Eklenme Tarihi : 22.06.2018
Okunma Sayısı : 928Yorum Sayısı : 1
Etiketler
Y. GÜLÜM
Y. GÜLÜM
tarafından eklendi
22.06.2018
Son Köşe Yazıları
Paylaş
SİTE BÖLÜMLERİ
Ölümün Öteki Yüzü...
Ölümün Öteki Yüzü...

Ölümün öteki yüzünü merak ediyorum belki de sonlanmasını tahayyül ettiğim kadar kaderimle uzlaşamadığım.

 

En içli ve yorgun tefrika sessizlik, aşkın hulasa varlığında içime sindiremediğim kadarım belki de yüksündüğümdür yine iç sesimin bitap düşüren çığlıkları.

 

Aşkı hak edenle kirletenlere bakıyorum da ve baktığımla kalmayıp sayısız kere örseleniyorum.

 

O devasa yangını mabedimin.

 

O kaçkın mizacı içimdeki yorgun çocuğun.

 

Devinimi bitimsiz duygular ve hayatın ritminde kursağımda takılı kalanlar kadarıyla adımlıyorum dünden kaykılmışlığımı, yarına dair kaygılarımı ve an’ımdaki kifayetsizliğim ile.

 

Andıklarımla hemhal, görmediklerimden muzdarip aslında akla zarar bir dokunuş ve men ediş işte birin ikiye olan garezi, aşkın nefrete duyduğu husumet ve bizleri birbirine düşüren nice kinaye erbabı.

 

Yakası ayrı kıtalarda şehirler kadar da yalnızlığın hicvine tutsak.

 

Körpe beyinlerdeki asalet yine hayatın ritmine odaklı ve geçitlerde kaybolup her nasılsa geçit vermediğimiz insanlar ve hülasa kaygılarla devingen ruhun kıymete bindiği bir satır aralığına gizlendiğimi de saklayamazken kimselerden.

 

Gönül borcum olan kim ise aslında can borcuma nispeten öfkemi söndürüp sevgime sahip çıktığım sanırım üçayaklı ve şaibeli bir ısrar, yine kıtalar aşındırdığım yine boyutsuzluğumu sergilediğim ve kimliğimi örseleyen sonra da kayıp ufka karışan bir yıldız gibi minvalinde ömrün kayıtsız duraklar ve yüzüme çarptığım soğuk suyun etkisiyle geceyi gündüzü birbirine karıştırdığım…

 

Ufaldığım…

 

Büyüdüğüm.

 

Aslında büyümekten bile aciz ve suya hasret bir çiçekten hallice.

 

Muaf tutulduğum hangi duvar?

 

Hangi yasa?

 

Hangi badire?

 

Hangi yoksunluğu dile getirsem de içimdeki varlığın gücüne vakıf o bilinmezi de lav etsem, demek aklımın ucundan dahi geçmez iken.

 

Soytarı bir şiire sarıldığım yine imgeleri doğurgan dizelerde tavaf ettiğim ruhum sonra da bir hikâye derlediğim belki dertlendiğim belki demlendiğim kadar dellendiğim sonra da yüzükoyun serildiğim bu da yetmezmiş gibi mimlendiğim, kibrine yenik düşen insandan yana kaygımla sonlandığım ve sonlanmasını dilediğim bir hayat kadar da muzdarip olduklarımı yere göğe sığdıramazken eşrafım.

 

Bir katre dahi payım da yok oysa zira hiçliğimi kurguluyorum her yeni gün.

 

Vakıf olduğum değil de uzağında olduklarım.

 

Uzağında olsam da içimdeki şerbetin tadına haiz bir yürek sesi ile büyüttüğüm acılar yine açan yeşilin, kokan çiçeğin ve sonlanan hayatların da diğer adı.

 

Bir kurama bel bağlayıp, bir aşkı resmedip ve kükürtlü bir sabunla dezenfekte ettiğim bilumum mikrop hani olur da dünya gözü ile mutluluğu tadarım umuduna yenik düştüğüm her yeniyi hibe ettiğim mazim.

 

Yeni bir gün.

 

Yeni bir insan.

 

Yeni bir aşk.

 

Ya ben?

 

Eskilerimi büyüttüğüm kadar var/mış gözümde, diyebilmenin de sitayişi yine rahvan bir kıyıda, ucube bir varlık görüp de korktuğumu iddia edip yine korkularım ayyuka çıkarken gördüğümün de ne olduğunu bilmez iken.

 

Bir deli rüzgârım madem.

 

Madem matemimle içli dışlıyım.

 

Mademki mutlak kaygılarımı öteleyebiliyorum yine mutluluğa şerh düştüğüm her ümidi gözümden sakındıklarımla içli dışlı bilip de paylaşmanın rehavetine tutsak bir yandan da hayatın kaygan zeminine yenik belki de külfet bildiğim acıları mutlak rotamdan atıp da yeni bir bene kanat açmışken… gerçi mümkün olmayan ne ise istiyorum ve ne ise anlamsız anlam yüklüyorum, demekten yorgun düşüp de yorulduğumu gizlerken içimdeki mızmız çocuktan.

 

Beni biz yapan aslında biz denen terennümde sayısız soru ile haşır neşir sonra da cevaplarını kaybettiğim soru anahtarına yazmayı unuttuğum ismim.

 

Cahil bir öğrenciden yok farkım ne de olsa çığlıklarımı sağır sultan bile duydu bu yüzden öğrenmekten yana kaygılarımı sonlandırdığım her yeni insan ve her yeni dünya yine tanışmak adına müşerref olduğum belki de yeni baştan inşa etmek adına haiz olduklarımı değil de aciz olduğum tüm duyumlarda ve söylemlerde mutluluğa ramak kala sür-git sessizliğimin de mimarı iken nice gel-git ta maziden taşıdığım ama her nasılsa aşınmak bilmeyen iç sesim belki de kimsesizliğime sahip çıktığımdan bile öte…

 

 

 

 

 

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Ölümün Öteki Yüzü... başlıklı köşe yazı Y. GÜLÜM tarafından 22.06.2018 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan yazının hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
 
Bu sayfadaki tüm yazı ve içerikler Y. GÜLÜM sorumluluğundadır. Y. GÜLÜM hakkında bilgi ve yazılarına ulaşabilirsiniz.
Yukarı/
© 2008-2016 Edebiyat Evi | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.