Eklenme Tarihi : 6.02.2021
Okunma Sayısı : 667Yorum Sayısı : 9
Etiketler
GÜLÜMM
GÜLÜMM
tarafından eklendi
6.02.2021
Günün Yazısı

Bu Yazı 7.02.2021 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Aşk Ne Miydi...
Aşk Ne Miydi...



Yaslı bir telaşın müjdecisiydi rüzgâr en çok da göğe kanat açan dilemma.

 

Kar beyazı mısralar düşkünken hayata bazen kızarmış ekmek kokusu tadında ömrün vardiyası en çok kırbaçlanan duygularda saklı belki de bir şiirle tanışıklığı aşkın sonra da kayboluşu…

 

İstifli neyse izdiham nedeni o belirsizlik hasretin de sökün ettiği ölümüne bir yemin iken sevgiyle tebessüm eden her şiirde saklı iken sefil şair elbet sür-git o hegemonya bandıkça dünü güne ve yarına şerh düştüğü yeniden bir şiir yazmanın verdiği huzur ve neşe gibi içinde kopan değildi üstelik armağanı dünün bilakis en derinde saklı iken aşkın ve huzurun meali…

 

Renk körü müydü sahi aşk ve düşler?

 

Renklerin tininde nice mevsim ve mevsimin dilinde rüzgâr bazen fötr şapkalı kaçkın bir bulut bazense şüheda ve çalınmış nice hayal dünde kalsa bile acısı bir ömür yürekte saklı.

 

Bir hale.

 

Bir hare.

 

Bir niyetse çekilen torbadan.

 

Bir lanetse iblisin sunumu.

 

Hayra yormak en güzeli ve aklı karı düşkünlüğü güzele belki de ilk ve son muradı sadece Allah katında kabul gören.

 

Endamlı rüyalar.

 

Merkezi hayatın aslında umuda imrenen bir gülüş gibi.

 

Tevazu yüklü mevsim en çok da firar eden yapraklar oysaki ne sonbahardı ne yaprak döken ne de kökünü yaşla ve yasla besleyen.

 

Örülü o hırka.

 

Görgülü bir kız çocuğu gibi iliştirirken düğmelerini sevgi ve saygıyla.

 

Belki de üstün körü bir gün gel gör ki Hakkın rahmeti ve meali iken saklı her anda.

 

Kaybolan renkler.

 

Mevsimin feri ve fendi yenmişken dünde kalanı.

 

Günde saklı hoyrat ve şaşkın bir hulasa.

 

Unutulmuş bir gülücüktü pencerede asılı kalan hem de mübalağa etmeden sevmeyi ilke bilen bir ilkti aşkın mayın tarlasında feveran eden sair duygu

 

Bir imgelemdi aslında aşk ve naif bir esinti

 

Bir m/eziyet kimine göre ve işgal edilen bir yüreğin diğerine açtığı pencerede idi…

 

Sayacın ömrü tükenmişti acı çekmekten.

 

Varlığın hiçlikle sınavı ve o devasa meddücezir ki hayatın da irini idi elbet gözün irisinde saklı şehla ve müptela bir b/akış gibi.

 

Sözcükler teferruattı.

 

Gerçek olan insandı ve evren bir duygular.

 

Kilit vurulan o kale kapısı aslında kale çoktan fethedilmişti ve rüzgârın gücüne yenik düştü ağaçta kalan son yaprak üstelik kökü sökülmek üzere toprağın bile göz ardı ettiği bir kök ve gövdesi çürümüş delik bir yürek gibi.

 

Lafügüzaf.

 

Harlanan ateş.

 

Ne gam ölmek.

 

Ne yüklü bir küfe.

 

Kefesi kayıp bir terazi artık hangi duyguysa ele geçiren benliği ve bedenin de çok umurundaydı sahi hele ki çıtası yüksek mutluluk gel gör ki umut ve huzur dışında tek besini yoktu mutluluğun ve mutlak kaygılar aslında öz veri idi belki de önsezi.

 

Yoksa yokuşa süren mi?

 

Ya da tükenen.

 

İmla hatası idi belki de aşk ya da benliğin aş erdiği bir üçüncü harf ve emsali ve eşkâli ve inhisarı kaybolan ömrün ket vurulan bir yangınıydı çünkü yanmaktı mecburi olan yakmadan yanmak.

 

Yazmakla iştigal bir yürekse yangının nasıl çıktığı önem arz ediyor muydu sahiden?

 

Kıvılcımın yanıcı ve yakıcı gücü.

 

Kıvrık.

 

Kıtlık.

 

Kırık.

 

Ve işte tüm sözcüklerin imha ettiği tek bir harf belki de aşktı kıtlanan aşktı kilit vurulan.

 

Göğün aydınlığı.

 

Rabbinin hikmeti.

 

Kaderin sunumu.

 

Kederin kırık tekeri.

 

Sezilerden savrulan ve semiren bir duygu kat izi olmayan bir hararetle mağlup gelmekti belki de hayata.

 

Ya da kötülerin inzivaya çekildiği bir hayat özlemi.

 

Öznesi neydi aşkın ya da ön sözü?

 

Elbet şiirdi aşkın şiarı belki de tam tersi aşka tapan İlahi bir rüzgâr şiirle beslenen ve aşkla beslenen şiir ve şiir silsilesi en çok da hayatı şiir gibi yaşayan gel gör ki bunu çok geç anlayan şaşkın bir şair.

 

Simyacı idi aşk.

 

Siması neydi?

 

Semeresi mi?

 

Ya da şeceresi.

 

Koşuttu.

 

Koşuldu aşk.

 

Koşulsuz âşık olmak belki de bir koşu beygiri gibi dizginleri elinden bırakmak hem de dengi olmayan bir duyguydu ve de renk.

 

Sözcükler kasıtsız.

 

Hayat ve özlemse izafi.

 

Yokuş yukarı sonra uçurumun dibi.

 

Devinen bir yürek ömrün de hulasası.

 

Densiz bir yürek en çok hatta sadece kendine düşman ve kendini sevmekten aciz.

 

Şerh düşülendi işte.

 

Mevsimin hutbeleri yüreğin ukdeleri.

 

Resimlerden firar eden bir sima rengi kayıp bir göz ne de olsa aşk renk körüydü ve en muhteşem imla hatası.

 

Zindanlarda geçen bir ömrün şeceresi idi aşk ve de ziyan olan bir ömrün bakiyesi ve bekası en çok da düne ve hüzne vedası idi aşk elbet şairin özlemi en çok kendine.

 

Bulutsuz bir gökyüzü değildi aşk oysa.

 

Fırtınanın ta kendisi.

 

Süt liman değildi aşk ama özlemle sınanan ve sığınan.

 

Müşküle düşen bir yürek ki bir ömür meşgule veren gerçi an itibari ile de değişen bir şey yoktu ama…

 

Korkusuzca sevmekti aşk en çok hatta sadece kendinden korkan ve kızgın fıtratı ve yüreğin rüzgârı kül bırakmayan ve küllerinden doğan ve sevgiyi şiar edinen.

 

Asla iki yüzü değildi aşk çünkü o bir üçgendi:

 

Benlik ve yürek ve ruh.

 

Bedeni ve dünyayı yok sayan çünkü sonsuzluğa mazhardı aşk ve de andan firar eden o muhteşem yolculuk hele ki işin sonunda Rabbine kavuşmak yok muydu…

 

Özenle sevdi şair.

 

Özverisi ile hayatı öznesi olmasa da bazen aşkın…

 

Ürperti ve ürkünç kimi zaman ama sızı da sonsuzluk rüzgârı da asla dinmedi.

 

Bir betimleme idi aşk.

 

Bir batıl düş ise asla değil…

 

Bahşedilendi ve bahis konusu olan da değil çünkü aşk kâinatın merkezi idi hatta ta kendisi hele ki şair aşka âşık iken ve tümlenen ve tanımlaması nerede ise imkânsız en çok da derdi kendi ile iken şair sadece yazdı ve sevdi nihayetinde kendine doğru yol almaya başladı ve daha aşacağı o kadar çok şey vardı ve aşkın da tevekkülü ile aşkına tek şahit iken İlahi Aşkı…

 

 

 


Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Aşk Ne Miydi... başlıklı yazı GÜLÜMM tarafından 6.02.2021 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler GÜLÜMM sorumluluğundadır. GÜLÜMM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2021 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.