Neden Ermeni Soykırımını Tüm Dünya Bilir De Çerkes Soykırımını Türkler Bile Bilm
Neden Ermeni Soykırımını Tüm Dünya Bilir De Çerkes Soykırımını Türkler Bile Bilm

NEDEN ERMENİ SOYKIRIMINI TÜM DÜNYA BİLİR DE ÇERKEZ SOYKIRIMINI TÜRKLER BİLE BİLMEZ?

Öncelikle  ‘’Ermeni Soykırımı ‘’ diye bir ifade kullanmak zorunda kaldığım için özür dilerim ama şurası da gerçektir ki biz ne kadar ‘’Sözde Soykırım’’ Desek de, ne kadar  asla kabullenmesek de bugün yer yüzünde pek çok ülke, 1915 de ülkemizde Ermeniler ve Türkler arasında yaşanan olaylara ‘’Ermeni soykırımı’’ Diyor. Yani Ermeni aydını denilen bir takım yazarların ( İçlerinde eski milletvekilleri de vardır.) Tutuklandığı  24 Nisan 1915 Tarihi  Ermeni Soykırımının başladığı tarihtir ve biz o tarihten başlayarak  planlı ve sistemli bir şekilde ülkemizdeki Ermenileri yok etmeye başlamış, bunda da çok büyük ölçüde başarılı olarak Yurdumuzda yaşayan 1,5 Milyon Ermeni'nin 3 Milyonunu yok etmişiz(!)

Bugün İngiltere’den Fransa’ya, Fransa’dan Kanada’ya hatta adını sanını bilmediğimiz, ‘’ Haritada bul’’ Deseler bulamayacağımız ülkeler bile bizim ‘’ Tehcir- Zorunlu Göç ‘’ Dediğimiz olaya maalesef ‘’Soykırım’’ derler ve bu şekilde inanırlar.

Bir an için bunun doğru olduğunu kabul edelim. Yani biz Türklerin 1915 yılında Ermenilere karşı bir soykırım uyguladığımızı  kabul edelim. Peki tüm dünya bunu bilir de 21 Mayıs 1864 de Çerkezlere uygulanan soykırımı neden bilmez?

Haydi İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve hatta Almanya’nın bir kuyruk acısı var bizlere karşı, peki Arjantin’e ne oluyor  ki o dahi ‘’ Evet Türkler 1915 yılında Ermenilere soykırım uyguladılar’’ Diyor?

Şöyle de sorabiliriz: İnsan hakları ve adalete, halkların kardeşliğine bu kadar önem veren (!) İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Almanya, Arjantin vs. Devletler aynı şekilde ‘’ Ruslar 21 Mayıs 1864 de Çerkezlere bir soykırım uyguladı’’ Diyor mu?  Çerkez Soykırımı denen bir şeyden haberleri var mı bu devletlerin?


Yok yok, bu devletlere  sormak haksızlık olur. Bizim Türk Milleti olarak Çerkez soykırımından haberimiz var mı? 21 Mayıs 1864 Yılında yaşananları ne kadar biliyoruz?

Daha da ileri gideyim. Çerkez deyince aklımıza Çerkez Ethem ve Şeyh Şamil dışında isim geliyor mu?

Milli Mücadele esnasında Yozgat ve Anzavur İsyanı gibi iki isyanı bastırıp Milli Mücadeleye en büyük hizmeti etmiş olan Çerkez Ethem’i  bu isyanları bastıran kahraman değil de TBMM ye karşı isyan eden, sonra da Yunanlılara sığınan bir hain olarak biliyoruz. Peki Şeyh Şamil’i ne kadar biliyoruz? ‘’Ruslarla savaşmış, düşmana teslim olmayı öneren anasına yüz sopa atılmasını emretmiş ancak anasının  yaşlı olması sebebiyle bu yüz sopayı kendisine attırmış...Ha bir de sonunda Ruslara yenilmiş ama Rus imparatoru onu serbest bırakmış’’  Başka? Bir de oldukça hızlı bir halk dansı olarak biliriz Şeyh Şamil’i  Başka da bir şey bilmeyiz ki bu kadarını bile bilen parmakla gösterilecek kadar azdır.

Biz 1864 Çerkez Sürgünü- Soykırımını bilmiyorsak elin Arjantinlisi nereden bilecek?

Denilebilir ki ‘’Ermenileri nasıl biliyorlar? Bizimkini de bilsinler.’’

Ermeni olup da 24 Nisan 1915 Hakkında bilgisi olmayan tek bir Ermeni bulamazsınız. Sadece bilmek değil, bunu bütün dünyada, yaşadıkları her ülkede anlatmayan, propagandasını yapmayan bir tek Ermeni'ye de rastlayamazsınız. Ama gelin görün ki 21 Mayıs 1864 de Çerkezlerin yaşadığı soykırımı anlatan bizim Türk yazar- çizerimiz(!)  aydınımız  bakın bu sürgün ve soykırımı nasıl anlatır.

‘’Çerkez Soykırımı Rusya’dan göçle bitmiş midir ?

Osmanlı bu yeni göçmen nüfusu asimilasyona tabi tutmuş, sürgünü devam ettirmiştir. Kalanların ne adı, ne sanı, ne dili ne de yaygınlaşan kültürü kalmıştır. Osmanlı’dan bugüne bu halkın dili, kimliği yok sayılmıştır.

................. Çarlık Rusya’sı ve devamcısı Rusya Federasyonuna se
sleniyor Çerkesler :

“Çerkes Soykırımını Tanıyın !”


Türkiyeli Çerkesler Sesleniyor :

“Ana dilde Eğitim İstiyoruz


“Dilimizi ve Kültürümüzü Yaşatmak İstiyoruz. Bütün Halklar Gibi… Onlarla Birlikte…

Ha, yukarıdaki seslenişler bütün Çerkezlerin sesi midir?  Hayır değildir ama bu şekilde düşünenleri de yok değildir.

Biz  kendi içimizde tam bir mutabakata varamamışsak başka ülkelere  21 Mayıs 1964 Çerkez Soykırımını nasıl anlatacağız? Ama daha da önemli bir sorun var karşımızda:Biz Rusya’ya ‘’Çerkez Soykırımını tanı’’ Derken karşımıza çıkacak olan ‘’ Siz bizi asimile ettiniz, Anadilimizde eğitim istiyoruz.’’ Taleplerini ne yapacağız?


İşimizin ne kadar zor olduğunu görüyorsunuz sanırım. İşte bu sebeplerden dolayı dünya üzerinde bir avuç olan Ermeni dünyanın her yerinde kendisine bir soykırım yapıldığını kabul ettirir de  biz Türkler kendi kendimize bile anlatamayız 1864 Çerkez soykırımını...

Evet, çok kısa olarak Çerkez Soykırımından da bahsedelim.


1567 deÇar IV. İvan zamanında başlamış olan ve 300 yıl kadar süren Kafkas - Rus savaşlarının sona ermesi ve Kuzey Kafkas halklarının sürgüne zorlanmasının başlangıç tarihidir 21 Mayıs 1864.

Savaş boyunca yurtlarını terk etmeye zorlanan Çerkezler savaşın bitimi ile birlikte insanlık tarihinin en büyük ve en dramatik sürgününe maruz kaldılar. Tarihi kayıtlara göre 1.500.000’e yakın Çerkez Kuzey Kafkasya'daki yurtlarından sürülerek Osmanlı topraklarına deniz yoluyla gönderildi. Başka bir deyişle, Çerkez nüfusunun yüzde 70’i sürgün edildi.

Sürgün esnasında birçok Çerkez, açlık, susuzluk, hastalık ve çeşitli deniz kazaları nedeniyle yaşamını yitirdi.

Çerkez soykırımının yaşandığı günlerde gemiler daha fazla para alabilmek için taşıyabileceğinden çok yolcu alıyor, bu yüzden fazla yol almadan batan gemilere sık rastlanıyordu. Batan gemiler sebebiyle boğulan insanların cesetlerini balıklar yiyordu. Bu sebeple Karadeniz kıyılarında sık sık toplu halde vücutlarının pek çok bölümü balıklar tarafından yenmiş insan cesetleri vuruyordu ki bu durum tam altı yıl sürdü. Altı yıl boyunca Karadeniz kıyılarından yüzü, elleri, ayakları, karnı balıklar tarafından yenmiş Çerkez kardeşlerimizin cesetleri toplandı. Günümüzde de bu nedenle balık yemekten uzak duran çok sayıda Çerkez olduğu biliniyor. Çerkez yaşlıları, ‘balıkların atalarını yediklerini, balık yemeleri halinde kendi atalarını yiyeceklerini’ düşünerek, balık yemeyi reddediyorlar.

Çerkezlerin uğradıkları soykırımın nasıl dehşet verici bir şey olduğunu anlamak için Rus bürokratı Adolf Berje yazdıklarına bakmak kafidir ( Ki bu bürokrat Rus Hükumetinin yaptıklarını dehşet verici olarak bulmakla beraber haklı görür. )

“17 bin dağlının toplandığı Novorossiysk koyunda gördüklerimi unutmayacağım. Hıristiyan olsun, Müslüman olsun, ateist olsun onların durumlarını görenler mutlaka çöker ve perişan olurdu. Ruslar, Çerkezlere hayvanlara bile yapılmayacak şeyler yaptılar. Şu gördüğüm olayları kâğıda gözyaşım damlamadan nasıl yazacağım? Kışın soğuğunda, kar, yağmur altında, evsiz, yiyeceksiz ve elbisesiz bu insanları tifo ve çiçek hastalığı da durumlarını iyice kötüleştiriyordu. Anasız kalmış bebekler ağlaşıyor, aç bebekler ölmüş annelerinin göğüslerinden anne sütü arıyorlardı. Genç bir Çerkez kadını paçavralar içinde, açık havada, ıslak toprağın üzerinde iki yavrusu ile birlikte uzanmış, biri ölüm öncesi çırpınışlarla yaşamla mücadele veriyor, diğeri ise soğuktan kaskatı kesilmiş annenin göğsünden açlığını gidermeye çalıyor. Binlerce insan göz önünde ölüp tükeniyordu ve böyle manzaralara sık sık rastlanıyordu.

 

Hani bilsem ki okunacak, daha sayfalar dolusu yazarım ya  bitirelim yavaştan yavaştan.

Ermeniler 24 Nisan 1915 i ‘’Soykırım Günü’’ olarak Tüm dünyanın kabul etmesini sağlamak üzere çeşitli semboller kullanıyorlar. Bunlardan biri de yukarıda gördüğünüz ‘’Unutmabeni çiçeğidir.’’ Çiçeğin üstündeki yazıda ise ‘’Unutmadım ve talep ediyorum’’ Yazmaktadır.

Ne talep ediyorlar peki: Tanıtım, Tanınma, Tazminat, Toprak...

Peki Çerkezlerin de böyle bir sembolü var mı?

Varmış.

Karahindiba da  Çerkez Soykırımını hatırlatıyormuş bize.

Önce şiirini okuyalım

Benim Adım Karahindiba Çiçeği
Binlerce yıldır gökyüzünde uçarım.
Ovaları, dağları, denizleri, çölleri aşarım.
Sizin duymadıklarınızı duyar….
Sizin görmediklerinizi görürüm.
Ben Çerkezlerin 21 Mayıs 1864 tarihinde yaşadığı SOYKIRIM ve SÜRGÜNÜ gördüm ve bu trajedinin ŞAHİDİYİM
Bundan böyle ben…. 
Soykırıma uğramış… Sürgün edilmiş….. 
Kimliklerini, Kültürlerini ve Anadillerini yaşatmak için,
Onurlu bir şekilde mücadele eden
Tüm Çerkezlerin simgesiyim.
Bugünden itibaren, 
Beni nerde, nasıl, ne zaman görürseniz
Çerkezlerin SOYKIRIM ÇİÇEĞİ olarak HATIRLAYIN ve HATIRLATIN

O çiçeği  üfff diye üflerken Çerkez Soykırımını hatırına getiren bir tek Allah’ın kulu var mıdır acaba?


Evet, bütün dünya Ermeni soykırımını bilir de Çerkes soykırımını neden bilmez? Konumuz buydu ama dağıttım biraz.

Dünya Çerkez Soykırımını bilmez çünkü 1864 Yılından bu yana geçen 155 sene içinde Çerkezlere soykırım yapıldığını açık açık dile getiren bir tek Türk Devlet yöneticisi bile olmamıştır. Ancak 2015 Yılında  Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye tarihinde ilk kez bir devlet yöneticisi olarak Çerkezlerin uğradığı soykırımdan sadece ‘’ trajedi’’ olarak şu şekilde bahsetmiştir: ( Ermeniler’in
, Soykırımın 100 Yılı  anmalarına misilleme olmak üzere ancak o kadarını söyleyebilmiştir ilk kez bir T.C. Cumhurbaşkanı... )

 “Uluslararası zeminde fazlasıyla hakkettiği aksi henüz bulmadığını üzülerek gördüğümüz bu trajedide yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyor, başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşayan torunlarına başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Bu büyük trajedi sırasında hayatını kaybedenlerin hatırası önünde saygıyla eğilirken, herkese adil bir hafıza temelinde gelecek nesillere daha barışçıl, daha huzurlu bir dünyayı nasıl bırakabileceğimizi birlikte düşünme çağrımızı yineliyoruz’’

151. Yılında ancak ‘’Trajedi’’ diyebildiğimiz bir olayın, bir soykırım olduğunu  nasıl tüm dünyaya kabul ettirebiliriz ki? Nereden bakarsanız bakın Ermeniler bizden çok çok ilerideler bu konuda. Biz en az yüz- yüz elli yıl geriden geliyoruz.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Neden Ermeni Soykırımını Tüm Dünya Bilir De Çerkes Soykırımını Türkler Bile Bilm başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 21.05.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.