Eklenme Tarihi : 09.01.2018
Okunma Sayısı : 435Yorum Sayısı : 14
Etiketler
Sami Bibero
Sami  Bibero
tarafından eklendi
09.01.2018
Günün Yazısı

Bu Yazı 10.01.2018 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Son Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
''okumak İstiyordum Ama Annem Babam Okutmadı '' Bir Mazeret Değildir.
''okumak  İstiyordum  Ama  Annem  Babam  Okutmadı '' Bir  Mazeret  Değildir.
''OKUMAK  İSTİYORDUM  AMA  ANNEM  BABAM  OKUTMADI '' BİR  MAZERET  DEĞİLDİR.

Değerli  arkadaşım  Nesrin  Önem'e (  Sahra yeli ) ve  onun  gibi  daha  pek  çok  ''  Okumak  istemiştim ''  Diyen  kızlarımıza/kadınlarımıza  ithaf  edilmiştir.

Not:  Bu  yazı  değerli arkadaşım  Nesrin  Önem'in  '' Okumak  İstemiştim ''  Başlıklı  yazısından esinlenerek  kaleme  alınmış  bir  anı   makaledir. 

.........................................................................................................


Ülkemizde  genelde  bayanlardan  duyduğumuz  bir  söz  vardır: ''Okumayı  çok  istiyordum  ama  annem  babam  okutmadı''

Evet  doğrudur.  Toplamda  35  seneye  yakın  yaptığım  öğretmenlik  mesleğim  süresince  bazı  ailelerin  özellikle  kız  çocuklarını  okutmadıklarını  çok  gördüm.  Bunun  elbette  ki  oldukça  fazla  sebepleri  vardı.   Bunların  başında ise ekonomik  sebepler  geliyordu.  Fakir  aileler  kız  çocuklarını  okutmak  istese  de  okutamıyordu.  Yani  tercihlerini  erkek  çocuktan  yana  kullanıyorlardı  ki  erkek  çocuklarını  bile  okutamayan  bir  hayli  çoktu.

Gerek kız  gerek  erkek  çocukların, özellikle  de  kızların  bilhassa  artık  aile  ve  yakın  çevre  baskısından  kurtuldukları  üniversite (  bazen  lise )  dönemlerinde  yanlış  arkadaşlıklar,  yanlış  yönelmeler  sonucunda  çeşitli  terör  örgütlerinin  kucağına  düşmelerinden  tutun  da barlarda  payvonlarda  sürten  serseriler  haline  gelmelerine  kadar  pek  çok  örnekler  de  anne  babalarının  çocuklarını  belli  bir  süreden  sonra  okutmamalarının  bir  nedeniydi.

Bir  diğer  sebep  de  tabii  ki  ''  Kız  çocuk   okuyup  da  ne  yapacak''  meselesiydi.  Evet,  kız  çocuk  nesılsa  evlenecek,  çocuk  doğuracak,  evinin hizmetinde  at  gibi  koşturup  duracaktı.  O  halde  okumasına  ne  gerek  vardı(!)  

İşte  bu  ve  daha  pek  çok  sebepler  yüzünden  biz  öğretmenler  ne  kadar  ''Kız  çocuklarınızı  mutlaka  okutun''  desek  de  okutmayanların  sayısı  hiç  de  küçümsenmeyecek  kadar  fazlaydı.

Evet,  şimdi  o  kızlardan  üçüyle  tanıştıracağım  sizleri.

Demet,  emekli  olduktan  sonra  tanıştığım  bir  kız  öğrencimdi.  Onunla  emekli  olduktan  sonra  çalışmaya  başladığım  bir  özel  akşam  lisesinde  tanıştım.  O  yıllarda( 2009-2013  Yılları )   27-28  yaşlarında  mankenlere  taş  çıkartacak  bir  güzelliğe  sahip,  oldukça  şirin,  sempatik,  sıcak kanlı  bir  kızdı.  

Demet,  lise  diploması  almak  için devam  ediyordu  akşam  lisesine.  

İşin  ilginci  bir  lise  diploması  almak  için  akşam  lisesine  devam  edenler  içinde  mesela  iki  çocuğu  olan 40  yaşlarında  bir  anne  vardı.  51  Yaşında  ve  bir  benzin  istasyonu  olan oldukça  zengin  bir vatandaş  da  lise  diploması  almak  için  akşam  lisesine  kaydolmuştu.  Pek  çok  dizide  kameraman  olarak  çalışan  bir delikanlı  da  lise  diploması  almak  için  bizim  okula  kaydolmuştu.  Ve  herkesin  tanıdığı  ünlü  manken-  aktör  Kıvanç  Tatlıtuğ  bizim  okuldan  diploma  almış  öğrencilerden  biriymiş  (  Ben  göreve  başlamadan  önce  mezun  olmuş ) 

Evet  pek  çok  öğrencimiz  vardı  bir  lise  diplomasına  sahip  olmak  için  akşam  lisesine  kaydolan  ama  bu  öğrencilerin   yaklaşık  yüzde  doksanı  sadece  diplomanın  peşindeydi.  Yani  artık  lise  diploması  olmayanı  hiç  bir  işe  almadıkları  için  bir  lise  diplomasına  sahip  olmak  istiyorlardı  ama  okulla,  derslerle  hiç  bir  ilgileri  yoktu  okula  bir  tek  gün  defter,  kitap,  kalem  gibi  araçlarla  geldikleri  görülmüş  şey  değildi.  Demet  ise  diğer  yüzde  onluk  dilimdeydi.  Yani  derdi  sadece  bir  lise  diploması  almak değildi.  Daha  da  ileriye  gitmek  istiyordu. Oysa  oldukça  iyi  bir  işi  vardı:  O  bir  güzellik  uzmanı  ve  aynı  zamanda  kuafördü. İyi  para  kazanıyordu.  Çünkü  işinin  patronuydu  aynı  zamanda.

Bir  gün  teneffüste  Demet'le  konuştum.  Anne tarafından en  son  görev  yaptığım  ve  aynı  zamanda  eski  eşimin  memleketi  olan  Fethiyeli  olduğunu  öğrenince  onun  hikayesini  merak ettim.  O  da  anlattı.

Anne-  babası  ilkokulu  bitirinceye  kadar  okutmuşlar.  Daha  sonra  okutmak  istememişler.  Sonrasında  anne-baba  arasında  geçimsizlik  ve boşanma  söz  konusu  olmuş.  Demet  annesiyle  yaşamaya  başlamış.  On  altı yaşına  gelince de  annesi  onu  evlendirmeye  kalkmış.  Bunun  üzerine  evden  kaçmış  Demet.  İstanbul'a  gelip  bir  kuaför  salonunda  önce  en  basitinden  temizlik  işerine  bakmış.  Zamanla  ilerlemiş  ve  usta  bir  kuaför  olmuş.  Bu  arada  da  orta  okulu  dışarıdan  bitirmiş.

Bizim  okula  kaydolduktan  sonra  diğer  pek  çok  öğrencinin  aksine  canla  başla  ders  çalışan,  nerede  boşta  bir  öğretmen  görse  ''  Hocam beni  biraz  çalıştırır mısınız  ''  Diyen  gayretli  bir  kızdı.  Özellikle  de  Tarih  dersine  çok  ilgi  duyuyordu.  Bazen  okulun  bahçesinde  aniden  arkadan  belime  dolanır,  ''  Hocam  haydi  biraz  tarih  çalıştırın  beni''  derdi.  Çalıştık,  çalıştık,  çalıştık...

Sonra  mı?

Dört  sene  bizim  öğrencimiz  olarak  canla  başla  derslerine  çalışan  Demet,  okulumuzdan  başarıyla  mezun  olup  lise  diplomasını  aldı.  Ancak  bu  kadar  değildi  hepsi.  Aynı  sene  Zonguldak  Bülent  Ecevit  Üniversitesi  Fen Edebiyat  Fakültesi  Tarih  Bölümünü  kazandı.  Eminim  şimdi  çoktan  mezun  olmuştur.  Çünkü  maalesef  ben  o  okuldan  ayrıldıktan  sonra  irtibatı  kaybettik.

İkinci  kızımız  kırk  dokuz  yaşında... İlginçtir  ki  o  da  Fethiyeli.  Pek  çok  şair-yazar  arkadaşımızın  tanıdığı, benim  de  şahsen  tanıma  bahtiyarlığına  erdiğim  bir  arkadaş. Adı: Sevda  Aytan  ( YESILMAWI )

Okumak  aşkı,  içinden  hiç  eksik  olmamış.  Oldukça  uzun  bir  aradan  sonra  Üniversiteli  olmuş  2017  Yılının  Eylül  ayında.

Bakın  bu  durumu  kendisi  nasıl  anlatıyor  esprili  bir  dille.

''30 yıl aradan sonra 42 sinde okula başlarsan,(  Yani  42  Yaşında  Liseye  başlamış )  bir de utanmayıp üniversite sınavına girersen, daha da beteri bir de yanlışlıkla açık öğretim yerine normal eğitimi seçersen. Nasıl olsa tutmaz deyip umursamazsan olacağı budur 😄 belki bir çocuğun eğitim hakkını elinden almış yerine yerleşmiş olabilirim ama tamamen tesadüf. Beni affetsinler 😊 yaş 49 ne işin vardı demeyin hevesti 😊teneşir paklamaz inşallah 😂 hayırlısı 🙈🙉🙊🐞🍀''

Sevda  Aytan  arkadaşımız  I.  Dönemi  başarıyla  tamamlamış.  II.  Dönemi  de  aynı  başarıyla  tamamlayacağından  adım  kadar  eminim. 

Şimdi  gelelim  üçüncü  kızımıza.

Üçüncü kızımız  biraz  daha  yaşlıca...Şu  an  itibariyle  benim  yaşlarımda   yani  en  azından altmış  yaşında  var.  Bizim  şair  arkadaşlarımızdan  biri  ve  pek  çok  edebiyat  sitesinde  şiirleri  olan  bir  arkadaş...  Adını  yazmadan  pek  çoğunuz  tanıdınız  sanırım.  Adını  yazınca  da  bilmeyenlerin  ''Aaaaaa?''  diyeceklerinden  eminim.  Evet,  bu arkadaşımız  Saadet  Kılıçaslan'dır.  Zaten  daha  resmi  görür  tanıyanlar  pek  çok  olmuştur  mutlaka.

Saadet  Hanımın  hayatı inanın  hiç  birimizin  hayatından  daha  kolay,  daha  rahat  bir  hayat  değildi.  Halen daha  öylesine  sıkıntıları,  öylesine  dertleri  var  ki  anlatılacak  gibi  değil. Ama  her  şeye  rağmen  bir  hayali  var:  Üniversite  bitirmek.

Saadet  Hanım  şu  anda  açık  öğretimden  lise  diploması  almak  için  canla  başla  bir  uğraş  içinde.  Bir  kaç  dersi  kalmış.  Onları  da  hallettiğinde  lise  diplomasını  alacak.  Ama  onun  hayali  basitçe bir  lise  diploması  değil.  Üniversiteye  girmek  ve  oradan  da  diploma  almak  almak  istiyor.  

Demek  istiyorum  ki  evet  bazı  nedenler,  bazı  engeller  yüzünden  okutulamadınız  belki  de.  Ama  hep ''  beni  okutmadılar.  Okumak  içimde  bir  ukde  olarak  kaldı '' Mazeretinin  arkasına  da  saklanmayalım.  Yaşınız kaç  olursa  olsun  eğer  okumayı  can-ı  gönülden  istiyorsanız  siz  de bir  Demet ,  Sevda ya  da  Saadet  Hanım  olabilirsiniz.  Yeter  ki  candan  isteyin...
Evet,  isterseniz  olur.  Yeter  ki  bir  hayaliniz  olsun. Tıpkı  Demet  gibi, tıpkı  Sevda Hanım  gibi,  tıpkı  Saadet  Hanım  gibi...



RESİM: 

1- Sevda Aytan arkadaşımız ve  gerçekleşen  hayali

 2-Saadet  Kılıçaslan  arkadaşımız  ve gerçekleşecek olan  hayali...''  O  cübbeyi  bir  gün  mutlaka  hakkederek  giyecek  ve  o  kepi  fırlatacağım havalara''  Diyor. 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( ''okumak İstiyordum Ama Annem Babam Okutmadı '' Bir Mazeret Değildir. başlıklı yazı Sami Bibero tarafından 09.01.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Sami Bibero sorumluluğundadır. Sami Bibero hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.