Nevruz--3.bölüm.--
Nevruz--3.bölüm.--
D) NUH  TUFANININ  SONA  ERMESİ  VE  NUHUN  GEMİSİNİN  KARAYA  ÇIKTIĞI  GÜNDÜR  NEVRUZ...

Başlığa  bakıp  da  ' Yahu o  Muharrem  ayı,  yani  aşure  olayı  ile  ilgili  değil  miydi?' Diye  soranlar  olacaktır  mutlaka.  Genel  inanış  evet  Nuh'un  Gemisinin  tufandan  sonra  karaya  çıktığı  gün  aşure  günüdür  lakin  bir  inanışa  göre  bu  tarih  21  Marttır.  Yani  Nevruz.

Evet..Tekrar  Cemşid'e  döneceğiz...Demiştim ya, Nevruz  efsanelerinin  çoğu  Cemşid'le bağlantılıdır  diye.

Dehhak'ın    Demirci  Kava  tarafından  öldürülmesinden  sonra Cemşid'in  evlatları  ve  torunları  tekrar  İran  ve  çevresine  hakim  olurlar ( Olaylar  aslında  Pers  İmparatorluğunun  hüküm  südüğü topraklarda  ve  bilhassa  Ninova  kentinde  geçmektedir  )    ancak  bu  arada  İran'da  putperestlik  yaygınlaşmıştır.  İşte  bu  noktada  efsanelerin  içine  Hürmüz,  Ehrimen  ve  Zerdüşt  de  dahil  olur  ve  konu  iyice  arapsaçına  döner.  (  Zaten  tam  bir  arapsaçıdır..Mesela  Dehhak'ın zalim  bir  Arap   ya  da  Asur Kralı olduğu    bile  yazar  efsanelerde  )  Neyse...

İnsanların  iyice  sapıtttığını  gören  Yüce  Allah  insanları  doğru  yola  yönlendirmesi  için  Nuh  Aleyhisselamı  gönderir ancak  insanlar  Nuh'a  inanmazlar.  Bunun  üzerine  Yüce  Allah  Nuh  Aleyhisselama  bir  gemi  yapmasını  ve  bu  gemiye  her  canlıdan  bir  erkek  ve  bir  dişi  almasını  emreder...

Sonrasını  biliyoruz  zaten...İşte  Nuh'un  Gemisinin Müslüman  ve    Musevi  inancına  göre  Cudi,  Hristiyan İnancına  göre  Ağrı  dağında  karaya  çıktığı  gündür  Nevruz.  Hz  Nuh  o  gün  gemide  bulunan  tüm  yiyecekleri  toplatmış,  büyük  bir  ateş  yaktırıp  bu  kazanda  yiyeceklerden bir  çorba  yaptırmıştır  ( Aşure )  Nuh  Peygamberin  ateş  yakmasına  izafeten  Nevruzda da  ateş yakılır  bir  inanışa  göre. 

E)  TÜRKLERİN  ERGENEKONDAN  ÇIKTIKLARI  GÜNDÜR  NEVRUZ.

Bozkurt  ve  Ergenekon  Destanları  Çin  kaynaklarında  yer  alan  ve  birbirinin  devamı  olan  destanlardır.  Konumuzla  ilgili  olanı  Ergenekon  destanı  olduğu  için  kısaca  bu  destana  değinelim.

Moğol ilinde Oğuz Kağan soyundan İl Han’ın hükümranlığı sırasında Tatar Türklerinin hükümdarı Sevinç Han Moğol ülkesine savaş ilan etti. İl'hanın idaresindeki orduyu Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak bozguna uğrattı. İl'hanın ülkesindeki tüm insanları öldürdüler. Yalnız İl'hanın küçük oğlu Kıyan ve eşi ile yeğeni Nüküz ile eşi kurtulmayı başardılar. Bunlar  düşman askerlerinin, onları bulamayacağı bir yere kaçmaya karar verdiler. Yabanî koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağıda dar bir geçite vardılar. Bu geçitten geçerek içinde akar sular,pınarlar, çeşitli bitkiler, çayırlar, meyva ağaçları, çeşitli avların bulunduğu bir yere gelince Tanrıya şükrettiler ve burada kalmağa karar verdiler. Dağın doruğu olan bu yere dağ kemeri anlamında “Ergene” kelimesiyle “dik” anlamındaki “Kon” kelimesini birleştirerek “Ergenekon” adını verdiler. Kıyan ve Nüküz’ün oğulları çoğaldı. Dört yüz yıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki Ergenekon’a sığmadılar. Atalarının buraya geldiği geçitin yeri unutulmuştu. Ergenekon’un çevresindeki dağlarda geçit aradılar. Bir  dişi  bozkurt ( Asena )  Onlara  yol  gösterdi  ve  demirden bir  dağın  eteğine  geldiler. 

Bir demirci, dağın demir kısmı eritirlerse yol açılabileceğini söyledi. Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşi yaktılar. Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklediler. Demir eridi, yüklü bir deve geçecek kadar yer açıldı. İl'hanın soyundan gelen Türkler yeniden güçlenmiş olarak eski vatanlarına döndü, atalarının intikamını aldılar.

Daha  sonraki  yıllarda  ve  asırlarda Türklerin  Ergenekon’dan çıktıkları gün olan 21 Mart’ta her yıl bayram yaptılar. Bu bayramda bir demir parçasını kızdırırlar, demir kıpkırmızı olunca önce Hakan daha sonra beyler demiri örsün üstüne koyup döverler. 

F)  HALİFELİĞİN  HZ.  ALİ'YE  VERİLDİĞİ  GÜNDÜR  NEVRUZ.

Sünni  İslam  inancına  göre  Hz. Muhammed (S.A.S) kendisinden  sonrası  için  bir  vekil  bırakmamıştır.  Herhangi  bir  vekili  de  bizzat  kendi  ağzından  ' Bu  benim  vekilimdir '  Diye  işaret  etmemiştir. Ancak  Alevi  İslam  inancına  göre  durum  böyle  değildir.  Hz  Muhammed (S.A.S) doğrudan  doğruya  halifeliği  Hz.  Ali'ye (R.A) bırakmıştır.  Şöyle  ki:  

Peygamberimiz(S.A.S) Veda haccından bir müddet önce Hz. Ali’yi (R.A)  Yemen’e vazifeli olarak göndermişti. Hz.. Ali (R.A)Veda Haccında Peygamberimizle(S.A.S) buluşacaktı. Hz. Ali, Mekke'de Rasûlullah'la buluşmak için Yemen'den dönüşünde biraz acele ederek önden gitti. Askerlerin başına arkadaşlarından birini vekil bıraktı. Bu vekili de Hz. Ali'nin Yemen'den getirmiş olduğu kumaşları askerlere dağıttı. Askerler bu elbiseleri giydiler. Mekke'ye yaklaştıklarında  Hz. Ali onları karşılamaya çıktı. Bir de baktı ki, Yemen'den getirmiş olduğu elbiseler, askerlerin üzerinde... Vekil olarak bıraktığı komutana kızarak:'Yazıklar olsun sana! Bu nedir?' Diye hesap sordu. Vekili şu cevabı verdi: ' Peygamberin  huzuruna çıktıkları  zaman askerlerin biraz düzgün kıyafetleri olmalarını istedim. Onun için onlara bu elbiseleri giydirdim.' Hz.  Ali  daha  da  kızdı. 'Yazıklar olsun sana! Bunlar Rasûlullah'ın yanına gitmeden, elbiseleri üzerlerinden çıkar.'Bunun üzerine askerlerin üzerindeki elbiseleri çıkarttırdı ve tekrar yerlerine koydurdu  fakat  askerler, Hz. Ali'nin kendilerine yaptığı bu muameleden şikayetçi oldular.

İbn İshak, Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «İnsanlar Ali'yi şikayet ettiler. Peygamberimiz onlara “Ey insanlar, Ali’yi şikayet etmeyiniz. Vallahi  o  Allah (C.C)  yolunda şikâyet edilmez” dedi.

Veda   Haccı  dönüşü Gadir Hum mevkiine geldiklerinde de mola verdi Gadir-i Hum Mekke ile Medine arasında Cuhfe yakınlarında bulunan bir mevkinin ismidir. Orada bir müddet istirahat edip öğle namazını kıldıktan sonra, Sahabilere hitaben şöyle bir konuşma yaptı:

“Ey insalar! Haberiniz olsun ki, ben de ancak bir insanım, Çok sürmez Yüce Rabbimin elçisi bana gelecek, ben de onun davetine icabet edeceğim. Ben size kıymeti ve mesuliyeti ağır iki emanet bırakıyorum: Birincisi Yüce Allah’ın (C.C)  Kitabıdır ki, onun içinde hidayet ve nur vardır. Cenab-ı Hakkın kitabına sımsıkı sarılınız. İkincisi de Ehli Beytimdir. Ehli Beytime muamele hususunda size Allah’ı (C.C) hatırlatırım.

İşte  Gadr-i  Hum  Olayı  da  denilen  bu  olayda  Hz. Muhammed'in (S.A.S)  söylediği  bu  sözler  kendisinden  sonra  Hz  Ali'yi  halife  yani  vekili  olarak  işaret  etiğinin  bir  göstergesi  olarak  kabul  edilir  aleviler  tarafından  ve  ' Halifelik  Hz.  Ali'ye  verildi.'  derler.  Alevi  inancına  göre  Hz  Ali'ye  halifeliğin  verildiği  gündür  Nevruz.  Hatta  Hz.  Ali'nin  Hz.  Fatma  ile  evlendiği  gündür  aynı  zamanda.   

Nevruzla  ilgili  olaylar  içinde  tek  efsane  olmayan  olay  bu  Gadr-i  Hum  olayıdır.

Türkiye  dışındaki  Türk  dünyasında çok  daha  görkemli  bir  şeklide  kutlanan  Nevruz  Türkiye'de  zamanla  -sanırım-  Hıdırellezle karıştırılmış  ve  baharın  başlangıcı  21  Martta  değil  de  6  Mayısta  Hıdırellez  bayramı  olarak  olarak  kutlanır  olmuştur çünkü  diğer  Türk  dünyasındaki  Nevruz  geleneklerinin  neredeyse  tamamı  bizde  Hıdırellezde  yaşatılmaktadır.  Nevruzla  ilgili  tek  hatırladığım  ise  memleketim  Kars'ta  'Acem  '  Dediğimiz  vatandaşlarımızın  bize  garip  gelen  bazı  adetleridir  ki  bunlar  içinde  özellikle  komşularının  kapılarını  dinlemek  bana  çok  acayip  gelirdi.  Başka  zaman  için  çok  ayıp  olan  bu  davranış o  gün  için  ayıp  sayılmazdı.  

Öyle  ya  da  böyle...Sonuçta  bu  bayram  bizim  bayramımızdır. Bütün  Milletimize  Kutlu  Olsun.
Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Nevruz--3.bölüm.-- başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 26.03.2019 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.