferhat'ı Şirin'den A
Ne aşkı neferden bil ne de gönül erinden A
Marifet Mağfirete tabi olmak derinden A
Olduğun her ne varsa yalnızca Sahibinden... A

İlkbahardan mı sandın yeşeren toprakları C
Sonbahardan mı sandın dökülen yaprakları C
Tabiatta renkleri zamanda ahenkleri C
Bulduğun her ne varsa yalnızca Sahibinden... A

Şiir aşkım gönülden ilhamı sahibinden A
Kelam O'nun deryası ikramı nasibinden... A

“Yarım Kafiye (Yarım Uyak)


Şiirde bu mevcut değildir

Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki tek ses benzerliğine yarım uyak denir.”

TAM KAFİYE (TAM UYAK)

Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki iki ses benzerliğine tam uyak denir.
Şiirde bu mevcut değildir

ZENGİN KAFİYE (ZENGİN UYAK)

Dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki üç veya daha fazla ses benzerliğine zengin uyak denir.

İlkbahardan mı sandın yeşeren / top-rak-la-rı
Sonbahardan mı sandın dökülen / yap-rak-la-rı
Tabiatta renkleri zamanda / a-henk-le-ri

Şiirde zengin uyak bulunmamaktadır

REDİF

, "ı" sesleri, ismin -i hali olduğundan yani, her ikisinin de görevi aynı olduğundan rediftir. Kelimenin köklerinde ise "TOPRAKLAR-YAPRAKLAR" sesleri benzeştiğinden bunlar da zengin kafiyeyi oluşturur.

İlkbahardan mı sandın yeşeren /topraklar/ı
Sonbahardan mı sandın dökülen/ yapraklar/ı
Tabiatta renkleri zamanda /ahenkler /i

ŞİİRDE DUYGU ANLATIMI

“Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasına şiir denir.

Şiir, bir ana duygu (tema) etrafında yazılır. Diğer türler gibi şiir de bir plana sahiptir. Ancak her ölçülü ve kafiyeli metin, şiir değildir. Şiirde “duygu” temel unsurdur ama duygunun dışında “düşünce” ve “hayal” de vardır. Şiirde “sanat” ögesi ağır basar. Bu bakımdan şiirde sözcük seçimi öne çıkar. Aslında şiir, sözcüklerin ahenk oluşturacak şekilde bir araya getirilmesinden oluşur.”

ANLATIM

Duygu ve düşüncelerin açık ve net bir şekilde anlatılması gerekir. Anlatılacak hâl ve olay, betimlenecek görüş ve sezgi, dile getirilecek duygu ve düşünce anlatıcının zihninde açık ve net biçimde belirlenmelidir. Anlatılacak, betimlenecek hususlar, dilin bilinen ve kabul edilen kurallarına uyularak düzenlenmek zorundadır.

Akıcı bir metinde cümleler, gereksiz ve anlaşılması güç ifadelerden arındığı için metnin anlaşılması daha kolaydır. Yalın bir metinde ifadenin sade, gösterişsiz, kısa ve kesin olması metni okuyan herkesin anlamasını sağlar.

Söylenişi zor seslerin kullanılması, ses düzeyinde, arka arkaya sert ve yumuşak hecelerden meydana gelmiş sözcüklerin kullanılması sözcük düzeyinde; sözcük tekrarları ve aynı anlama gelen sözcüklerin bir arda kullanılması, cümle düzeyinde; cümlelerin dil ve düşünüş yönünden sağlam bir bütünlük oluşturması paragraf düzeyinde akıcılığı bozar. Açık olmayan yazılarda anlatım kapalıdır.

İyi bir anlatımı yakalayabilmek için anlatımın özelliklerini bilmek gerekir. Anlatım özellikleri, anlatımın nasıllığı ile ilgilidir. "Karşılıklı konuşmada, karşılıklı anlayış birliğine varabilmek için anlatım nasıl olmalıdır?" sorusunun karşılıkları bizi iyi bir anlatımın özelliklerine götürür. İyi, güzel, doğru bir anlatımın şu özelliklere sahip olması gerekir:

Açıklık
Duruluk
Yalınlık (Sadelik)
Akıcılık
Doğallık (Samimiyet)
Özgünlük
Özlülük
Sağlamlık
Tutarlılık

AÇIKLIK:

Anlatımın hiçbir tartışmaya yol açmadan, tek bir yargıyı açıkça ifade etmesidir. Açık anlatımdan birden çok yorum çıkmaz, herkes aynı şeyi anlar. Açıklığın olmadığı anlatımda "kapalılık" söz konusu olur. Kardeşim bu konuda hakkını vermiş onu tebrikler ederken bu duyguları akıcı bir şekilde yeniden anımsayarak varmamıza vesile olduğu için teşekkürler ederim.

Mehmet Aluç
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Sahibinden başlıklı yazı saklı bahçe tarafından 18.10.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )